SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


MODERN İNSANDA YALNIZLIK VE ÖZLEM DUYGUSU 

"YALNIZLIĞIN YAĞMURUNDA/ BOĞULUYORUM BU PAZAR


"YALNIZLIĞIN YAĞMURUNDA/ BOĞULUYORUM BU PAZAR
  HASRETE YANDI YILLARIM/ KALBİME KEDER DAMLIYOR "  -REFİK DURBAŞ

Yalnızlık duygusu insanlık tarihi kadar eski bir duygu, bir edim; evrensel bir olgu... Bu olguyu sorguladıkça insan, kendi yalnızlığı, varlık bilimi sorununa dönüşüyor. Yalnızlık kişinin çevresine, duygularına, kendine karşı yaşadığı bir olgudur. İnsan, kişiler arasında yalnızdır, sosyal olarak yalnızdır, psikolojik olarak yalnızdır. 
Bu olgunun insan yaşamında ve benliğinde ortaya çıkışı kişiye göre değişir. Insanın  aidiyet duygusu, nereye, kime ve ne zamana ait olduğunu kavramasıyla çıkıyor ortaya. İnsan kendini sevmiyorsa, benlik saygısı düşükse, sosyal becerileri zayıfsa, yalnızlık duygusu sarar benliğini. Bu duygu da, kişinin bağlanma, bağlanamama durumunu derinleştirir.
 Şiirde, bireyin değişen yaşam algılarına karşı yaşadığı uyum sorunsallaşır; şairler de benlikleri ile hayatın gerçekleri arasında sıkışıp kalırlar bazen... 

"Yalnızlık sade şurda değil
Düşüncede, hatırada ve dilekte.
Hangi taşı kaldırsan, nerde "of" çeksen,
Bir dudağı yerde, bir dudağı gökte...
...........

Nedir bir türlü sırrını anlamadık, 
Kimdir bizimle böyle şaka ediyor,
Hangi cebini karıştırsan yalnızlık..."   -Turgut Uyar

Şiirde yalnızlık; insanın benliğine, bilincine, yaşadığı her şeye yayılmış; Insanı kuşatmış çevirmiş... İnsan ne zaman kendi içine çekilse, bir başka deyişle, bilinç ve bilinçaltına yönelse, yalnızlığı karşısında bulur. "cep" diyerek şair,  bilinç ve bilinçdışını simgeler.

"Ben zaten bu dünyada tek başınayım, hey...
Bir sevdalı gönül bütün varım
Eğer o da olmasa ne yaparım.
Kim bilir hey,
Ne yaparım..."   - Turgut Uyar

Yalnızlık duygusu; kimsesizlik, tek başınalık duygusunun da temel sebebidir ;Uyar'ın şiirlerinde... Uyar, bu tek başınalığı kabullenir.

PENCERE
Kalbim, aşkına açık pencere
ister, önünde hasretimin seyrine dur
ister, karşısında gurbetimi bekle.    -Refik Durbaş 

ADA

Hayat izinin olmadığı
bir ada idi yalnızlığım 
Yalnızlığı hayatıma
adayı sana bağışladım.   -Refik Durbaş 


KEDER
Suya su dedim, toprağa toprak
sevince sevinç, kedere keder
ne dedimse hayatıma yazdım

Sahi sana ne dedim yalnızlığım?    -Refik Durbaş 

Özlem... Sevgiliye duyulan, sevilene duyulan, geçmişe duyulan, özgürlüğe duyulan özlem....

"Gün kavuşurken çıkıyorum yola her sabah
gökyüzünde kırık üç beş yıldız
bir de sana özlemin serinliği."   -Refik Durbaş


"Hasret bir şey değil, Elâgözlüm
Ömrümüz böyle olmamalıydı
Hep aşka durmalıydı çağımız
Sevdayı mısra mısra değil
Ömrümle yaşamalıydım.
Sonra, sonra gene böyle olmalıydı
Tadına varmadan çiçeklerin
Şehirde bir sen, bir de ben, yalnız.
Yeşil yaprak, alaca gölge, düşen yıldız
Bir gün en büyüğü karşısında gerçeklerin
Maceramız yarıda kalmalıydı…"     -Turgut Uyar

Aşk acısı; hasret, ayrılık acısından da derin bir acıdır Turgut Uyar için… Yaşam içinde aşk “mısra mısra değil” bir bütün olarak var olmalıdır. “Ömür”le yaşanırsa aşk; tüm hasret ve acılar yok olur. Aşk, insanın yaşamının merkezinde olmalıdır ki, kendisini kuşatan kimsesizlik, yalnızlık ve ayrılık duygusundan kurtulabilsin. Modern yaşamın 
getirdiği her türlü usanç verici olumsuzluklar silinsin.
Geçmişe duyulan özlem, çoğu kez, içinde yaşanılan zamandan kaçma duygusundan kaynaklanır. Hele şu salgın döneminde... Bugün bu yazıyı yazma nedenim bile, kaçma duygumla ilintili...
Bir belgesel göndermiş grup arkadaşlarımdan biri:  "2006'da çektiğimiz Kırklareli Yayla Mahallesi belgeseli. "Yayla'da Zaman"  Görüntülerde yer alan bir çok bina günümüze ulaşamadı. Bazılarıysa restore edilerek kullanılmaya başlandı." ön bilgisiyle...
Belgeselin künyesi de şöyle:
HAZIRLAYAN - Yardımcı Doçent Dr. Levent Günaydın
                            Trakya Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi
                                            Haluk Karlık
                                           Yüksek Mimar

KAMERA -Orhan Varol - Osman Damar
KURGU -Orhan Varol
Ben Kırklareli'de doğdum, büyüdüm. İlk ve orta öğrenimimi Kırklareli ve Edirne'de gördüm. Belgeselde ilkokul 1. sınıfta öğrenim gördüğüm Yayla Mahallesi'ndeki Tevfik Fikret İlkokulu adını da duyunca çocukluğumu anımsadım. Çok geride kaldı ama, buğulu gözlerle o günlere döndüm. Çocuk... Masumiyet ve saflığın simgesi... Çocukluğum, beni içinde yaşadığım, her bakımdan sıkıntılı günlerden aldı, masumiyete ve mutluluğa açılan o limana götürdü.

"Benim de kötü geçmedi çocukluğum 
 Geçende oturdum da düşündüm.  
 Her gününde bir tat bulduğum,
 İstanbul'un bir kenar mahallesinde,
 Veya Eskişehir'de evimizdeyken.
 Şöyle birkaç saat düşteyim sandım
 Sanki rahat bir toprakmışım da, içime
 Bir cemre düşmüş gibi ısındım"  - Turgut Uyar

İçinde yaşadığım zaman ve mekândan uzaklaşıp, düşler iklimine gittim; Kırklareli'deyim şu an... Çocukluğumun geçtiği evdeyim. Mutlu saatler yaşıyorum düş evrenimde... Karşımda çok iyi bildiğim, unutmadığım Kırklareli görüntüleriyle...

"Ne denmişse yalan hayat için,
İşte o, yaşandığı gibi sokaklarda.
Cümle geçmişimi aziz bileceğim
Turnam bir gün bırakmayacağım seni
Yaşamak ve sevmek için ard arda."  -Turgut Uyar 

Benim de yaşama sevgim geçmişin aziz anılarında büyüyecek...
Bugün örnek şiirleri iki şairden seçtim; sınırladım kendimi... Az-öz yazma gibi bir alışkanlığım yok. Yazmaya başladım mı o güzelim şiirleri, kendimi alamıyorum. Kalem yazıyor da yazıyor. Güzel şiirlerinden şairler suçlu...
 ŞİİRLERLE KALIN. YAŞAMINIZI ŞİİR GÜZELLİĞİNDE YAŞAYIN. 
HOŞÇA KALIN. 


 



YAZARLAR

  • Perşembe 21 ° / 5 ° Güneşli
  • Cuma 23 ° / 5 ° Güneşli
  • Cumartesi 23 ° / 5 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.488%0,35
  • DOLAR

    7,2442% 1,04
  • EURO

    8,8709% 1,66
  • GRAM ALTIN

    412,84% -0,67
  • Ç. ALTIN

    681,186% -0,67