Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?


İMZA GÜNÜ

13 Mayıs 2022 günü Uluslararası Karatepe Şenlikleri günü düzenlenmişti.


Kavak Vakfı Başkanı köylüm, okul arkadaşım Duran İsaoğlu beni aradı.

”Kadirlili yazarlarımız için yer ayarladık,sizin de katılmanızı bekleriz.” dediler.

Bu güzel daveti reddetmek istemedim ve katılacağımı bildirdim. Ayrıca aramalarından dolayı da memnun olduğumu belirterek teşekkür ettim.

Duran İsaoğlu, Kadirli ilçemizin aydın kişilerinden biridir. Kendisi hem Kavak Vakfı başkanlığını hem de Bilkent Okulları Müdürlüğünü yapmaktadır. Kadirli ile ilgili bütün kültür olaylarında katkısı vardır. Yaptıkları takdire şayandır. Kendilerini kutlarım.

Tabii ki bizler bu şehrin emektar kültür insanlarıyız. Emekli olmamıza rağmen hikâye, roman, şiir ve müzik yaparak yöremiz insanlarına kendimizi ve yaptıklarımızı tanıtmaya çalışıyoruz. Amacımız güzel Kadirli’mizin adını ülkemizin her köşesine ve uluslararası uygarlığa duyurmaktır. Bu konuda kendi olanaklarımız dışında kimseden yardım almadan çaba gösteriyoruz. Bize göre başarılıyız, ama arkamızda bazı güçlerin var olması bizi daha da başarılı kılacaktır. Bu nedenle Duran İsaoğlu’nun daveti bizim için çok önemlidir.

13 Mayıs günü festival başlamıştı. Saat ona doğru organizatör olan Kadirli Belediyesinin çalışması devam ediyordu. Stant kurulacak yerimize ne sandalye ne de masa konmuştu. Hatta yerimiz bile hazırlanmamıştı. Benimle birlikte değerli ağabeyimiz Durmuş Ali Özkale ve onun kadar kıymetli ve saygıdeğer hocamız Mansur Işıkbol da gelmişlerdi. Ben bu konulara karışmadım, ama Mansur hocam Kadirli’deki tüm görevlileri tanıyordu. Kimi öğrencisi, kimi komşusu kimi de arkadaşının kızı veya oğluydu. Bir iki konuşmadan sonra sandalye ve masamızın gelmesini sağladılar. Bizden başka da kimse gelmemişti.

İmza günü standımızın yeri güzeldi. Sadece protokol bölümünün ve müzik yapıcılarının karşısındaydık. Orada çalan müzik nedeniyle kitap almak isteyen insanların konuşmalarını anlamakta zorlandık. Bu belki de bizim yaşlılığımızdan belki de müziğin çok yüksek seste çalınmasından dolayı olmuştu. Onun dışında oyun oynamak, halay çekmek için hazır olanlar tam önümüzde bulunuyordu ve bundan da memnunduk.

Çok geçmeden insanlar yanımıza gelmeye başladılar. İlginç olaylar yaşamaya başlamıştık. İlk önce İlçemizin Sağlık Müdürlüğünde çalışan doktor ve hemşire grubu geldi. Birlikte fotoğraf çektirdik. Onlara kitabımdan hediye ettim. Çok sevindiler. Daha sonra İyi Parti grubunun kadın kolları teşrif ettiler. Ben biliyorum ki o güzel insanlar şehrin her yerinde dolaşıyorlar, partiyi tanıtıyorlar. Onlarla da fotoğraf çektirip kitap imzaladım. Daha sonra bir kadın yanıma geldi. Yanında iki küçük çocuğu vardı.

“Ahmet Ağabey,” dedi. ”Ben sizi tanıyorum. Sosyal medyadan takip ediyorum. Babamla ilgili bir yazı yazmışsınız. O kitaptan varsa alacağım.”

“Baban kim?” Dedim.

“Cop Mustafa” dedi.

Cop Mustafa’yı tanıyordum. Ama böyle bir kızı olduğunu bilmiyordum. Hangi kitapta veya hangi yazımda bahsetmiştim, hatırlayamadım. O gittikten sonra benim hatırladığım Cop Mustafa olmadığını, daha yukarılarda bir Cop Mustafa daha olduğunu anımsadım. Bu da yaşlılığımdan olabilirdi. Ama müzik sesinden ve az duymamdan dolayı kadının söylediklerini tam anlayamamıştım. Onun dediği hikâye ” PAŞANIN HİKÂYESİ” adı altında yazdığım bir köy hikâyesiydi. Babası kanser hastası olmuştu. Onu anlatmıştım. Sanırım “YILDIZ ELMASI” kitabımdaydı.

Daha sonra başka bir kadın geldi. Kitaplara bakıyor ama bir türlü karar veremiyordu. Onun davranışları dikkatimi çekti. Kadına:

“Siz mi okuyacaksınız?” Dedim.

“Yok,” dedi. ”Oğlum okuyacak, ben okuma bilmem.”

“Kaçıncı sınıfa gidiyor oğlun? ”Dedim.

“Üniversiteye gidiyor,” dedi.

“Benim kitapların hepsi olur,” dedim. ”Hangisini alırsan al! Okuma zevkini artırır. O da çocuk için iyi olur.”

“Oğlumda unutkanlık var,” dedi. ”Onu önleyecek bir kitap arıyorum.”

Tabii ki bende unutkanlığı önleyecek, psikolojik sorununu giderecek kitap yoktu. O kitapları yazmam içinde yeniden dünyaya gelip tam on iki yıl tıp okumam gerekiyordu. Bizimki yaşadığımız olaylardan alınmış kesitlerdi. Biz yüzyılımızın aynasıydık sadece geleceğe bilgi aktarıyorduk.

Bir şey daha dikkatimi çekti. Beni yakinen tanıyan birkaç kişiye rastladım. Onlara:

“İmza günüm var, oraya gidiyorum,” dediğimde şu cevabı verdiler:

“Ne imzası biz de atacak mıyız?”, Ya da ” Neyin imza günü?” Gibi sorular sordular. Ellerinde kitabım olduğu halde benim yazar olduğumu bile bilmiyorlardı.

Sonunda Özbek kardeşlerimiz geldiler. Onlarla da fotoğraf çektirdik, kitap hediye ettim. Benim kitaplarımı kendi dergilerinde yayımlayacaklarını belirttiler. Ve elimdeki kitaplar da bitmişti. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.



YAZARLAR

  • Cumartesi 37.3 ° / 23.3 ° Açık hava
  • Pazar 38.3 ° / 22.4 ° Açık hava
  • Pazartesi 38.7 ° / 22.5 ° Açık hava
  • BIST 100

    2.444%1,60
  • DOLAR

    16,7493% 0,30
  • EURO

    17,4918% -0,20
  • GRAM ALTIN

    973,27% 0,34
  • Ç. ALTIN

    1605,8955% 0,34