Cezmi DOĞANER


KILIÇDAROĞLU CUMHURBAŞKANI ADAYI OLMALI(MI?)


Demokrasi’ye inananlar, CHP ye gönül vermiş bireyler ve sosyal Demokratlar  ülkemizde çağdışı, teokratik, faşizan yönetime karşı demokrasi mücadelesi için birlikte olmak zorundayız...

“Kimsenin gölgesi”nde olmayan bir duruş göstereceğiz.
Tarih önünde yurdumuza sorumluyuz. Parti içinde ve demokratik tavırlarla, göreve talip olmalı, liyakatli ve ilkeli üyelerin çabalarını destekleyerek yönetime taşınmasına ve doğru siyasetin oluşturulmasına katkı ve destek vermeliyiz.
Çünkü CHP, “kilit taşı”dır.
 “Tarihin yazıldığı / yazılmakta olduğu” bir dönemde olmanın “zorluğu” kadar “güzelliği” de var. Hep birlikte üstümüze düşen görevleri yerine getirebiliriz.

“Mücadele edenler her zaman kazanamaz, ama kazananlar her zaman mücadele etmiştir.”

 CHP’nin misyonu Türkiye’yi geliştirmek ve çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmaktır. Bu fikrin toplumumuzda çoğunluk oyu vardır.
Türkiye yeni bir politik önderlik arıyor. O önder artık bir kişi değil, yeni bir kadro, bir organizasyondur. CHP dünya ve Türkiye de yeni gelişime ve değişime uygun politikalar geliştirerek oyun kurucusu olması ve gerçek misyonunu yaklaması gerekir.
Sorunları çözmek için gereken umut: fikirdir, ilkelerdir, programdır.
Reform, değişim ortamı, ilkeler, talep ve öneriler halkla beraber oluşturulursa yapılabilir. Bunun için Partinin yeniden yapılanması halkın partisi olması gerekir.
CHP, yeniden yapılanmasını başarmak, ülkemizin içinde bulunduğu tıkanıkları aşacak politikaları önermek ve yeniden umut olmak zorundadır.
Zorundadır, çünkü ülke, içinde bulunduğu bunalımdan çıkmak için umut ve politik önderlik beklemektedir. İktidar partileri ve varolan partiler umut olamamaktalar.
Sosyal Demokratlar, Ülkemizin içinde bulunduğu sorunları çözebilecek birikime, deneyime ve  potansiyele sahiptir. Eksik olan politik önderlik ve umutların eyleme geçirilmesidir.
CHP’nin öncelikle Türkiye’yi islamo-faşist iktidar ve tıkanıklıktan çıkaracak çağdaş sosyal demokrat parti örgütlenmesini gerçekleştirmesidir.
Başarı niyetten öte, günümüzün gerektiği bilgi ve becerilerin ortak amaç yolunda örgütlenmesine bağlıdır. Bu amaca ulaşmak için ilk yapılacak iş örgüt ve kadroları yenilemek ve yeni bir program hazırlamak, Parti öz kimliğine uygun ve çağdaş yeni bir vizyon ile güven veren yeni bir söylem benimseyerek halkımızın önüne o özgüvenle çıkmaktır.
Çok iyi biliyoruz ki: CHP Türkiye’yi kuran, çok partili düzene geçişi sağlayan parti. Türkiye’yi yeniden çağdaş ve akılcı bir yönetime kavuşturup beklenen refah ortamını sağlayacak partidir.

CB Adayı olmalı (mı?)

Türkiye’de siyasi partiler anti-demokratik!... Parti Genel başkanları demokrasiden uzaklar...Partiler “parti içi demokrasi” yi uygulamıyorlar...
Parti genel başkanları hergün “demokrasi”den söz ediyorlar ama genel başkanı oldukları parti de demokrasi den söz etmek olanaksız...
Sayın Kılıçdaroğlu girdiği tüm seçimleri kayıp etti.
Son dönemde (AKP nin başarısız uygulamaları nedeniyle) Büyükşehirlerde CHP li başkan adayları seçimi kazandı ama Belediye meclislerinde hala çoğunluk sağ partilerde ve bu birçok uygulamada engel oluşturuyor, meclis üyeleri  etkinlik sağlayamıyor...
Dayatmalara rağmen halk “boyun eğmiyor!...”
Ekmeleddin trajedisinden ders alınmamış gibi hareket edilemez...

Halk güven duymadığı adaya oy vermiyor.

Sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olacak kişi için kriterler arasında “Devlet deneyimi olacak” diyor.
Devlet, Anayasada mevcut kurumların etkin çalışması ile var olur.
O deneyim saygın ve etkin devlet yönetiminde kazanılır, bunu sağlayacak en uygun ortam da demokratik bir düzeni olan parti ile mümkündür, kendi yönetimi bunu yansıtıyor mu ?
Demokrasiye inanmayan, halka güven vermeyen, kural ve tüzüklere saygı duymayan, hergün farklı görüş ve düşünceleri yansıtan, ilkesiz ve programsız bir aday ile seçim kazanılabilir mi?
Sayın Kılıçdaroğlu aday olmak istiyorsa önce bir anket yaparak toplumun, parti üyelerinin  ve hatta muhalif seçmenlerin eğilim ve  taleplerini anlamaya ve değerlendirmeye çalışmalı!
CHP genel başkanı olmak isteyenlerin oyununa gelmemeli ya da kendi yandaşları tarafından aday gösterilerek yeni bir başarısızlığa yelken açmamalı.
Ayrıca bunun ülkemiz ve gelecek siyaset süreçleri için pratik bir faydası da yoktur.
Türkiye’nin sorunları tek kişinin değişmesiyle çözülecek sorunlar değildir. Kurumsal,sistemsel ve zihinsel bir değişime gereksinim var.Bu bağlamda bakarsak:

1-Millet İttifakını oluşturan Partilerin genel başkanları Cumhurbaşkanı adayı olmamalıdır. Millet İttifakı bileşenlerinin üzerinde anlaştıkları ve 28 Şubat toplantısında ayrıntılarını açıklayacakları konu,”Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” diye adlandırılan ucube sistemden “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme” dönüştür. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de Cumhurbaşkanlığı,sembolik temsili bir makam olurken,Başbakanlı k kurumu icra organı olacak, Meclis’in etkinliği artacaktır.Bunu savunan ve bu konuda mutabakata varan parti genel başkanlarının etkili ve yetkili icra organı başbakanlık yerine sembolik yetkili Cumhurbaşkanlığına talip olmaları akla uygun değildir, parlamenter sisteme dönüş konusunda samimiyetlerinin sorgulanması sonucunu doğurur.

2-CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu,Millet İttifakını oluşturan 5 sağ partiyi kastederek, “Beş genel başkan aday ol derse olurum” diyor.Buradan da, sadece ülkede tek adam yönetiminin değil, siyasi partilerde de tek adam yönetimi olduğunu görüyoruz. Ülke tarihi için yaşamsal bir seçimde muhalefet blokunun adayını “Altı tek adam” belirleyecek. Bu kabul edilebilir olmadığı gibi demokratik bir yaklaşım da değildir. CHP özeline indirgeyecek olursak; CHP Genel Başkanının,100 yıllık tarihi olan CHP’nin kurumsal ve örgütsel yapısını hiçe sayarak, “beş genel başkan aday ol derse olurum” demesi doğru olmamıştır.

3-Önümüzdeki seçim,herhangi bir seçim değildir, Cumhuriyetimizin kader seçimidir.Bu seçimde kazanma şansı en yüksek adayla çıkılması zorunluluktur. 6 kişinin kararı ve isteğine göre değil, güvenilir kamuoyu araştırmalarının sonucu dikkate alınarak millettin isteğine göre aday saptanmalıdır.

4-Sadece Cumhurbaşkanlığı Seçimine odaklanmak da doğru değil, parlamento seçimi ve meclisteki güç dağılımı da çok önemlidir. Parlamenter Sisteme geçerek, yasama,yürütme ve yargı ile ilgili düzenlemeler için Anayasa değişikliğine gereksinim var. Bunu sağlamadan salt Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak yetmeyecektir. Muhalefetin, Anayasa değişikliğini referanduma gerek kalmadan yapabilmesi için Mecliste en az 400 milletvekili çıkarması, referanduma götürebilmek için de en az 360 milletvekili çıkarması gerekmektedir.

Biz parti üyeleri için de bunu sağlayacak öneri, talep ve baskıyı oluşturacak , dinamik bir örgüt çalışmasına ortam hazırlanılmalıdır.
Böyle bir süreçte ülke ve toplum için sonsuz sayıda fikir , öneri ve çözüm planları ortaya çıkacaktır.
Amacımız bu yapıya kavuşmak adına çaba ve direnç göstermek, bu düşünceleri paylaşan arkadaşlarla tez vakitte bir araya gelip , eyleme geçmektir.



YAZARLAR

  • Çarşamba 31.3 ° / 18.9 ° Bulutlar
  • Perşembe 34.5 ° / 21 ° Açık hava
  • Cuma 36.9 ° / 22.7 ° Açık hava
  • BIST 100

    2.375%0,00
  • DOLAR

    16,1047% 0,18
  • EURO

    17,3207% 0,14
  • GRAM ALTIN

    966,01% -0,02
  • Ç. ALTIN

    1593,9165% -0,02