KONUK YAZAR


İNADINA ŞİİR:BİR DİNOZORUN SESSİZ BAŞKALDIRISI

Saniye Vildan GÜZEL, Eğitimci/ Şair


Geçen gün çok sevdiğim, akıllı, çalışkan, dikkatli, bizi yurt dışında çalışırken de başarıyla temsil etmiş emekli öğretmen olan öğrencim "Sevgili öğretmenim, hakemliğinize başvurmak durumundayım. Yazınız içinde alıntı yaptığınız Jack London'ın yazısında ızdırap sözcüğü geçiyordu. Araştırdım; TDK'ye göre "ızdırap", "muzdarip", Dil Derneği'ne göre ise, "ıstırap", "mustarip" olarak farklılık gösteriyor. Lütfen aydınlatır mısınız?" " diye yazmış.

O soruyu yanıtladım. Ondan söz etmek istemiyorum. Zaten oldukça uzun yazıyorum; sözcüğün kökünden başlayıp Türkçede nasıl değişiklik yaptığımızı ayrıntılı olarak anlatmaya çalışırsam, yazmak istediklerime yer kalmayacak. Geçiyorum.

Bu soruyla, usuma Memet Fuat'ın bir yazısı geldi. "Cumhuriyet" gazetesinin kültür sayfalarında yazıyordu. Bir yazısında söze "Bizim kuşağımız Osmanlıca öğrenimi görmedi. Türkoloji okumayanlarımız bu dilin kurallarını bilmezler. Osmanlıca sözcükleri Türkçeye yansıdıkları biçimleriyle öğrendik; ama çevremizde Osmanlıca öğrenim gören büyüklerimiz vardı, onun için de Arapça, Farsça sözcüklerin söylenişinde kulağı tırmalayan yanlışlar yapmazdık." diye başlamıştı söze.

Bu yazı 1994 tarihliydi. Bugün tarih 2020... Radyo, televizyon dil yanlışlarını iyice yaygınlaştırdı. Ben Türkoloji öğrenimi gördüm. Üniversiteyi 1968 yılında bitirdim. Tüm yaşlılar gibi "bizim zamanımızda" diye başlamak istemiyorum; ama bizim zamanımızda ilk iki yıl Farsça, son iki yıl da Arapça derslerimiz vardı. O zamanki deyişle gramer ve tercüme...

Şimdi Türkçeyi doğru konuşmak için eğitim gördüklerine inandığımız radyo ve televizyon konuşmacılarını duyduğumda, acaba ben mi yanlış biliyorum diye kuşkulanıyorum. Bir de televizyon dizilerimiz var üstüne tüy diken...

Yapılan yanlışları yazmaya başlasam Ömer Asım Aksoy'un "Dil Yanlışları" kitabına ek bir bölüm olacak!.. Bilirsiniz Türkçe sözcüklerin sonunda "d" olmaz. Örneğin "tenkit" sözcüğü, "eleştiri"... Aslı Arapçadan gelme "tenkid"... Tenkid, bir konuya ait yazıyı veya eseri değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. Bir de yine Arapçadan gelme " tenkit" sözcüğü var. Bu sözcük "Tı" ile yazılırsa "noktalama", "Te" ile yazılırsa "kötüsünü çıkarma, temizleme" anlamına gelir. Onun için de "tenkid" korunmalıdır diyor Osmanlıcayı bilenler. Eleştirmen anlamına gelen sözcük de "münekkit" değil "münekkid" yazılmalı ve öyle okunmalı...

Bizce en iyisi, anlamını, okunuşu ve yazılışını iyi bilmediğimiz sözcükler yerine, önerilip benimsenen sözcükleri kullanmalı... Yani "eleştiri" ve "eleştirmen "demeli...

Vurgulamak istiyorum. Önerilip benimsenen sözcükler... Can Yücel'i sevenler, onu kızdırmak istemezler...

TAMAM MI?

Sen Öztürkçecisin diğ' mi kardeşim,

Niye "inkılâp"a, niye "kaide"ye, niye "aşk"a

Kızıyorsun da- Kız, canım, hakkındır!-

Niye şu nev-icat lâfa,

Niye şu "Tamam mı?" abesliğine celâllenmiyorsun?

Yediden yetmişe dillerde gezen

Hani şu sözün gerisi toparlanamadığında

Boyuna "Tamam mı?" diye sorulan soruya

Niye köpürmüyorsun, bre Öztürkçeci,

Bre Kemalist aydın omuzdaşım?..

Bu her bişeyin eksik olduğu ortamda,

Ekmeğin, insan hakkının, emek hakkının

Ufala ufala yok olduğu dönemde,

Ağızlarımıza pelesenk

Hiç durma sorulan bu "Tamam mı?" sorusuna karşı

Niye "tüm"den karşı çıkmıyorsun, birader?

Tamam mı? -CAN YÜCEL.

HOŞÇA KALIN.

 



YAZARLAR

  • Cuma 21 ° / 7 ° Bulutlu
  • Cumartesi 21 ° / 7 ° Parçalı bulutlu
  • Pazar 23 ° / 7 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.329%-1,03
  • DOLAR

    7,8088% -0,80
  • EURO

    9,3485% -0,42
  • GRAM ALTIN

    449,30% -1,91
  • Ç. ALTIN

    741,345% -1,91