Mehmet BABACAN, Eğitimci- Yazar ve Şair


KITLIK

Mehmet Babacan


     İktidarımız her ne kadar büyüme naraları atsa da

gün gün yokluğa, yoksulluğa doğru hızla gidiyoruz.

     1940- 42 kıtlığını anımsatıyor bana. O dönemi 4- 5

yaşlarımda yaşadım.

     Yalnız ben miyim, rahmetli Abdurrahman Ünlü,

kardeşi Himmet Ünlü, Ali Mehmetle birlikteydik.

Abdurrahman Abi iki- üç yaş kadar büyüktü bizden.

Ona Abi derdik. Bize yardımcı da olurdu.

     Günlük işlerimiz programlı gibiydi:

     Sabah yemeğinde ( kahvaltı lafı yoktu) çökelekle

kavrulmuş ot, öğlen yemeğinde ayran destekli ot,

akşam yemeğinde yoğurtlu ot yerdik.  Yoğurt erken

uyutuyordu. Zaten oynamaktan da hışımız çıkmış

olurdu. Bir yandan da mide ağrımıza iyi gelirdi yoğurt.

Midemizi yalamak ( bazıları yalamuk der) ağrıtırdı

     Ha yalamağı yeniler bilmez. Çam Kabuğunun iç

yüzüdür yalamak. Baharın ağaca su yürür. O zaman

kabukları çok kolay soyulur.

     Çam kabuklarının iç yüzü selüloz denen zar gibi bir

madde ile kaplıymış. Selüloz şekerliydi. Farklı bir tat.

Pekmezden başka tatlı tanımadığımız zamanlardı.

Onu bıçakla soyarak yerdik. Hazmı zor olmalıydı ki

sonradan midemizde bulantı başlardı. O gün tövbe de

etsek, sonraki gün gene yerdik. Çünkü aç idik.

     Oyun oynayarak hayvan gütmenin yanında büyük

görevimiz, ot toplamaktı. Herkesin bir çuvalı, bir kör

bıçağı vardı. Gördüğümüz otu kazıp çuvala doldurmak

için kıyasıya yarışırdık. Çuvalını götüremeyen olursa

Abdurrahman Abi yardımcı olurdu.

     Büyüklerin konuşmalarına göre o kıtlık yılı ilginçti.

 Ekinlerin başak tutacağı zamanda hiç yağmur yağmamış.

Başak dönemini geçtikten sonra da alabildiğine yağmış.

Yani ekin kuruduğu için başak olmamış, ama alabildiğine

ot yetişmişti.

     Sanki Tanrı önce yağmur vermediğine pişman olmuş

da sonradan göndermiş, ama geç kalmış. Ot ile kendisini

bağışlatmaya çalışışmış gibiydi.

     Biz otun cinsini, yenip yenmeyeceğini bilmezdik. Otun

hepsi birdi bizim için. Akşam evde yere boşaltılır, Anamız

ya da Nibemiz “ şu bizim”, “ şu ineğin”, “  şu yaramaz”

diye diye ayırırlardı. Bazı zehirli otlar olurmuş, hayvan

onları bilirmiş. Gene de zehirli otlar obruğa atılırdı.

         O arada Babam askere çağrıldı. İhtiyat askerliğiymiş.

Yiğit adamlara çıkarmış. Bizim köyden iki kişiydi. Diğeri

Akç’oğlu Mehmet Ali idi. Almanlara karşı gönderilmişler.

     Çok geçmeden bir uçak gelmeye başladı. Küçücük bir

uçaktı. Biz deniz düzeyinden 100 m. Kadar yukarıda

dağda olduğumuzdan, uçağın üstünü görüyorduk.

Koyların içinde su yüzeyine yaklaşacak kadar alçaktan

uçuyordu. Belli ki bişey arıyordu.

     Büyüklerin fısıltılarına göre denizin altında da bir

dünya varmış, oradan da gemi gelebiliyormuş. ( biz

denizaltıyı duymamıştık ki. Denizin altından kurbağa

ya da balık gibi bişey gelecek sanıyorduk)

     Uçağın çok uzaktakileri vurabilen silahları varmış.

O yüzden uçağı görünce saklanmalıymışız. Biz de

saklanıyorduk. Uçak bazen sık geliyor, ot kazmamıza

engel oluyordu

     Bir gün nerden çıktıysa bu uçakta Babamgilin olduğu

lafı yayıldı. Baba hasretiyle hemen inandım. Hepimiz

inandık. Artık uçağı sever olmuştuk. İçinde Babam vardı

ya. Arkadaşlar da “ Baban geliyor” diye bağırır olmuşlardı.

Ben de Babamın bizi görmeye geldiğine inanır, havalara

uçup el sallardım.

     Çok sonraki yıllarda kız kardeşim “ Hiç uçağa bindin mi?”

diye sormuştu Babama. O da “ Hiç binmedim” demişti. Ama

ben inanmamıştım.

     Demem o ki o yıllarda 2. Dünya Savaşı tüm dünyayı kasıp

kavuruyordu.

    Bir o kadar da yağmursuzluğun yarattığı kuraklık felaketi

binmişti üstüne.

    Bugünse kendi yarattığımız insanlık krizi yüzünden toplum

olarak, bir felakete doğru sürükleniyoruz.

     Bu gidişle yeniden “ ot ve yalamak” günlerine dönebiliriz.

     O nedenle, o yılları yaşamış deneyimli kuşak tükenmeden

kurslar açarak “ yoklukta yaşam” eksersizleri yaptırmalıyız.

     Hem de bu pratikleri yaparken, Bakara Suresindeki ayete

uygun hareket ediyormuş gibi görünerek, Tanrıyı da bir güzel

kandırırız.

     Görsün bir insanoğlunu sınamak neymiş  

     Mehmet BABACAN

 

     



YAZARLAR

  • Pazar 34.3 ° / 19.1 ° Bulutlar
  • Pazartesi 26.8 ° / 16.9 ° Moderate rain
  • Salı 28.7 ° / 18.5 ° Moderate rain
  • BIST 100

    2.372%-0,89
  • DOLAR

    15,8722% 0,19
  • EURO

    16,8415% 0,03
  • GRAM ALTIN

    945,72% 0,55
  • Ç. ALTIN

    1560,438% 0,55