SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


GÜÇLÜ, DİRENÇLİ BİR OZAN- GÜLTEN AKIN

 "Şiiri yaşamdan çıkaran bir ozan neyi yaşıyorsa onu yazar"


         "Şiiri yaşamdan çıkaran bir ozan neyi yaşıyorsa onu yazar"
                                                                                         Gülten Akın

   "Neden salt acı dolu şiirler yazıyorsunuz? Yaşamınızda hiç mutluluk yok mu?" sorusuna Gülten Akın'ın yanıtı: "Mutluluk dediğiniz şey dışardan verilmez ki size. Elverişli olayı içerde dönüştürürsünüz. Sizdedir mutluluk; ama dönüştürme mekanizmanız durmuşsa en mutlu edecek şey sizi ırgalamadan aşar gider. Biz mutlu olmaya değil, güçlü, dirençli olmaya çalıştık. İşte mutluluk denirse budur mutluluğumuz. Bir işlevi olmak bize yetti."

   Zeynep Oral sorar "Küçük sevinçler peki? Onlar da mı?" Yanıtlar Gülten Akın "Bayağı büyük sevinçler var, hayatın, insanların diri yanları kendini geleceğe üretebilir yanları. Güzel kişilikler. Kimileriyle aynı çağda yaşadığımı düşünmek bile yetiyor. Umutsa, onu hiç yitirmedim. Acılarıma ezdirmedim. Şiirlerimin bir kıyıcığında da saklı tuttum. Acı varsa onu duymak başka, acıya yenik düşmek başka. Acıya yenik değiliz ne ben ne de şiirim."

   Son günlerde Gülten Akın okuyorum. Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı, Kestim Kara Saçlarımı, Sığda, Kırmızı Karanfil, Deli Kızın Türküsü adlı şiir kitaplarını ve Şiir Üzerine Notlar adlı düzyazı kitabını...
    İlk okuduğumdan sonra ara ara, çeşitli sebeplerle bazı yerlerini yeniden yeniden okudum ama, eski üstünden okumalarımın hiç yeterli olmadığının farkına vardım. Çoğu şiiri daha derin okumalıymışım; bunu anladım. Hüzünlendim, o güzelim şiirleri içerden okumadığım için tam tadına varamamışım. Zamanım kısıtlıydı, yoktu diyorum; ama sonra da zamana yükleme suçu, zaman yaratmalıydın diyorum.

    Gülten Akın şiirleri okumuşsanız; onunla yüz yüze konuşma şansını yakalamamış bile olsanız, onunla konuşmuş, dertleşmiş, öfkelenmiş, sevinmiş, geleceğe ilişkin umutlu düşler kurmuşsunuzdur.
"Yüzüğüm mühür benim
  Çektiğim kahır benim
  El oğlunun yüzünden
  Yediğim zehir benim" manisini okuyup Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı'nın başında, dertlenirsiniz; ama sonra Zeynep Oral'ın "Başka neler var, ileride şiirlerinizi etkileyecek olan?" sorusuna verdiği yanıtı duyunca, siz de aynı duygularla dolarsınız. Kadın kadını anlar...
   "Aşk vardı. Coşku vardı. Yüreğimi bir uçurtma gibi havalandırırdı aşk. Aşk kendindendir insanın. Uyur uyanır. Çiğ ışık ve ses değildir onu uyandıran. Yumuşak, gizemli bir ışık, bir ses."
    "Düşler ve imgelerle beslenirim içten içe. Kendi kurduğum ya da bulduğum. Saklarım onları. Dar zamanlarda avucuma batar kanatır kırıkları. Avucumun kanadığını duyarım. Acıdan korkmam ama, damlayan kanı kimse görmemeli. Utanmak da değil, hayır. Gizemi kıskanma.
Giz. Her insanın bir gizi vardır. Kişiliğini kurmada temeldir. Onu başkalarından ayırır."

                 SENİ SEVDİM
 Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim.
"Uyandım bir sabah" gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim.
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi.

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin.     - GÜLTEN AKIN

    Gülten Akın'ın şiirlerinde görülen, halk ağızlarının ve halk şiirimizin söyleyiş, anlatım özelliklerini; Karacaoğlan'ın, Erzurumlu Emrah'ın, Köroğlu'nun söyleyiş özelliklerini andıran anlatımını hep zevkle okurum.

         MARAŞ'IN VE ÖKKEŞ'İN DESTANI'NDAN
 "Sonra gümüşü kullandı
  Simden dallar, sırmadan sular
  İşlikler, cepkenler, bindallar
  Ağ elleri elvan elvan nakışlı kızlara
  Ağca ceylan, ablak sığın (alageyik) sekişli kadınlara
  Sarhoş yürüyüşlü, şahan bakışlı delikanlılara
  Kur'an kaplarına ceylan derisi
  Sedef kakma konsollarda lambalıklarda

  Ve bir eyer vurdu Arap atına
  Arap ellerinde vurulmamıştır."      _ GÜLTEN AKIN

           YALNIZ KIZ
  Kız yalnızlığına oturmuş
  Sevgisiz ölümsüz yaşamasız
  Kara halklar kara budalar oturmuş

  Gözün umutsuzluğuna oturmuş
 -Kim bilir evreni onun kadar-
   Bir yaşaması bir daha
   Tatlıdır ağacın suyun akması
   Çayırın bir yaşaması yürümesi
   Bulutun tatlıdır
   Karakuşlar buzlu denizler oturmuş
   Gece kararsızlığına oturmuş
   Üstüne su üstüne dağ
   Üstüne acı oturmuş.      - GÜLTEN AKIN

    “Gülten Akın, Frankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye’nin onur konuğu olduğu yıl açış konuşması yapar: ‘Gazetelerden, televizyondan kan damlıyor bir yandan: Öteden yılbaşı kutlamaları. Salt gürültü, salt mutlu gibi yapan insan (Nasıl insan?) kalabalığı, ‘Çok çiğ çağ’ demiş  Necatigil usta: ‘Çok çok çiğ’ şimdi. Sevinç de eğlence de sahte, bir yüzü bu….”
“Öte yüzü kavgazan, kıyıcı, savaşlardan savaş beğenen. Öldüren ve ölen aptalca!”
“Anadolu deyişiyle, ‘alacası içinde’ ne çok insan var. Sahte çok yüzlü, her ilişkisi için başka yüzünü takınan. Çoğunluk böyle olduğuna göre arıza bizde!”
    “Bizler hayatın dilini sanatın, yazının diline çevirenler, onu kitaplara sığdırmaya çalışanlarız. Estetize ederek sunduğumuz bir amacımız var; hayatın ve dünyanın değişimine katkıda bulunmak.”
     “Ben ezilenler olarak, en çok çocukları ve kadınları yazdım. Bir lokma ekmek için doğdukları yerde kalamayıp göçenleri, yollarda telef olanları, kentlerin varoşlarında bin bir dert içinde yaşayanları yazdım.” ( Doğan Hızlan,Yaşamdan İzler- Yazının Seyir Defteri 1)
    Behçet Necatigil ve Gülten Akın gibi büyük şairlerin yazdıkları güncelliklerini hep korur. Onların yazdıkları her zaman dün yazılmış gibi bugünü anlatmakta…
   4 Kasım 2015... Büyük usta, "direncin şiirdeki adı" var olduğun için, bize bıraktıkların için, yalnız acıya, zulme değil, tüm kötülüklere başkaldırdığın için seni özlem, sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.
    "Acıya yenik değiliz, ne ben ne de şiirim" demiştin.
    Sevgili Gülten Akın, sen ve şiirin, bencilliğe, baskılara, çirkinliklere de yenik düşmedin.
Öğretmen, avukat, eş ve anne kimliğinle biz kadınların övüncüsün...
     HOŞÇA KALIN.

YanıtlaTümünü yanıtlaYönlendir



YAZARLAR

  • Cumartesi 18 ° / 6 ° Fırtına
  • Pazar 17 ° / 5 ° Bulutlu
  • Pazartesi 14 ° / 3 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.524%-1,43
  • DOLAR

    7,4738% 1,53
  • EURO

    9,0327% 0,72
  • GRAM ALTIN

    438,57% 0,24
  • Ç. ALTIN

    723,6405% 0,24