Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?


BİZDEKİ SİYASET


            Merhaba dostlar

            Sizden ayrılalı tam 140 gün olmuş. O günden bu yana köşe yazısı yazmıyorum.

            Bol bol kitap okuyorum, roman yazıyorum; türkü besteliyorum. Yarıda kalan ‘KUTSAL TOPRAKLARA GİDERKEN’ romanımı tamamladım. On beş adet türkü bestemi Youtube com. da dinleyici önüne çıkardım. Ayrıca Prof. Dr. Kemal H. KARPAT’IN ‘TÜRK SİYASİ TARİHİ’, Kürşat YOZCU kardeşimin ‘İÇİMDEKİ BEN’İNİ; Ali KUZU’NUN ‘ATATÜRK ve CHP’nin SAKLI TARİHİ’Nİ ve Turan BOZKURT Hocanın, ATATÜRK’ÜN İSLAMA HİZMETLERİ’ adlı kitabını okudum. Romanım için araştırma amaçlı, Kur’an-ı Kerim Türkçe meali- Elmalı Hamdi YAZIR’IN kitabını belki de on beşinci kez okudum.

            Türk Siyasi Tarihi kitabını ikinci kez okuyordum, bir çok ilginç olaylarla karşılaştım. Bu kitapları okumadan, bizdeki siyaseti anlamak mümkün değildir. Hoca bir yerde diyor ki;

“Memleketi birilerine teslim etmeden önce o zihniyetin geçmişine iyi bakın. Önceleri neler yapmış, iktidarı ele geçirmek için kimlerle iş birliğine girişmiş, onları iyi   bilin.”

            İşte kitabın bence ana konusu bu. Bu konu üzerinden memleketin siyasi geçmişini kanıtlarıyla incelemiş Hoca. Her devirde yapılanları önümüze sermiş. Bize de sadece düşünmek ve siyasi güçlerin davranışını irdelemek kalıyor.

            Kemal Hoca Türk siyasetinin kurmaylarını bölümlere ayırmış. Tabi ki araştırma 1830’lu yıllardan başlıyor. Osmanlı’nın önceki yıllarında yeniçeriler vardı. Bunlar devşirmeydi ve çağ itibariyle soyları tükenmeye başlamıştı. Ama ülkenin en önemli makamları bunların eline geçmişti. O günkü padişahlar tımar etme misali bunlardan kurtulmak için Türk çocuklarından subay yetiştirme cihetine gittiler.Enver Paşa,Talat Paşa ve Cemal paşaların yanında; Mustafa Kemal ATATÜRK, Kazım KARABEKİR, Rauf ORBAY, Mareşal Fevzi ÇAKMAK ve daha niceleri bu okullarda yetişmiş subaylar olarak Dünyayı çok iyi tanıyorlardı. Bu geniş bilgilerle ordunun her kademesinde bulundular.            

            Bu paşalar günden güne askeri kurmay kısmını ele geçirdiler.1.Dünya savaşında siyasilere uyarak acemice aldıkları kararlar nedeniyle(Cemal Paşa,Talat Paşa) ülkeyi savaşa sürüklediler. Almanlarla işbirliğine gittiler. Birinci dünya savaşını bu nedenle ülkenin başına bela ettiler.( Geniş açıklamasını kitabın içinde bulursunuz.) Kemal Hoca bu grubu ASKERLER olarak isimlendirmiştir.

            Bunların dışında ikinci bir grup bulunuyor. Bu grubun özelliği ise; Avrupa’yı iyi tanımak, dünyayı iyi tanımaktır. Günün şartlarında ekonomide, siyasette, yönetimde uzman olmaktır. Siyasi olarak en önemli özellikleri de milliyetçi düşünceye sahip olmaktır. Aynı zamanda modern düşünceye katılmaktır. Bu insanlar gazeteci, yazar ve bilim insanı olarak, memleketin kurtuluşu için o günkü gazetelerde görüş bildirmektedirler. Amaçları yönetici takımına seslerini duyurmaktır. Ama halk ve yöneticiler işlerine gelen görüşleri alıp bunları kendi günlük çıkarlarına göre kullanmışlardır. Ama onlara tam yetki ve sorumluluk vermemişlerdir. Kemal Hoca bunlara da AYDINLAR sınıfı demiştir.

            Bu ikisinin dışında üçüncü bir grup daha vardır ki, bunlar halk ile iç içe yaşamakta, hatta halk bunların emrinde çalışmaktadır. Halkın ihtiyacını az da olsa bunlar karşılamaktadırlar. O nedenle halk ile beraberlik gücünü siyasi arenada kullanmışlardır.

            Bazen yönetenler, bazen askerler, bazen de aydınlar bunlarla iş birliğine gitme düşüncesine kapılmışlardır. Çünkü bunlar tüccardır, esnaftır, ağadır. Paraları çok, fakat bilgileri yoktur. Dünyayı tanımamaktadırlar. Siyasette ve yönetimde parayı kullanarak işlerini yürütmektedirler. Bunlara da MUHAFAZAKÂRLAR(diğer bir deyişle Ağalar.) deniyor.

            Dördüncü bir grup var ki, gerçekten çok tehlikelidir. Halk ile iç içeler. Halkı istedikleri gibi yönlendirmektedirler. Nerdeyse bazı yerlerde muhafazakârları, askerleri ve yöneticileri bile etkilerine almışlardır. Sıkıştıkları anda dış güçlerle temastan çekinmemişlerdir.

            Her kuvvetten destek alabiliyorlar. Yöneticileri tehdit bile edebiliyor, halkı ayaklandırabiliyorlar. Bunlara da ULEMA (SARIKLI DİN BİLGİNLERİ) deniyor.

            Yukarıda saydığımız güçlerin dışında kendi halinde yaşayan, siyasete karışmayan, bazen ağalara, bazen askerlere, bazen de devlete kafa tutan ama her hâlükârda mağlup olan bir halk vardır.

            Osmanlıdan cumhuriyete miras kalmış gibi aynen devam eden bu gruplar, cumhuriyet kurulurken askerler, aydınlar ve muhafazakârlar anlaşarak düşmana karşı birleşmişlerdir. Kullandıkları ortak slogan da halkçılıktır. Fakat halkın dışında hepsi yönetim takımındadır. Ta ki,1946 yılına kadar bu böyle devam etmiştir ve bu birlik ve beraberlik Mustafa Kemal Atatürk’ün çabasıyladır. O güne kadar ister iktidarda olsun, ister muhalefet tarafında olsun ülkenin kaymakçı takımı bunlardır.1946 da İsmet İnönü’nün kürsüde; “Arkadaşlar biz cumhuriyeti kurduk. Devleti yerleştirdik ama yapmamız gereken en önemli meseleyi yapamadık. O da toprak reformudur. Mutlaka bunu yapmamız gerekiyor.”

            İşte, asıl güç o gün ortaya çıkıyor. Adnan Menderes ve bir grup milletvekili itiraz ediyorlar. Diyorlar ki;

            “Sayın İnönü bizim topraklarımızı alıp da halka mı dağıtacaksınız? Buna karşı geliriz ve mücadele ederiz.”

            İsmet İnönü orada tarihi sözü söylüyor. Diyor ki; “Buna muhalefet yapacaksanız gidin parti kurun. Görüşünüzü halka orada anlatın.”

            Adnan Menderes ve ekibi gidiyorlar yasak olmasına rağmen, Demokrat Partiyi kuruyorlar. İlk seçimde olmasa da ikinci seçimde iktidarı ele geçiriyorlar. İktidarı ele geçirince; önce askerlere bir çeki düzen veriyorlar. On yıl maaşlarına zam yapmıyorlar. Aydınları komünist propagandasıyla mahpushanelere tıkıyorlar. Yazarları, gazetecileri perme perişan ediyorlar. Necip Fazıl gibi din tüccarlarına bol bol para dağıtarak taraflarına alıyorlar.

            Bu görüşler Kemal H.KARPATLAR Hocanın kitabından alıntıdır. Hepsi de gerçek, hepsinin yaptıkları da belge belge satırlara işlenmiştir. O günden bu yana bende bir görüş oluştu. Artık. “İnsanların biri için g…nün kılı olurum.” demelerini normal karşılıyorum. Ve o günden bu güne siyasi düşünce olarak toplumdan uzaklaşıyorum. Çünkü bu memleketi ileri seviyeye taşıyacak olan aydın kişiler dikkate alınmamaktadır. Askerler ise siyasi arenadan silinmiştir. Geriye halk kalmıştır. O da zaten ne yönetimde, ne de siyasi arenada figüranlıktan öte gidememektedir.

              Sirçü lisan ettik ise af ola. İsterim ki insan önce insan ola.



YAZARLAR

  • Salı 27.1 ° / 17.3 ° Açık hava
  • Çarşamba 26.9 ° / 16.4 ° Bulutlar
  • Perşembe 26.7 ° / 16.1 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.430%0,86
  • DOLAR

    9,3172% -0,15
  • EURO

    10,8411% -0,09
  • GRAM ALTIN

    530,13% 0,06
  • Ç. ALTIN

    874,7145% 0,06