CENGİZ ARCAN


HASRET YOLCULUĞU


Berlin’in yeni hava alanından memlekete uçuyorum. 

Berlin’de iki hava alanı olmasına rağmen üçüncü hava alanını yaptılar ve diğer iki hava alanını kapadılar. 

Milletlerin mi yoksa siyasetçilerin mi çok paraları var anlamıyorum. Aralarında İsraf yarışı yapıyorlar sanki.

Sabah dörtte kalktım ve saat altıda yola koyuldum. Maskem burnumda iki saat metro ve otobüs yolculuğu, sonra yeni hava alanında işlemleri yaptırdım. Bir gün öncesinden yaptırdığım Corona testine verdiğim 65 Euro da haraç gibi; bu da işin cabası

Corona dolayısıyla uçuşlar ve yolcu az olduğu için görevlilerde itina ile görevlerini yapıyorlar. Yüzümüzde maske olduğu için polisler yüzümüze dikkatli baktılar. Maskemizi çıkarttılar, bir pasaporta bir maskeye bir de maskesiz suratımıza baktılar. Adamlar haklı; eskiden maskelilerden korkulurdu, şimdi maskesizlerden.

Neyse ki uçağımıza bindik. THY uçağının yolcularının yarısı Ortadoğulu; bir kısmı İstanbul’da kalacak, bir kısmı da aktarma yapıp değişik Ortadoğu ülkelerine gidecekler. Diğer yolcularda benim ülkemin insanları. 

Avrupalı yolcu ise hiç yok. Çünkü tatil zamanı değil, zaten Corona tatilleri iptal etti. Herkes maskeli öcüler gibi, nereye tatile gidecek. 

Ben ise Avrupalı gibiyim. (İstanbul’daki bir arkadaşın bana hep sen Türk’e benzemiyorsun diyor.) Oysa ben Türk olmaktan onur duyuyorum.

Neyse ki uçağımız kalktı, ben kitabımı açıp okumaya başladım. Kitap bugünleri ve 21. yüzyılı anlatıyor.

Yemek servisi dağıtılmaya başladı, hostesler herkesin eline bir kese kağıdı tutuşturdular. Kese kağıtların içinde birer çeyrek ekmek arası kaşar peyniri, bir kek, bir meyve suyu ve su; Allahın suyu da parayla satılıyor heryerde. 

Karnım açlıktan gurulduyor ama yemek istemiyorum. Sağıma soluma bakıp uçuş arkadaşlarımı süzmeye başladım. Ben koridor tarafındayım. Koridorun öbür başında 40 yaşlarında bir kişi ayakkabılarını ve çoraplarını çıkarmış, ayağının birini .ötünün altına sokmuş köy ağaları gibi oturuyor. Ne de olsa Aşiret düzeninden geliyoruz. Onun önündeki bir kadın televizyonda Arapça Kuran takip ediyor. Şimdi Kuran okumak çok kolay. Ekranda Arapça yazılar kayıyor, bir ok yazıları takip ediyor. Kadında takip ediyor yazıları, bir taraftan da hostesleri takip ederken ekmeğini yiyor. Yine de bu zor şartlarda kadının okumalarına çok sevap yazılmıştır sanıyorum.

Merak ediyorum: Allah Kur’an’ı Kerim’i neden göndermiş bize?

Herkes bir oyun oynuyor ve ben yine kitaba veriyorum kendimi. Gençken okuyup adam olamadım, sanki bu yaştan sonra okuyup adam olacakmışım gibi.

Neyse ki uçağımız indi, işlemleri yapıp sağ salim canım vatanımıza geldik. 

Canım arkadaşım beni hava alanından aldı ve geceyi evinde geçirdik. Sabah erkenden kalkıp köyün yolunu tuttuk. 

Köy benim için vatandır. Siyasetçilerin aksine vatanımı severim ben. Bizimkiler sağcı olur solcu olur, komünist olur dinci olur, sosyalist olur ırkçı olur ama bir türlü vatansever ve millet sever olmazlar.

İki yıl aradan sonra köy evinin kapısına vardım. Beni kim karşıladı dersiniz? Sırnaşık kedim. Kedim dediysem benim değil, mahallenin kedisi. Ben onu değil o beni sahiplenmiş. 

Sezen Aksu “bir kedim bile yok” diyerek sızlanırken benim birçok kedim var. Nereye gitsem etrafımdalar. 

İnsanı bir canın karşılaması ne güzel.



YAZARLAR

  • Salı 33 ° / 17 ° Güneşli
  • Çarşamba 31 ° / 15 ° Güneşli
  • Perşembe 32 ° / 15 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.454%-0,48
  • DOLAR

    8,3039% 0,38
  • EURO

    10,1282% 0,89
  • GRAM ALTIN

    489,87% 0,28
  • Ç. ALTIN

    808,2855% 0,28