YAVUZ ALİ SAKARYA


DERS GİBİ BİR YAŞAM (3)


Prof.Dr. Süleyman Bozdemir’in yazdığı, toplam yedi bölümden oluşan ve “bir yaşamöyküsü” adını taşıyan kitabı, bilimsel çalışmalarının dışında kendisinin ilk anı kitabıdır.

Yazar Bozdemir, yaşamöyküsünü anlattığı kitabını yazış gerekçesini, “Bizim yaşımızdakilerden, özellikle Yüksek Öğretmenlilerden yükselen, belli konumlara gelenlerin birbirine çok benzeyen yaşamöyküleri vardır. Bunlar aynı zamanda ilginç birer başarı öyküsüdür. Bugün zor koşullarda bulunan çocuklarımıza, öğrencilerimize umut aşılayabilmek için onlara da gerekli olanakların sağlanabildiği takdirde aralarından nice cevherlerin çıkabileceğini göstermek bakımından bu tür öykülerin okunmasında, okutulmasında çok yarar olduğu düşüncesindeyim. Bu kitabımı biraz da onlar için yazdım diyebilirim.” Diyor.

Azmin elinden bir şey kurtulmaz, sabreden derviş, muradına erer, yeter ki çok istesin diyor. Öyle demeye getiriyor.

 

(Yazar, kendisi Aksu İlköğretmen Okulu’nun ardından Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirmiştir. Bunlardan birini anlatıyor, her biri kendi içinde nerdeyse birer kitap boyutunda yedi bölüm oluşturarak anılarını yazıyor, yaşadıklarını kalıcı kılıyor, Prof. Dr. Süleyman Bozdemir. 

YAS),

Yarım asrı geçen eğitim ve bilim çalışmalarında edindiği deneyimlerin, kazanımlarımın yokolup gitmesine gönlü razı olmadığı için, okuyan birilerinin işine yarayacağı umudunu taşıyarak yazdığını söylüyor.

 

Kitabın bir yerinde çevresini yazmaya motive etme amacının da olduğunu ifade ediyor. Ama “motivasyon” yerine “isteklendirme” gibi sözcük kullanmış ki, tam da yerine oturmuş sözcük. Biz onu İngilizce öğretmenleri olarak yıllarca derslerimizde “güdüleme” olarak kullandık, ama ben o sözcüğü çok sevdim. “Motivasyon” sözcüğünün tam da karşılığı hem de Türkçe diyorum. Tebrik ediyorum.   

Yazar Bozdemir, bununla da kalmıyor, yer yer güzel ve sık karşılaşmadığımız sözcükler kullanarak, kimi zaman yerel yörük ağızlarından sözcükler seçerek kitabı zenginleştiriyor. Yazılarında öz Türkçeyi kullanmaya özellikle önem vermektedir.

Örnekler: 

Sahici, yakımcı, atış, atışma, essah, gerçek, yıkık (virane) çakma (sahte),deyiş, duruş, yaşam(hayat) ,koşul (şart), etkinlik (faaliyet) ve benzerleri

Bana ilginç gelen rastlantılar da var anlattığı.

Yaşam biraz da yorumdur, düşlerin hayra yorulmasıdır. Faldır bakılır, gerçekliktir yaşanır, acıdır çekilir, sıkıntıdır katlanılır.  

*

Süleyman bebek doğmadan anası bir düş görür. Aksakallı nur yüzlü bir dede girer düşüne, bir çuval buğday bırakır, kısa zamanda nur topu gibi bir çocuk doğuracağını, savaş zamanı, kıtlık dönemi  olduğunu, getirdiği buğdayın o çocuğun kısmeti olduğunu söyler. Ona iyi bakmasını tembih ederek kaybolur aksakallı dede. İşte o çocuk, geleceğin Uzay Fiziği profesörü Süleyman Bozdemir’dir.     

*

Yazar, ilkokula 1952 yılında 9 yaşında iken  başlamış. En büyük şansının, ilkokulda iken  köy enstitüsü mezunu öğretmenlerin elinde yetişmesi olduğunu söylüyor. Kendini çok şanslı buluyor. Başlangıçta okumasına ilgisiz kalan, onu caydırmaya çalışan babasının, çevresindeki insanlara kıyasla okuma-yazma bildiğini, oğlunun ilgisini görünce kendisine sonradan yardımcı olduğunu söylüyor. Okul yaşamları boyunca kendilerine olanakları ölçüsünde destek çıktığını, ceplerine harçlıklarını koyduğunu söylüyor.

Aldığı eğitimin gereği olarak cumhuriyet ilkelerini, Atatürk devrimlerini benimseyerek yetişen Süleyman Bozdemir, öğretmenliği döneminde emek verdiği, yetişmelerine katkı koyduğu tüm öğrencileri ile gurur duyduğunu, onları da  çağdaş çizgide Atatürkçü düşünceler doğrultusunda yetiştirdiğini, eğitim öğretimden asla ödün vermediğini, her aşamada gereğini yaptığını söylüyor.

Öğrencilerinin de verilen yoğun emeğe karşılık verdiklerini kendisini asla düş  kırıklığına uğratmadıklarını, bir iki küçük olayın dışında hoş olmayan durumlarla karşılamadığını söylüyor. Kitabın içinde olan biteni sayıp döküyor, örneklendiriyor, ama biz burada söz ederek işin tadını kaçırmayalım. Okuyun, kendiniz tanık olun.

Öğrencileri de iş arkadaşları da zaten yazdıkları ile bunu defalarca doğruluyorlar.   

*

Öğretmen, emekli olmaz, boş oturmaz inancında olan Bozdemir, günlerini yurt sorunları ile ilgilenerek, değişik konularda yazarak, yazılarını yerel ya da ulusal basın organlarında paylaşarak geçirmektedir.

Yaşlılığı ertelemek adına da bilimsel olsun olmasın değişik konularda kitaplar  okumakta, okumaya çok zaman ayırmaktadır.   

“Kitapta öğretmenlik meslek sevgisi, öğrenci sevgisi, arkadaş sevgisi, bilime düşkünlük, uzmanlık alanı olan fizik sevgisi anlatılırken, kariyer aşamasında özellikle doktora yıllarında yaşanan zorluklar, sıkıntılar, güzellikler, özlemler, çocuk büyütme ve yetiştirme gibi konularda çarpıcı ve sarsıcı örneklerin öyküsü anlatılıyor.

Öğrenim gördüğü öğretmen okullarını Köy Enstitüleri’nin eğitim bakımından devamı sayan Bozdemir, okullar arasındaki etkileşimi, birinden diğerine geçişi sağlayan köprü ve bağları, güzel örneklerle bağlantılı kılıyor, başarılı bir öğrenci olarak Yüksek Öğretmen Okululuna seçilince, üniversite de okumanın kazanımlarını, akademik yaşamda uyulması gereken kuralları, izlenmesi gereken yolları sayıp döküyor. Anılar, anılar, anılar diyor.

 

İlkokul, İlköğretmen Okulu, Yüksek Öğretmen Okulu, Fen fakültesi yıllarında elinden tutan, yardımcı olan, iyi yetiştiren öğretmenlerini ve arkadaşlarını, nerdeyse teker teker denebilecek bir ayrıntı ile anımsıyor ve başlarından geçen ortak olayları anlatırken onları okurları ile de tanıştırıyor. Yazdıkları ile başbaşa bırakıyor.

Bunu mezuniyet sonrasında öğretmenlik döneminde de devam ettiriyor, iletişim kurduğu öğretmen arkadaşlarını bu kez gündeme taşıyor. Yeri geldiğinde ciddi, yeri geldiğinde esprili bir anlatımla okurun karşısına çıkıyor.

Yazar, anı kitabının belli bölümlerinde üzerinde kalıcı iz bırakan çalışkan öğrencilerindan de söz ediyor. Dikkatli bir tavırla, her aşamada titiz davranarak, bu arada inceleyip sık dokuyarak nesnel değerlendirmeler yaparak ilerliyor, zaman zaman yinelemeler yapmak zorunda kalmasına karşın, dikkati dağıtmadan, ilgiyi sürdürüyor. Böylesine oylumlu bir kitapta bunu da başarıyor. Çocukluk döneminin, yaşadığı köyün, eşin dostun akrabaların, genelde yörüklerin tarihsel geçmişine de dokunarak, bilinmeyenlere yanıt arıyor. Belli konulara ilk kez değinerek büyük bir boşluğu da dolduruyor. Yörük yaşamı, yöre yörüklerinin tarihsel geçmişi, yüksek öğretmen okulları gibi önceleri pek dokunulmamış konulara, dokunuyor, kimi bilinmeyenleri bilinir kılıyor.

 

Süleyman Bozdemir, küçük yaşta öğretmen okuluna giderek, kendini kutsal saydığı mesleğe hazırlayarak yetiştirdiğini, mesleğini taparcasına sevdiğini, onur ve kıvanç duyduğunu, eğitimin mutfağından geldiği için de mutlu olduğunu söylüyor. Kitabı okuduğunuzda, verdiği hizmetlere baktığınızda, görevini hakkıyla yaptığına, kendini mesleğine gerçekten adadığına tanık oluyorsunuz.  

*

Doğal olarak kitabının çok okunmasını, çok baskı yapmasını istiyor, ama derdinin para kazanmak olmadığını, asıl amacının gerçeklere dayanan, yaşamsallık dolu kitabının, edebi bir iddia taşımanın ötesinde vermek istediği mesajı önemsiyor.

Vermek istediği mesaj ne diyorsanız, çocuklarımıza ve gençlerimize, Atatürkçü eğitim ilkeleri doğrultusunda bilimsel ve çağdaş eğitim olanakları verilirse, laik Cumhuriyet döneminde olduğu gibi Köy Enstitüleri’nden, İlköğretmen Okulları’ndan ve Yüksek Öğretmen Okulları’ndan nasıl büyük cevherler çıkmışsa, bugün de yeniden çok daha iyilerinin çıkabileceği inancını aşılamaktır. Çalış,övün ,güven demeye getirmektedir.

*

1940 lı yıllardan başlayarak eğitim üzerinde oynanan oyunları, yeri geldikçe sıralayarak, bugünkü duruma nasıl ve kimler eliyle düşürüldüğümüzü de gözler önüne tüm açıklığı ile seriyor. Anı kitabı olmasına karşın yer yer belgesel tadında devam ediyor. 

Cumhuriyet bayramının yaklaştığı bu günlerde cumhuriyet ilkelerine ve demoktatik yaşama da dikkat çekmeyi,önemini vurgulamayı unutmuyor. 

Yazınsal açıdan iddialı olmadığını söyleyen Bozdemir hocanın kitabında anlattıkları  kendi hayatı, ama onu anlatarak aslında insanlara, genelde insan hayatına dokunuyor. Genelleştiriyor. Herkesi işin içine sokuyor.   

Öğrencileri tarafından sevilen sayılan Süleyman beyin, güzel anlatımı ve en zor ve en karmaşık derslerden biri olan fizik dersini ilginç kılması, deneylerle süslemesi, örneklendirmesi nedeniyle ders verdiği sınıfları doldurduğu söyleniyor.

Öğrenci en iyi müfettiştir, derler. Öğrencileri, sevgili Bozdemir hocaları, öğretmenliği özümsediği için öğrencinin gözünde anlamadığına dair bir ifade görürse defalarca anlattığı için, derslerine devam etmekten hoşlandıklarını söylüyorlar. Güzel giyindiğini, güzel güldüğünü, esprili biri olduğunu da sözlerine ekliyorlar.  Vefalı, özverili ve yardımsever bir insan olduğunu da ifade ediyorlar. Bizler de zaten onu öyle tanıyoruz.  

(*) Bir Yaşam Öyküsü – Eğitime ve Bilime Adanmış Bir Ömür, Prof. Dr. Süleyman Bozdemir



YAZARLAR

  • Pazar 23 ° / 7 ° Güneşli
  • Pazartesi 23 ° / 7 ° Parçalı bulutlu
  • Salı 23 ° / 10 ° Sağanak
  • BIST 100

    1.329%-1,03
  • DOLAR

    7,8160% -0,71
  • EURO

    9,3622% -0,27
  • GRAM ALTIN

    449,47% -1,87
  • Ç. ALTIN

    741,6255% -1,87