ALİ TAŞ ADN.


“ARİFZADE ŞAHAP AZMİ ÖÇALIR” (*) 


    Serbest gazeteci Nazan Öçalır, dedesi olan “Milli Mücade’lemizin isimsiz kahramanlarından Arifzade Şahap Azmi”nin (1896-1961)  yaşamını biyografik roman hâline getirmiş. Kitabın basımını gerçekleştiren H.Oğuz Aydemir’in “Dedem Arifzade Şahap Azmi’nin aziz hatırasına” notuyla girilen kitapta, Dervişler köyünde çiftlikleri bulunan baba Arifzade Esat Efendi’nin, her yaz çıktıkları Bürücek Yaylası’ndayken bir payton kazası sonucu Gülek Boğazı’nda uçuruma yuvarlandığı belirtiliyor.   
    Şahap Azmi, 1. Dünya Savaşı nedeniyle seferberlik ilan edildiğinde ağabeyi Mustafa Asım ile birlikte askere alınır. Ancak babaları hayatta olmadığından Mustafa Asım, ailesiyle kalmak üzere. Döneme ışık tutan değerlendirmede Enver Paşa’nın Sarıkamış yenilgisinden söz edilirken,  90 bin askerden 42 bin askerin geri döndüğünü söylemektedir… Oysa Sarıkamış Harekâtı konusundaki bu tarihi rakamlar yanlış ve yanıltıcı olabilir… Tarihimizin en zamansız ve akılcı olmayan savaş felaketlerinden biri olan Sarıkamış Harekâtı’nın başarılı komutanı olan ve savaş başladığında Askere Alma Daire Başkanı görevini yürüten, savaş sonrasında da, Rusya’da altı yıllık bir tutsaklıktan sonra, aynı göreve gelen ve bu nedenle de resmi rakamların kaynağındaki üst bir yetkili olan; Köprü Zaferi mimarı ve anılarını yazdığı “Sarıkamış’tan Esarete” adlı gerçekçi değerlendirmeleri ve özeleştirileriyle de dikkat çeken, Tuğgeneral Ziya Yergök’ün verdiği resmi makamlara göre 90.000 bin kişilik ordumuzdan sağ dönen 12 bin kişi olmuştur. Bu demektir ki Türk ulusu olarak bizim Sarıkamış Harekâtı’nda 78.000 şehidimiz var demektir. Bunu vurguladıktan sonra dönelim, Nazan Öçalır’ın dedesi “Arifzade Şahap Azmi Öçalır”ın yurtseverlik ve kahramanlığını yazdığı kitabına…   
    Şam dolaylarındaki Baalbek’te, İhtiyat Zabitleri Namzetleri Talimgâh’ında başarılı olduğu için Osmanlı Harp Madalyası ile birlikte Alman madalyaları verilen ve meçleri takılan; Çanakkale’den Sarıkamış’a, Yemen çöllerine uzanan 1. Dünya savaşı dönemindeki Osmanlı ordusunun savaş panoramasının içerisinde yer alan Şahap Azmi Bey, Trakya sınırında şifre çözücü bir subay olarak savaşa dahil olduktan sonra Halep’teki makineli tüfek kursunu birincilikle bitirmesini bir anlamda, İngiliz’lerin paralı askerleri olan Hindulara karşı savaşarak gerçekleştirir. 
    Osmanlı’nın Yemen Brütüs’ü Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in İngilizler tarafından kandırılıp, örgütlendirilerek, Osmanlı’ya karşı kullanılması gibi tarihi ihanetten de söz edilen romanda; Cemal Paşa tarafından gözetim altında tutulan Şerif Hüseyin’in oğlu Emir Faysal’la babasının yazışmalarından gizlice bilgi sahibi olunduğunda ihtilalcilerin yakalanıp, İstanbul’da asılarak cezalandırıldığının da altı çizilir.    
    Trajik bir sonla biten ve Osmanlı’nın çözülüşünü hızlandıran kilit noktalarından biri olarak insancıl yönden dramatik öyküler de içeren Yemen Savaşı’nın da yer verilen kitapta; Sina çölünde 19 ay kalan Şahap Azmi’nin, komuta ettiği bölükteki bazı askerlerle birlikte on askerden oluşan keşif kolunu Bedevi Arapların elinden kurtarmasından dolayı madalyayla ödüllendirilme ve tarihi Medine savunmasının komutanı Fahrettin Paşa’dan da söz edilmesinin yanı sıra; açlıktan çekirge yenmesi gibi Türk askerlerinin çöllerdeki korkunç yaşam zorluklarından sadece biri göz önüne serilerek, söz edilir. 
Komutanı Adolf’un, terfien Mersin’deki Alman Topçu Kumandanlığı’na giderken onu da yanında götürmesi güzel bir armağan olur ki daha sonra Mersin 68. Alay Kumandanı Yarbay Cevdet Bey onu Karaduvar Köyü’ne bölük komutanı olarak atar.     
    Şahap Azmi, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasının ertesi günü olan 31 Ekim 1918 günü Adana’ya gelir. O sıralarda, Yıldırım orduları Grup Komutanlığı görevinden ayrılan Liman Von Sanders’in yerine atanan Mustafa Kemal Paşa, görevini devralmak üzere, komutanlık merkezi olan Adana’daki Murat Palas Oteli’ne gelmiştir. Askerlerin terhisinin geciktirilmesi ve stratejik öneme sahip Toros tünellerinin İtilaf Devletleri’ne verilmesinin engellenmesi gibi Fransızların ve İngilizlerin hoşuna gitmeyen uygulamalara yönelen Mustafa Kemal Paşa’nın padişaha şikâyet edilmesi sonucunda Yıldırım Orduları Kumandanlığı 7 Kasım 1918’de kapatılarak, Mustafa Kemal Harbiye Nezareti emrine verilir.(s.82) 
    Yarbay Cevdet Bey komutasında Ulukışla’ya çekilip, oradan Konya’nın Ereğli ilçesi yakınlarındaki bir köyde bir hafta misafir edilirler. Oradan da, Sultaniye (Karapınar) ilçesine geldiklerinde, ilçe girişinde:”Yenik olan askerleri kasabaya sokmayız. Nereye giderlerse gitsinler” diyen bir grup yobazla karşılaştıklarında, kumandan çaresiz kalınca zor kullanarak kasabaya girer ve sormadan da ilçe halkı askerleri bağrına basar. Daha sonra 68. Alay Tümen Komutanlığı’nın bilgisi dahilinde Konya’nın Sille nahiyesine yerleşirler. Akşehir’e geldiklerinde ise istasyonun İngilizler tarafından işgal edildiğini görürler.  Oradan trenle Manisa’ya geçerler. Orda da tüm yedek subayların terhis edilmesi üzerine de Şahap Azmi Adana’ya döner.  Dönüşte, döneklik yapan, tanıdığı Suriyeli askerlerin hakaretleriyle de bolca karşılaşarak, adeta bir Ermeni beldesi hâline gelen Pozantı’ya gelirler. Bir vagon içerisinde çok zor şartlarda Konya’dan kendilerini Suriye istikametine götürecek olan vagonu beklerken bir yardım kuruluşuna bağlı Amerikan Salib-i Ahmer Treni’nin geldiğini görürler. Ancak, diğerlerinin aksine, yardım kuruluşunda taraflı bir uygulamaya tanık olurlar. Türk askerleri açık vagon içerisinde yolculuk yapacaklardır. Bunun da nedeni anlaşılır… 10-15 km. gittikten sonra kameraların kaydı altında açık vagondaki Türkler, İngilizler tarafından kırbaçlanma ve tokatlanma zulmüne uğrarlar. Derken Yenice’de, alışveriş yaptıkları bir Ermeni olan Agop’la karşılaştığında, onun sayesinde evine kadar gelebilir.  
    Adana’da yoğunlaşan Fransız ve Ermeni zulmü nedeniyle yaylalara çıkan insanlar gibi Bürücek’e gider Şahap Azmi ve ailesi. Bu arada Mustafa Kemal Paşa Pozantı’ya gelerek görüşmeler yapar. Yeni Adana Gazetesi sahibi Ahmet Remzi Yüregir, Atatürk’e gelişmeler hakkında bilgi verir. Bunun üzerine Pozantı’yı vilayet yapar Mustafa Kemal Paşa. Karaisalı’da bulunan Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Merkezi de Pozantı’ya taşınır. Yapılan seçimde Ahmet Remzi Yüregir, Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Klikya Merkez Heyeti Başkanlığı’na getirilir.
    Adana merkezi güvenli olmadığından Bürücek’teki evlerinde kalmayı planlayan Şahap Azmi’yi ağabeyi Mustafa Asım ile birlikte, Adana Valisi ve Ordu Kumandanı Nuri Bey (Conker), önemli bir konuda görüşmek üzere mektupla Pozantı Vilayet Merkezi’ne davet eder. Vali ve 41. Ordu Kumandanı Nuri Conker, Öçalır kardeşlere, Rus İhtilal Hükümeti ile Milli Kuvvetlerin anlaştığını, Fransızların ise anlaşabilmek için Franklin Bouillon’u resmi olarak Ankara’ya göndermek üzere olduğunu belirttikten sonra; Şahap ile Mustafa Asım kardeşler gizli görevli olarak Adana’ya dönüp, ordunun acil ihtiyacı olan un, bulgur gibi temel gıda maddelerini üreten fabrikalardan birkaçını kiralayarak kullanır hâle getirirler. Fabrikaların gece gündüz çalışarak satış fazlası ürünleri stok etmeleri istenmiştir. İki kardeş de görevlerini sır gibi saklar ve kendi ailesine bile söz etmezler. Daha sonra, ertesi sabah, kiralanan kırk katırla, kışı geçirmek üzere Tarsus’un Kargılı nahiyesine yolculuk ederler.  Kargılı, Fransız işgali tehlikesi olasılığı güçlendiğinden kendi köyleri olan Dervişli’ye giderler. Sonra da yeniden Kargılı’ya dönerek, Kumandan Nuri Conker’le telefonda konuşan ve hazırladığı rapordan söz eden Şahap Azmi, raporu Kadı Kemal Bey’e bırakmasını ve görevlerini gerçekleştirmek için Adana’ya gitmelerini söyleyen Vali ve Ordu Kumandanı Nuri Conker; “…Adana’ya gittiğiniz zaman işgal makamları tarafından birçok tazyik ve şiddete maruz kalacağınızı düşünerek önlem almak adına Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti azalarıyla bir anlaşmaya vardık. Pozantı’da yayınlanan Yeni Adana Gazetesi aracılığıyla ‘Arifzadeler Adana’ya kaçmışlardır’ diye yalan bir haber yayınlatacağız. Bilginiz olsun. Bundan alınmayın” der.  Arifzadeler Adana’ya döndüklerinde talan edilmiş ofislerinin başındayken Emniyet Müdürlüğü’ne davet edilirler. Emniyet Müdürü ise arkadaşları olan Yusuf Ziya Bey’dir. Ona, neden görevi kabul ettiğini sorduklarında:”Bu görevi kabul etmeseydim yerime bir Ermeni’yi getirileceklerdi. Bu hareketimle milli iradeye sonuçta memleketime hizmet ediyorum.” yanıtını alırlar. “Babası da kendinin gibi düşünerek Bidayet (Asliye) Hukuk Mahkemesi Reisliğini kabul etmiş…”tir. (s.154) Emniyette iki kardeş sorguya çekilirken Vali Vekili, Emniyet Müdürü’nü acilen makamına çağırır. Emniyet Müdürü döndüğünde, elindeki tek yaprak “Yeni Adana” gazetesindeki haberi mutlulukla okuduktan sonra, Arifzade’lerin de kendileri gibi padişaha hizmet ettiklerini vurgulayıp, artık serbest olduklarını söyler. Daha sonra Mustafa Asım, un fabrikasının başına dönerken, kardeşi Şahap Azmi de, Adana’dan ayrılmadan önce görev yaptığı Adana Reji İdaresi Başmüdürlüğü Umumi Dava Vekilliği görevine yapmaya yeniden davet edilir. Garp Cephesi Kumandan Vekili Asım Gündüz ile görüşüp konuyu derinleştiren Şahap Azmi, 20-30 teneke alan büyüklükte bakır kazanlar bulup, Rumların elinde bulunan Simyonoğlu Bez Fabrikası’ndan yüzlerce top kaput bezi satın alarak, hükümet binası civarındaki Ocak mahallesinin ve Seyhan nehri üzerindeki dededen kalma boş araziler üzerinde bulgur kaynatmaya başlarlar. Kurutulan günde yaklaşık 12 ton bulgur fabrikada un hâline getirildikten sonra Garp cephesine gönderilir. Bu iş için bir de Adana Saat Kulesi’nin bulunduğu yerde, Kazancılar Çarşısı içindeki ki Ermenilerin elinde bulunan Aşıkyan Un Fabrikası’ndan, daha sonra yine Rumların elindeki Boduroğlu Un Fabrikası’ndan yararlanmanın yanı sıra üçüncü fabrika olarak Konya’daki İsmail Paşa Un Fabrikası’nı kiralayarak her ay 2.100 ton unu cepheye göndermeye başlarlar ki bu özellikle o döneme göre önemli bir lojistik destektir.  İşte, Arifzade Şahap Azmi Bey böyle bir kahraman yurtseverdir. Nazan Öçalır, dedesinin ve ailesinin yurtseverlik fotoğrafını başarılı bir biçimde ortaya koyarken, Adana ve Çukurova tarihinin de  fotoğraf parçalarından birini uzatmıştır. 
.                 
        *(Nazan Öçalır/Arkeopera/Roman/2020/197 sayfa)



Necdet ÖZTÜRK
29.10.2020 09:35:24
Pozantı’da yayınlanan Yeni Adana Gazetesi bence pozantı da bir ofıs açın ve beni yetkilendirin. gerçek olan bir kaç hiyaye var yazarız sayın, Ali Taş bey ile...

YAZARLAR

  • Salı 24 ° / 7 ° Güneşli
  • Çarşamba 24 ° / 8 ° Parçalı bulutlu
  • Perşembe 20 ° / 8 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.314%0,00
  • DOLAR

    7,8780% -0,12
  • EURO

    9,3604% 0,24
  • GRAM ALTIN

    466,14% 1,59
  • Ç. ALTIN

    769,131% 1,59