SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


"BENCİL ÖLÜM KİMSEYİ ALIP GİDEMEZSİN/ BİZE MUTLAKA BİR ŞEYLER KALIR"

    Ölümü ne de güzel nitelemiş şair, "bencil" diyerek. Ölüm, insan yaşamına bencilce hükmeder. İnsan ölüm olgusu karşısında acizdir. Ölüm, yaşamın dengesini bozan tek gerçektir. 


    Ölümü ne de güzel nitelemiş şair, "bencil" diyerek. Ölüm, insan yaşamına bencilce hükmeder. İnsan ölüm olgusu karşısında acizdir. Ölüm, yaşamın dengesini bozan tek gerçektir. 
   HERKES
   "Bencil ölüm kimseyi alıp gidemezsin 
    Bize mutlaka bir şeyler kalır 
    Kimsenin eskitemediği o şeyler kalır 
    Olgun bir yaz akşamı, bir nasılsın 
    Bir var mısın sabaha karşı
    Gün döndü Akdeniz'den Çukurova'dan
    Gün döndü bir bayramı sabahlarken 
    Sular kesildi akşam uzadı herkes 
    Herkes ne iyi herkes ne iyi 
    Hazırlıksız yakalandılar."  - Turgut Uyar

ÖLÜM... Her duyarlı insan, ölüm korkusu ve gerçekliği ile yaşamın güzel olduğu karşıtlığını- yaşadığı sürece- dünyanın tadını olabildiğince almayı, hattâ daha ileri giderek bu tadın, keyfin sonsuza kadar duyulması isteğini şiddetle arzu eder.
BABAM da böyle duyumsardı. "Hayatı gönlümce yaşadım." derdi. "Nerde duracak bitecek bu keyif bilmem ama, hayattan tat almazsam, bitmeli " diye düşünürdü.
En büyük zevki annemin mezelerle donattığı sofrada içmekti. İçkiden zevk almadığı 
son zamanlarında, başka zevk alacak, keyif alacak şeyler bulmuştu ama, bunların
avunma olduğunun farkındaydık biz... 
"Kimsenin eskitemediği bir şeyler" kalmıştı babamdan. 
 Örneğin, kulakları ağır işitirdi. Onu da ilgilendiren bir konuda, konuşuluyorsa ve o konuşulanları anlayamıyorsa, eşimi karşısına oturtur, sehpaya yumuk yumuk güzel elleriyle şöyle bir fiske vurur "Anlat bakalım ÇOCUK" derdi. Eşim sakin sakin, sabırlıen pes sesiyle anlatırdı olup biteni. Son söz hep onun olurdu; üstüne söz söyleme gereği duymazdı kimse; çünkü en akıllıca çözümü bulmuş olurdu.
Kuzenlerimin özel adları vardı: Şimdi başarılı bir doktor olan kuzenim Engin'in adı Taner'di. Babamın adı Ömer'di, kardeşimin adı Öner... İkinci bir erkek çocuk isteği mi vardı bilmiyoruz ama, uyumlu bir ad koymuştu kuzenime. Şimdi, emekli yargıç olan kuzenimin adı Nurcan'dır. Onun adı da Tatinyoz'du. Böyle daha nice adlar var...
Bugün bile o adlarla sesleniyoruz onlara... 
Papmecik, Deliağa, Yaramaz Adam... 
Nur içinde yatsın. 11 Ocak'ta yürüdü Hakka...
ANNEM... Çoğu anne gibi sevecen, iyi niyetli, çocuklarına ve çok küçük yaşta öksüz kalan kardeşlerine kol kanat geren, çok akıllı, yardımsever, herkesin çok sevdiği ve saydığı, evini çekip çeviren bir kadındı. Çok güzel ve zarifti. Çocuklarının eğitiminde titizdi. Eşine hiç adıyla seslendiği duyulmamıştı, çok saygılı bir kadındı. Saygılıydı, o ölçüde de saygı görürdü. Babam paşasıydı onun "Paşam!" derdi.
Bana ilke olan öğütleri vardı: "Kendinizden yukardakilere değil, aşağıdakilere bakın!
Bakın da anlayın insanları..." derdi babam. Bir de "Hiçbir şeyden, hiç kimseden korkmayın; doğru, dürüstseniz eğer..."
Annem de "Çalışın, çalışın, çalışın! İyi insan olun. Ulaşamayacağınız şeye el uzatmayın. Yerinizi bilin!" derdi.
Babamdan on altı yıl sonra 11 Ocak'ta Hakka yürüdü; ölümün de bile  çocuklarını düşündü. "Nerede ölürsem, orada toprağa verin; İstanbul'a, Paşam'ın yanına götürmek için uğraşmayın. Ben onu bulurum." derdi.  İzmir'de yatıyor. Nur içinde yatsın.
   

   KİTABE-İ SENG-İ MEZAR
  "Epey zaman bekledik durduk,
   Nihayet vâki oldu Emri Hak
   Ne kadar günahım vardı yoktu şaşırıyorum 
   Beni nasıl kabul etti toprak...

    Şikâyet edecek değilim az yaşadığımdan
    Çınarlar bile çürüyor, çınarlar.
    Gerçi ardımızda bir tatlı dünya 
    Ve muhteşem mısralar bıraktık
    Fakat hiçbir şeye yanmıyorum, beni buraya,
    Dostlarımın gömdüğüne yandığım kadar..."  - Turgut Uyar 
Turgut Uyar arkasında muhteşem mısralar bıraktı; annem babam da arkasında iyi yetişmiş, dürüst, çalışkan, hayırlı, iyi, aydın dört öğretmen çocuk... 

VE AHMET YAHŞİ... Soyadı bile İYİ, GÜZEL, ÇOK GÜZEL...
"YAHŞİ YİĞİT YÂRENİNDEN BELLİ OLUR." ATASÖZÜ
AHMET YAHŞİ; çok sevilen, sayılan, çalışkan, üretken, elli yılını basın emekçisi olarak geçirmiş, emekli olduktan sonra (1985) Yeni Adana Gazetesi'nin Yazı İşleri Müdürlüğü'nü yürütmüş, emekli öğretmen...
Ne yazık ki ben, tanıma onurunu yaşayamadım. Sizin yazdıklarınızdan edindiğim izlenimler bunlar... Sizi de yazdığınız yazılarla tanıyorum. Üç aydır birlikteyiz, her gün. "Yahşi yiğit yâreninden belli olur." deyişim boşuna değil...
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti" de eğitimci kimliğinin yanısıra, mütevazılığını, çelebi ruhlu beyefendiliğini, hoşgörülü oluşunu, dürüstlüğünü vurgulamış.
10 OCAK... Sevdiklerimizi aldı; annem, babam ve Ahmet Yahşi gibi sevilen, sayılan büyüklerimizi... 


HER ŞEY UZAKTADIR
Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,
Her an peşimizden koşan gölgemiz,
Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
Uzaktadır her şey; anneler, kızlar…
Uzaktadır her şey, hep… yalnız ölüm,
Her yerde, her an yakınımız, ölüm.   -Ahmet Muhip Dıranas

"HERKESİN ÖLÜMÜ KENDİ RENGİNDEDİR"   -MEVLÂNA
Ey ölümden korkup kaçan can!
İşin aslını, sözün doğrusunu istersen, sen ölümden korkmuyorsun, sen kendinden korkuyorsun.
Çünkü ölüm aynasında görüp ürktüğün, korktuğun, ölümün çehresi değil, senin kendi çirkin yüzündür.
Unutma;
Senin ruhun bir ağaca benzer. Ölüm ise o ağacın yaprağıdır. Her yaprak,ağacın cinsine göredir.
O yaprak; iyi ise de, kötü ise de, senden bitmiş, çıkmıştır. Nasıl ki hoş olsun, hoş olmasın, senin gönlüne gelen her hayal, her düşünce; senden, senin kendi varlığından gelmiştir.
Eğer sana bir diken batmış ise, bir dikenle yaralanmış isen, o dikeni sen dikmişsindir. Eğer ipekli elbise içinde isen, o kumaşı da yine sen, kendin dokumuşsundur."
HEP YANIMIZDA, BİZİMLE OLAN BÜYÜKLERİMİZİN RUHU ŞAD OLSUN.



Günden Ayas Ebesek
12.01.2021 07:40:54
"HEP YANIMIZDA OLAN BÜYÜKLERİMİZİN RUHU ŞAD OLSUN. "

YAZARLAR

  • Perşembe 21 ° / 5 ° Güneşli
  • Cuma 23 ° / 5 ° Güneşli
  • Cumartesi 23 ° / 5 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.488%0,35
  • DOLAR

    7,2442% 1,04
  • EURO

    8,8709% 1,66
  • GRAM ALTIN

    412,84% -0,67
  • Ç. ALTIN

    681,186% -0,67