Sabri Galip Nakipler


CENGİZ ARCAN BEYLE AYNI GÖRÜŞTE DEĞİLİM


Cengiz Arcan bey, 24 Mart.2021 tarihli Yeni Adana Gazetesi'ndeki “Anket” başlıklı yazısına şöyie başlıyor :

 “Atatürk müslüman mıydı?” diye bir anket yapılmış. “Ne önemi var” cevabı ezici bir çoğunlukla başı çekmiş.

Doğru, katılıyorum.

Bir kişi kendini ne olarak görüyorsa öyledir.

Doğru katılıyorum.

 Bir başkası, kişi veya kişilerin ne olduğuna karar veremez ve böyle bir yetkisi de yoktur. “

Yanlış, katılmıyorum.

O zaman, insan, iyiyle kötüyü nasıl fark edecek. Sandığa giderken oyunu neye göre kullanacak? İnsanın seçme yetkisini elinden alırsanız, toplumun ilerlemesi nasıl sağlanacak?

“Bu yetki sadece Tanrı’ya aittir.”

Hayır bu yetkinin Tanrı ile ilgisi yoktur.

 “Kur’an’daki bir ayette Tanrı “Yahudilerin, Hıristiyanların ve Sabilerin içinde çok iyi müslümanlar vardır.” Bu ayete baktığımızda  müslüman olmak belirli bir dinin mensubu olmak değil.”

Hayır, yanlış. Katılmıyorum.

Tam tersine, Müslüman olmak, belirli bir dinin mensubu olmak demektir. Allah’a ve Allah’ın birliğine, Muhammet’in Allah’ın peygamberi olduğuna inanan kimselere Müslüman denir. Yukarda adı geçen ayet, Bakara suresinin 62. Ayetidir. O ayetin tamı şudur :

“İman edenler Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiler… Her kim Allah’a ve ahirete iman eder ve amel-i salih işlerse, elbette onların Rableri yanında mükafatları vardır. Onlar için herhangi bir korku olmadığı gibi kendilerini üzecek bir şeyle de karşılaşmazlar.”

Maide suresinin 65. Ayeti de hemen hemen bunun tekrarıdır :

“İman edenler Yahudiler, Sabiler, Hıristiyanlar… Bunlar içinden her kim Allah’a ve ahiret gününe iman edip makbul ve güzel işler yaparsa onlara hiçbir korku yoktur ve onlar asla üzülmezler.”

Bu da başka bir tekrar.

Al-i İmran suresi 113. Ayet :

“Ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onların içinde öyle dosdoğru bir cemaat vardır ki gece saatlerinde Allah’ın ayetlerini okuyarak secdelere kapanırlar.”

Aynı surenin 114 ve 55. Ayetleri de ortak düşünceyi sergiler.

Bundan başka Nisa suresinin 123 ve 124. Ayetleri de bu secdeye kapananların cennete gideceklerini bildirir.

Sözü edilen ayetlerde gözden kaçan çok ince bir nokta var. Yanıltıcı bir nokta. O da şu :

“Müslüman olmak belirli bir dinin mensubu olmak değil.” diye bakarsanız tümceye “Müslüman” ile “İyi insan” kavramını karıştırmış olursunuz.

“Yahudilerin, Hıristiyanların ve Sabilerin içinde çok iyi müslümanlar var” ise onlar, Yahudi, Hıristiyan ve Sabi değiller o zaman. Şaşırtmaca burada saklı.

Bir de şöyle bakalım : Yahudi, Hıristiyan ve Sabilerin içinde çok iyi kimseler madem ki var, o zaman niye Maide suresinin 51. Ayeti : “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. (…)” diyor?

Bilmem anlatabildim mi?

 

Bence insanların bilhassa liderlerin mensubiyetlerinden daha çok insanlığa yaptığı hizmetlerine  bakmak gerekir.

Cengiz beyin bu tümcesi de doğru.

Zannediyorum ki Tanrı da böyle bakıyor. Çünkü insanın en iyi ibadet şekli (insana hizmet ) budur.

Hayır, Cengiz beyin bu tümcesi yanlış. (Tanrı değil), Allah böyle bakmıyor. Allah; en iyi ibadetin, namaz, cihat, hac, zekat olduğunu söylüyor. Yani, çok iyi ibadet eden iyi insandır, Allah’a göre.

Bakara 196 : Haccı ve umreyi eksiksiz yerine getirin (…)

Bakara  203 : Belirlenmiş günlerde Allah’ı zikredin. (…)

Tövbe      5  : Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, esir alın, kuşatın ve onları her geçit yerinde gözetleyin. Şayet tövbe ederler, namazlarını kılarlar ve zekatlarını verirlerse onları serbest bırakın.  Allah yargılayıcıdır, bağışlayıcıdır.

Bakara 191, 192 de aynı vurguyu yapar. Allah’ın iyi insanları, bunlar! O zaman zor olan fakat aynı zamanda farz olanı yerine getirmek zorundasın.

 

Tanrı, bir insanın diğer bir insana köle olmasını istemiyor. insanlar arasında köle efendi ilişkisini  kabul etmiyor.

Hayır, Cengiz beyin bu tümcesi de yanlış. (Tanrı değil ) Allah,  köle efendi ilişkisini kabul ediyor.

Bakara suresi 216. Ayet şöyle diyor : “SAVAŞ SİZE FARZ KILINDI. Hakkınızda hayırlı olduğu halde bir şeyden hoşlanmamış olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu halde bir şeyden hoşlanmış da olabilirsiniz. Yalnız Allah bilir, siz ise bilmezsiniz. “

Savaş ne demektir? Savaş; kan, gözyaşı, yoksulluk, acı, ölüm, talan, vurgun, soygun, tecavüz… demektir.

Sonuç, yenilenin herşeyini kaybetmesi demektir.

“Yenenin neyi elde etmesi?”  sorusu çıkıyor o zaman ister istemez. Yenenin; iktidarı, cariyeyi, köleyi, haracı, vergiyi, zenginliği, şaşaayı…..  elde etmesi.

 

Tanrı bizden bir de şunu istiyor : Tüm insanlara “Halifelerim (yardımcılarım) olun” diyor.

(Tanrı değil) Allah’ın, Kur’an’ın ifadesiyle yardımcıya ihtiyacı yoktur.

 

24. Mart.2021 tarihli sözcü gazetesinde Rahmi Turan beyefendi, 11. sayfadaki Tokmak köşesinde şunları yazıyor  :

Cumhuriyet karşıtlarının iştahları kabardı. İktidar yandaşı olan bir gazetenin şu manşetine bakın : “Meclis isterse hilafeti ihya edebilir.” Hilafet, Ortaçağa dönüş demek. Gericiler karanlığı özlüyor.

Falan filan. Yazı uzun, fakat feraset kısa. İlk bakışta Rahmi Turan’ın doğru söylediğine inanıyorsunuz.  Aynı Rahmi Turan, Menderes’ten bahsettiği zaman “Merhum Menderes”,

“Demokrat Partinin Lideri Büyük İnsan” vs. vs. diyerek över ve takmadığı sıfat bırakmaz. O Menderes ki, -kendisinin çok iyi bildiği gibi-  ilk salvoyu patlatandır. Meydanlara çıkıp “Siz isterseniz ŞERİATI BİLE GETİRİRSİNİZ” dediğini bir bakıyorsunuz unutuverdi.

Rahmi Turan’ı taa Haldun Simavi’nin Günaydın’ından tanıyorum. Demirel için de aynı gözlüğü kullanır. Özal için de.

İlber Ortaylı da öyle. İyi bir tarihçi olabilir, ama kötü bir tarihçidir. Emine Erdoğan bir gün çıkıp Basın önünde yaptığı bir konuşmada “Harem okuldur” deyince, kalktı “Emine hanım doğru söylüyor, katılıyorum” dedi. Şimdi de kalkmış veryansın ediyor iktidara. Ne değiştiyse…

Denilene bakmak kadar diyene de bakmak lazım. Bütün bu yanlışlıklar, seçmesini bilmediğimizi gösteriyor. Tekkeler, zaviyeler, yobazlık  ve her türlü din tüccarlığı, büyük devlet adamı dediklerimizin, merhum diye nitelediklerimizin başının altından çıkıyor. Atatürk’ün çaldığı mayaya bir kaşık da siz ilave edin n’olur! Yok…

N’olur, lütfen, rica ediyorum. Bugün siyaset sahnesinde rol alanların,  -iki doğru tümce kurdu diye-  peşlerinden gitmeyin. Hepsinin sicili bozuk. Memleket meselesi diye bir düşünceleri yoktur. Tek düşündükleri sandalye. Önlerinde kandırılmaya teşne bir kitle. Bağırıp çağırıyorlar. Tanımasan, kabadayı diyeceksin. Adıyaman ağzıyla söyleyecek olursak  “Sırf taşgala.”

Okul; çocukları ve gençleri eğiten ve yönlendiren (doğru ya da eğri) bir kurumdur, Basın ise halkı. Her iki kurum da görevini yerine getiremiyor. Getirseydi yerlerde böyle sürünmezdik.

Bakın seçtiklerinizi, iyi yönetediklerini gördüğünüz ve bildiğiniz halde indiremiyorsunuz bile.

Güç’ün lezzeti, damakta kalmayıgörsün.



YAZARLAR

  • Cuma 24 ° / 11 ° Parçalı bulutlu
  • Cumartesi 26 ° / 11 ° Bulutlu
  • Pazar 28 ° / 15 ° Bulutlu
  • BIST 100

    1.408%-0,10
  • DOLAR

    8,0369% 0,37
  • EURO

    9,6320% 0,27
  • GRAM ALTIN

    454,74% 0,98
  • Ç. ALTIN

    750,321% 0,98