CENGİZ ARCAN


ANKET


Sosyal medyada bir anket yapılmış. Soru şu. 

Atatürk Müslüman mı, değil mi?

1-Ne önemi var.

2-Evet

3-Hayır

“Ne önemi var” cevabı ezici bir çoğunlukla başı çekmiş. Aynı zamanda isabetli bir cevap olmuş fakat ben konuya değişik bir açıdan bakacağım. 

Bir kişi kendini ne olarak görüyorsa öyledir. Bir başkası, kişi veya kişilerin ne olduğuna karar veremez ve böyle bir yetkisi de yoktur. Bu yetki sadece Tanrı’ya aittir. 

Kur’an’daki bir ayette Tanrı şöyle diyor: “O Yahudilerin, Hristiyanların ve Sabilerin içinde çok iyi Müslümanlar vardır.”

(Sabiler, o yıllarda o bölgede yaşayan ufak bir dini grup.) 

Bu ayete baktığımızda, Müslüman olmak belirli bir dinin mensubu olmak değil.

Böylece bir kişinin, bilhassa Atatürk’ün Müslüman olup olmadığını tartışmak abesle iştigaldir.

 Bence insanların, bilhassa liderlerin mensubiyetlerinden daha çok insanlığa yaptığı hizmetlerine bakmak gerekir. Zannediyorum ki, Tanrı da böyle bakıyor. Çünkü insanın en iyi ibadet şekli (insana hizmeti) budur. 

Tanrı, bir insanın diğer bir insana köle olmasını istemiyor. İnsanlar arasında efendi köle ilişkisini kabul etmiyor.

Bizler “Alemlerin Rabbi (Efendisi) Allaha hamd olsun.” ve “Allahtan başka ilah yoktur.” derken  tek Efendinin Tanrı olduğunu ve insanlar arasındaki “efendi-köle” ilişkisini reddettiğimizi beyan ederiz.

 Fakat kendimize baktığımızda, ağzımızdan çıkan bu sözlerin hakkini vermediğimizi  ve bu sözlerin gönlümüzde yer edinmediğini görüyoruz.   

Atatürk’e baktığımızda ise askeri ve sivil bir çok cephede  “Tam bağımsızlık” uğruna verdiği savaşları görüyoruz.

Bağımsız olmak, kimsenin kimseye köle olmaması; Tanrı’nın tüm insanlardan istediği en önemli ibadet bu.

Tanrı, bizden bir de şunu istiyor. Tüm insanlara “Halifelerim (yardımcılarım) olun.” diyor.

Tanrı’ya halife (yardımcı) olmak ne demek?

Tanrı’nın istediği gibi doğayla uyumlu, insanı köleleştirmeden ve köleleşmeden hizmet ederek, sisteme uyumlu yaşayarak Tanrı’nın halifeleri olabiliriz. Adaleti ve vicdan sesimizi göz ardı etmeden çalışarak Tanrı’ya yardım etmiş oluruz. 

İnsanın, insana ve insanlığa hizmeti; bu kutsal görev Atatürk ile zirve yapmıştır. Tanrı kabul etsin, en doğrusunu yine O bilir. 

Şimdi kimin Müslüman olup olmadığına karar verme yetkisini Tanrı’ya bırakarak başta kendimize ve tüm insanlara şu soruyu soralım.

Atatürk, Tanrı’ya ne kadar yakın olmuş?

Bizler Tanrı’ya ne kadar yakınlaşabildik? 

Atatürk zamanına kadar hepimiz padişahların kulu idik. Köle pazarlarında satılıyorduk. Her köyde ve mahallede ki köy ağalarına, Şeyhlere, Şıhlara ve aşiret reislerine secde ediyorduk.  Oysa Allah bize “Rabbiniz (efendiniz) benim. Benden başka ilah edinmeyin.” demişti. Bizler ise Tanrı’ya söz verdiğimiz halde kendimiz gibi insanları efendi edinip onlara kulluk yapıyorduk.

Atatürk bize bağımsızlığı, özgürlüğü öğretti. Onurlu bireyler olarak sadece Allah’a kul olmayı öğretti. Maalesef bizler Atatürk’e ve Allaha ihanet ettik. 

Şimdi soruyorum:

Bizler Atatürk’ün Müslümanlığını sorgulamaktan utanmıyor muyuz? 

Tanrı, nankörlüğümüzü karşılıksız bırakmayacaktır.

Tanrının dediği olur/oluyor/olacak.



YAZARLAR

  • Salı 33 ° / 17 ° Güneşli
  • Çarşamba 31 ° / 15 ° Güneşli
  • Perşembe 32 ° / 15 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.454%-0,48
  • DOLAR

    8,3039% 0,38
  • EURO

    10,1282% 0,89
  • GRAM ALTIN

    489,87% 0,28
  • Ç. ALTIN

    808,2855% 0,28