CENGİZ ARCAN


DOĞAN CÜCELOĞLU


Ölüm haberini duyunca üzüldüm ve yazarla ilgili bir anım aklıma geldi.
Tanrı bağışlasın onu; kitaplarını severek okuduğum, özünden kopmamış, bilgisiyle ve eserleriyle memleketimizin gençlerine ışık olan bir yazardı. 
İki binli yılların başıydı. Üniversiteli gençlerin uğrak yeri olan bir Cafe’de yeğenimle buluştuk.
Çaylarımızı içerken yazar Psikolog Doğan Cüceloğlu’nun  “Savaşçı” isimli kitabını yeğenime hediye etmek için çantamdan çıkarıp masanın üzerine koydum.
Yazarın daha önce birkaç kitabını okumuştum. Savaşçıyı ise çok beğenmiştim.
Yeğenime kitap ve yazar hakkında bilgi verirken yan masadaki gençler de birbirlerine bizi ve kitabı göstererek konuşuyorlardı. Bu konuşmalar kitabin ve yazarının ne denli tanınmış olduğunu gösteriyordu ki yeğenim bana kitap için canı yürekten teşekkür etti.
Aslında benim teşekkür etmem gerekiyordu, çünkü okumasını sevenlere kitap hediye etmek beni hep mutlu eder. 
Bugün, Cüceloğlu’nun tüm kitapları ve makalelerinin tekrar tekrar okunması gerektiğini  düşünürken kafama bir şey takıldı. Bizim memleketimizin kıymetli bir çok yazarı var. Acaba gerektiği kadar okunuyorlar mı? Okunması için devletimiz okuyuculara ve yazarlarımıza sahip çıkıyor mu? Okuyucu ile yazarlar arasındaki iletişim kolaylaştırılıyor mu?
Bu sorularla kafamı zorlarken bir sevinç duydum. Ölümün ardından duyulan bir sevinç.
Yazar, kaçılmaz olan ölüme teslim olmuş ama gelecek kuşaklara eserlerini bırakmıştı.
Bol nutuk atıp, bu dünyaya bir şey bırakmadan ölüp gidenlere inat ne güzel bir gidişti bu.
Saygıdeğer yazarım, Tanrı bağışlasın seni
Not: Altta yazar Doğan Cüceloğlu'na ait bir makale paylaşıyorum. Okuyanların gönlünde bir şeyler kıpırdayacağını umuyorum.
Selamlar:
Hiç bir art düşüncem,her hangi bir siyasi görüş için  paylaşmıyorum!!Sadece düşünce ve fikirlerine katıldığım,belki sizlerinde beğeneceğinizi umduğum için...
Doğan Cüceloğlu:
“Ben Amerika'da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika'da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar kesinlikle olabilir ama genellikle böyle.
Türkiye'ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum. Şehirleşme ve eğitim. Türkiye'de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum. Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor. Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu yoktur.
Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa, onda değerler bilinci çok yüksektir. Sanki eğitilmiş Amerikalı.... Burada çok önemli bir gözlem var. Bunun üzerine düşünmek lâzım.
Benim analığım yörüktü. Annem öldükten sonra babam yeniden evlendi. Biz ona anne demedik, Ayşe teyze dedik. Ben daha on yaşındayım, sapanla vicik dediğimiz küçücük bir kuşu vurmaya çalışıyorum. 'Vurma oğlum' dedi. Ben, sen ne bilirsin Yörük karısı tavrı içinde,  'Ne var parmak gibi küp küçücük kuş' dedim.
Analığımın cevabı:'Yavrum! Canın küçüğü büyüğü olur mu? Allah her birine bir can vermiş. Vurma yavrum günah.' dedi.
Şu derinliğe bakın. Okuma yazması yok bu kadının. Yıllar Sonra bunun anlamını anladım. Anladığım zaman ağlamaya başladım.
Konferanstayım, böyle gözyaşı dökerek ağlıyorum. Yanımdaki Amerikalı kadın, ne oluyor bu adama diye meraklanmaya başladı. Ne oluyor dedi. O kadar mutluydum ki, 'çok mutluyum' dedim ağlayarak. Kendi kendime 'Ya Rabbi! Çok şükür. Sağken bunun farkına vardım.
Biz bütün insanlar kardeştir deyince sanki çok şey söylüyoruz. Kadın bunları aşmış. Canlardan oluşan bir aile, büyük küçük yok. Hepsi birbirine eşit. Onur eşitliği var. Canın büyüğü küçüğü olur mu? Allah hepsine can vermiş. Şu bilinci görüyor musunuz? Nereden geliyor bu?
Bu, tasavvuf kültüründen geliyor. Bu yayılmış. Eğer şehirleşme ve eğitim ele geçirmemişse, hâlâ bu mayamızda var. Ben zamanım olsa, hiç şehir yüzü görmemiş hiç okumamış köylülerin, özellikle yaşlı kadınların arasında zaman geçirip, onlardan bilgelikler öğrenmek isterim.
Bu topraklarda neler birikmiş. Ne insanlık deneyimleri var. Bir de doğadan kopmamış. Sürekli doğayla haşır-neşir içerisinde o bilgelikler bilenmiş. Kitap bilgisi değil. Farkına varmış ve bir yere oturtmuş.”
Doğan Cüceloğlu



YAZARLAR

  • Pazar 28 ° / 15 ° Bulutlu
  • Pazartesi 32 ° / 18 ° Bulutlu
  • Salı 29 ° / 16 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.408%0,03
  • DOLAR

    8,0614% 0,68
  • EURO

    9,6770% 0,74
  • GRAM ALTIN

    460,45% 1,36
  • Ç. ALTIN

    759,7425% 1,36