Prof. Dr. Özer OZANKAYA


TÜRK SİYASAL “SAĞ”ININ TEMEL ÖZELLİĞİ HEP ULUSAL EGEMENLİK DÜŞMANLIĞI OLMUŞTUR!

Türk siyasal sağının demokrasiden, yalnız demokrasiyi yıkmak için yararlandığı gözlemini doğrulayan kanıtlar bulunmaktadır


Türk siyasal yapısının “sağ” bölümü, insan hak ve özgürlüklerine ve ülkeyi yönetme olanağına Atatürk önderliğindeki “ulusal egemenlik” düzeni sayesinde kavuştuğu halde, tüm tarihimiz boyunca bu hak ve özgürlüklere karşı olmuş, yıkmaya hep hazır bulunmuş, hep Atatürk düşmanlığı yapmıştır. Bu yolda hep sömürgeci Batı’dan (özellikle ABD-İngiltere devletlerinden) açık-örtülü destek görmüştür.

Kurtuluş savaşında Halife-Sultan hükümetinin İngiliz/Yunan işgalcileriyle elele Ulusal Egemenlik bayrağı altındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetine en amansız saldırılarda bulunduğu bilinmektedir.

1922’de “saltanatın kaldırılışına”, 1923’te “Cumhuriyetin ilanına”, 1924’te “halifeliğin kaldırılışı”na karşı çıkıp, siyasal suikastlar kurmaya, iç ayaklanmalar çıkartmaya baş vuracak ölçüde yıkıcı davranmıştır.

1950 yılındanberi de ne zaman iktidara gelse, istisnasız her seferinde, eylem ve söylemleriyle ulusal egemenlik ilkesine ve insan hak ve özgürlüklerine inançsızlığını ortaya koymuş ve yıkmaya girişmiştir.

1950’de uygar insanlığa örnek bir seçimle iktidara gelmesine karşın, Celal Bayar’ın “Biz de 27 yıl iktidarda kalacağız!” diye tutturması, Said-i Nursi denen şeyhin elini öpmesi;

Adnan Menderes’in basına “ispat hakkı” isteyen muhalefete “İspat hakkı mı, İsmail Hakkı mı?” diye alayla karşılık vermesi, azgın bir partizan yönetim uygulayıp tarafsız davranan kamu yöneticilerini DP Ocak bucak başkanlarının isteğiyle sürgünlere göndermesi, sıkıştığında DP Meclis grubuna “Siz isterseniz halifeliği bile geri getirebilirsiniz” çağrısında bulunması, hem yargı, hem savcılık, hem de polis yetkileriyle donatılmış, DP milletvekillerinden oluşan hukuk tanımaz ünlü Tahkikat Komisyonu’nu kurarak muhalefeti yok etmeğe kalkışması;

Süleyman Demirel’in dünyaya örnek 1961 anayasası için “ Bu anayasayla ülke yönetilemez; bol geliyor” deyip yıkmaya girişmesi;

Turgut Özal’ın “Anayasa’yı bir kez delmekten bir şey olmaz”, “Benim memurum işini bilir!” diyen hukuk-dışılığa övgü dizmesi;

Recep Tayyip Erdoğan’ın “Anayasa Mahkemesinin kararına saygı duymuyorum ve uygulamıyorum” diyerek hukukun üstünlüğü ilkesine ve demokrasiye açıkça meydan okuyuşu örnekleri,

Türk siyasal sağının demokrasiden, yalnız demokrasiyi yıkmak için yararlandığı gözlemini doğrulayan kanıtlardır.

Ama ulusal egemenlik düzenine, başka deyişle Atatürk Cumhuriyetine karşı her kalkışmada yenilgiye uğramıştır, yine yenilmesi kaçınılmazdır kanısındayım.

Çünkü ulusal egemenlik düzeni, bilim ile aynı ilkeler üzerine kuruludur.

Bi̇li̇m nasıl hep üstün geliyorsa, demokrasi/ ulusal egemenlik düzeni de her zaman ve her türlü baskıcı kalkışmaları yenecek güçtedir.

Atatürk’ün deyişiyle:

“Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında taclar, tahtlar batar, yok olur. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulu yönetimler her yerde yıkılmaya yazgılıdırlar.”

Atatürk'ün bu gözlemi de olgularca hep kanıtlanmıştır ve kanıtlanmaktadır.

 

Bknz.: Özer Ozankaya, Cumhuriyet Çınarı: Mustafa Kemal’i “Atatürk” Yapan Uygarlık Tasarımı, CEM Yay.



YAZARLAR

  • Cumartesi 37.3 ° / 23.3 ° Açık hava
  • Pazar 38.3 ° / 22.4 ° Açık hava
  • Pazartesi 38.7 ° / 22.5 ° Açık hava
  • BIST 100

    2.444%1,60
  • DOLAR

    16,7493% 0,30
  • EURO

    17,4918% -0,20
  • GRAM ALTIN

    973,27% 0,34
  • Ç. ALTIN

    1605,8955% 0,34