Ata Alp And


ATATÜRK VE MÜZİK-6


Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti’nde neyzen olarak yer alan (1925/1930) Burhanettin Ökte’nin Atatürk ile ilgili anıları, Atatürk ve müzik hakkındaki bazı konuları aydınlığa kavuşturmaktadır:
“Atatürk’ün yakın çevresi O’nun Klasik Batı Müziği’ni de sevdiğini, dinlemekten hoşlandığını söylemişlerdir. Ancak Atatürk’ün müzik konusundaki tavır ve yaklaşımına tanık olanlar ve döneme ait kaynaklar onun kişisel olarak türküleri ve alaturka eserleri çok fazla tercih ettiğini ifade etmektedirler.”
Bu da, daha önce de konusu geçtiği gibi, Türk müziğinin Batı Müziği tekniği uygulanarak gelişimin sağlanması yolundadır. Tabii bu ara, Türk müzik tarihinde yer alan bir Türk Müziğinin yasaklanması, radyo repertuvarından dışlanması, seslendirilmemesi gibi bir konu da vardır… Şimdiye kadar herhangi bir duyum almadığımız gibi, yaptığımız araştırmada da Atatürk’ün Türk Müziği’ni yasakladığı yolunda herhangi bir açıklama ya da talimatlarına rastlamadık.
Dönemin İç içleri Bakanı Şükrü Kaya ile Basın Yayın Müdürü Vedat Nedim Tör’ün Türk Müziği yayınlarını 8 ay kadar bir süre radyo yayınından kaldırdığı, çarpıtılan bir yanlış anlamaya bağlanıp, daha sonra Atatürk’ün verdiği bir talimatla yeniden başlamıştır.Vasfi Rıza Zobu, anılarında, Atatürk’ün konu hakkındaki sözlerini şöyle dile getirmektedir:
“Ne yazık ki benim sözlerimi yanlış anladılar. Şu okunan ne güzel bir eser. Ben zevkle dinledim. Sizler de öyle. Ama bir Avrupalıya bu eseri böyle okuyup da bir zevk vermeye imkân var mı? Ben demek istedim ki, bizim seve seve dinlediğimiz Türk bestelerini onlara da dinletmenin çaresi bulunsun. Onların tekniği, onların ilmiyle, onların sazları, onların orkestraları ile çaresi her ne ise. Meselâ Ruslar ne yapmışlarsa. Biz de Türk Musikisini milletlerarası bir sanat haline getirelim. Türk’ün nağmelerini kaldırıp atalım da sadece Batı milletlerinin hazırdan musikisini alıp kendimize mal edelim, yalnız onları dinleyelim demedim. Yanlış anladılar sözlerimi, ortalığı öyle bir velveye verdiler ki, ben de bir daha lafını edemez oldum.”
Ahmet Cevdet Emre, Atatürk’ün Türk Müziği ile ilgili düşünce ve çalışmalarının hatalı yorumlanması nedeni ile “iki şeyde inkılap olmaz; Dilde ve musikide” dediğini belirtmiştir.” Konu buraya gelmişken şunu da belirtmek gerekirse, komalarıyla, makamlarıyla, hız ve söylemiyle, Türk Müziğinin Batı tekniğiyle evrenselleşmesi birkaç ayda, genelleşen bir uygulama taşıyacağı da kuşkuludur. Bu tür kavramlı, temelli, topluma mal olan, halka inen ve yaygınlaşan bir müzik türünün, o günkü toplumsal, eğitim, sosyo/ekonomik ve sosyo/kültürel yaşanmışlıkların imbiğinden süzülerek gelen; çağdaşlaşma/uygarlaşmaya koşut uzun yıllar gerektiren bir süreç olduğu da su götürmez bir gerçektir.


*(MÜYOBİR Sitesi)



YAZARLAR

  • Cumartesi 0 ° / 0 ° Yok
  • Pazar 0 ° / 0 ° Yok
  • Pazartesi 0 ° / 0 ° Yok
  • BIST 100

    1.391%-1,63
  • DOLAR

    8,7540% 0,40
  • EURO

    10,3892% -0,08
  • GRAM ALTIN

    495,47% -0,34
  • Ç. ALTIN

    817,5255% -0,34