Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?


BİR YILDIZ KAYDI

Bir adam düşünün, yirmi yerden başarı ve takdir belgesi almış; içinde yaşadığı toplum bunu bilmiyor.


           Bilenler ise sadece seyirci kalıyor. Olayların dışında kalmış ya da verilen belgelerin idrakinde değil.

         İşte toplumumuzun eksik yanı bu! Görmezlikten, bilmezlikten gelmek deyimini yaşatmaya çalışıyor. Başarılı olmuş insanları takdir etmiyor. Kıskançlık yapıyor, ama bunu yapmamış oluyor. Kendini kandırmaya çalışıyor. Ne kötü bir durum değil mi?

         Böyle toplumlarda yıldızlar yaşamaz. Yıldızlar yaşatılmadan da toplum aydınlanmaz. Günden güne karanlıklara dönüşür ve kimsenin mutlu olamadığı bir toplum olur. O toplumda hırsızlar, yolsuzlar, densizler cirit atmaya başlar. Ne onlar mutlu olur, ne de bulundukları toplumu mutlu ederler. Herkes karamsarlık içerisinde yaşamaya çalışır.

         Bugün sizlere bir portreden bahsetmek istiyorum. 1 Şubat 2021 de kaybettiğimiz bir yiğit insandan. Halkın içinden çıkmış, toplum menfaati için ömrünü vermiş bir faniden. Ben bu fani ile iç içe yaşadım. Bütün yaşamı benim görüş alanım içinde geçti. Çünkü o benim kardeşimdi. O nedenle bu insanın yaşamından kesitler sunmaya çalışacağım.

         Bizim çocukluğumuzda köylerin yolu yoktu. Elektrik, telefon ve araba bizler için lüksün de lüksüydü. Yoklukla varlık içinde yaşam mücadelesi veriyorduk.

         Çocuğun adını Bekir koymuşlardı. Hatta ona Kara Bekir de derlerdi. Bana göre hafiften bir esmerliği vardı.

         Kara Bekir, ilkokulu bitirince ortaokula gitti. O vakitler ortaokul öğrencileri başlarına şapka giyerler, kravat bağlarlardı. Onu, başı şapkalı ve kravatlı haliyle ilk gördüğümde çok sevmiş ve saygı duymuştum. Benim yaşamıma bir modeldi ve onun gibi olmak için çaba harcıyordum.

         Köyden Kadirli’ye yayan giderdik. Yolumuzda en büyük engel Savrun suyunu geçmekti. Savrun suyu yaz aylarında az olur; kış aylarında ise delirir, çevresini sele verirdi. O vakitler, ya karşı köyü dolanır, ya da inmesini beklerdik. İnmesi ise haftalar sürebilirdi.

         Şimdiki Hasan Dede köprüsünün alt tarafında geniş bir yerden karşıya geçerdik. Geçmemiz bazen kolay olur, bazen de sele kapılma tehlikesi yaşardık.

         Bizim Kara Bekir ortaokulu bitirdikten sonra Kozan Lisesi’ne gitti. Ben Kadirli’de kaldım. Ayda bir köye gelir Kozan Lisesinin çıkardığı Sis dergisini bana getirirdi. Belki de hayatımda okuduğum ilk dergiydi ve günlerce onu evirir çevirir okurdum. Hatta bir sayısında onun şiirini bile yayımlamışlardı. Kendisiyle gurur duymuştum. Belki de ilk defa bir yazımın gazetede veya dergide yayımlanması hayalini yaşıyordum.

         Daha sonra Adana Mühendislik Okuluna kaydoldu. Gece okula gider, gündüz de bir işte çalışırdı. O vakitler Güven Partisi diye bir parti kurulmuştu. Bizim Kara Bekir bu partiye üye oldu ve gençlik kollarına girdi. Başkan veya başkan yardımcısı yaptılar. Bir süre sonra da Bekir ismini Güven olarak değiştirdi. Artık bulunduğu toplum onu Güven olarak tanıyor,takdir ediyordu.

         Hiçbirimiz bu isme ısınamadık ama yapacak bir şey yoktu. Zamanla alıştık ve öyle devam etti.

         Okul bittikten kısa bir süre sonra, Gaziantep Sanayi ve Teknoloji Müdürlüğünde çalıştı. Daha sonra bir arkadaşının teşviki ile Adana YSE Müdürlüğüne geçti. Sonradan Köy Hizmetleri Müdürlüğü oldu. İlk yaptığı icraatı, kendi köyüne köprü yaptırmak gayretine girdi. Köy muhtarı ile köprünün yapılmasına çaba harcadı. Onun bu davranışı müdürünün dikkatini çekti. Tayinini Ağrı’ya çıkarmaya çalıştılar. Bunu fark etti ve bir arkadaşı ile birlikte askere gitmeye karar verdi.

         Tuzla Piyade Okulunda asteğmenlik eğitimi gördü. Bu arada 12 Eylül darbesi olmuştu. Tayinini Adana’ya çıkardılar. Adana Karşıyaka’da asteğmen rütbesi ile görev yaptı. Karşıyaka’daki bütün karakollar kendisine bağlıydı. Çok terör örgütünün canına okudu, çok insana sıkıyönetimde sahip çıktı. Birçok masum insanı korudu.

         Askerlik sonrası Şanlıurfa’ya , daha sonra Kahramanmaraş’a tayin oldu. Kahramanmaraş Şube Müdürlüğü yaptı. Köy Hizmetlerine ait kepçesini Andırın Çığşar köyüne gönderdi. Köyün eksik nesi varsa yapılmasını istedi. Çığşarlılar günlerce kepçeyi köy yararına kullandılar. Bütün köylü onu ayakta karşılıyordu.

         Daha sonra Gaziantep’e tayini çıktı. Orada da bir süre çalıştı. Şube Müdürlüğünden yukarı görev vermiyorlardı. Hükümet değişince bir yolunu buldu Kilis İl Müdürlüğüne atandı. Orada şanslıydı. Köy Hizmetlerinden sorumlu Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz Gaziantepliydi. Onun desteği ile Kilise müthiş bir hizmet götürdü. Yüzlerce köyün suyunu getirdi. Göletler yaptırdı. Dağ başında bulunan bir kaleye yol yaptırdı. Kilis’in Valisinin, milletvekillerinin ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın takdirini kazandı. Kilis halkı adından bahsediyor, gittiği yerde karşılığını buluyordu.

         Kilisin eski belediye başkanlarından Ekrem Beyin oyununa geldi. Kendisini müdür yapan DSP’den değil de, O günkü Deniz Baykal’ın CHP’sinden aday oldu. Karşısına yedi rakip çıkardılar. Ön seçimde ikinci oldu ve seçimi kaybetti. Bu davranış Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz’ın zoruna gitti. Tekrar yerine vermedi. Adana’ya tayinini çıkardılar. Orada boş bir masada aylarca bekledi. Sonunda devreye biz girdik. DSP’den yardım alıp, Rahşan Ecevit’e ulaştık. Sivas İl Müdürlüğüne atamasını yaptırdık. Orada da müthiş bir çalışma gösterdi. Yine arkasında Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz Bey vardı. Ve Güven müdüründen çok memnundu.Güven Müdür Diyordu ki;

“Âşık Veysel’in köyüne gittim. Bu kadar ünlü bir ozanın köyünde yol yoktu. Bakandan izin aldım. Yol yaptırdım. Mezarı başına oturacak dinlenecek yerler yaptırdım.

         Eski İşçi partisi efsane lideri Mehmet Ali Aybar’ın dağ köyünün yolu yoktu. Asfalt yol yaptırdım. Birçok hizmet madalyaları taktılar. Diğer partililer bile beni alkışlıyorlardı. Parti gözetmeden Sivas’ın her köyüne hizmet götürdüm.”

         Bizim tek amacımız vardı. Osmaniye İl Müdürlüğüne atanmasını ve yayla yollarımızın yapılmasını sağlamaktı. Ayrıca, Kadirli’ye büyük hizmetlerde bulunmak istiyorduk. Bu yönde büyük birikimlerimiz vardı. Bu nedenle tekrar devreye girdik. DSP ilçe başkanıyla konuştuk. Tekrar Rahşan Ecevit’e ulaştık. İşimiz oldu gözüyle bakarken, Mustafa Yılmaz Bey aradı. Aralarında şu konuşma geçti;

         Bakan Yılmaz;

         “Güven, tayin istiyormuşsun!”

         Güven;

         “Sayın Bakanım, Ben Osmaniyeliyim. Emekli olmama az kaldı.        Şehrimin eksik yolları var. Kendi yaylama arabalar gidemiyor. Yolları çok bozuk, köylerin yolları da çok bozuk! Oralara hizmet etmek istiyorum. O nedenle Osmaniye Köy Hizmetleri Müdürlüğüne atanmamı sağlarsanız, memnun kalırım. Takdir sizindir efendim.”

         Bakan Yılmaz;

         “Güven, sen hala İl Müdürlüğü mü bekliyorsun? Artık İl Müdürlüğünü unut! Seni geniş bir bölgeye bölge müdürü yapacağım. Benden cevap bekle.”

         “Teşekkür ederim Sayın Bakanım.”

         Bizim bütün umutlarımız yıkılmıştı. Osmaniye’ye gelebileceğimizi duyan DSP Osmaniye milletvekili, Bakan Yılmaz’ı aramış ve onu ikna etmişti. Bakan da Güven Müdürü çok sevdiği için, Bölge Müdürü yapmaya karar vermişti. Kısa zamanda üçlü kararname ile Elazığ Bölge Müdürlüğüne atandı. Sivaslılar göndermemek için çok uğraştılar ama beceremediler.

         Güven Müdür Elazığ’da da olaylar yaratıyordu. İşi öğrenmişti artık. Bütün parti başkanlarını dolaşıyor, isteklerini dinliyor, yapılacak işleri sıraya koyuyor ve talimat yağdırıyordu. Yaptığı her işte Elazığlıların takdirini kazanmıştı. Partilerden, milletvekillerinden, Bakanlardan ve sivil toplum örgütlerinden başarı üstüne başarı belgeleri veriliyordu.

         Daha sonra Van Bölge Müdürlüğüne geçici olarak gönderdiler. Bakan Mustafa Yılmaz, olmayacak işleri düzeltmek için kendisini görevlendiriyor, güvenini gösteriyordu. Hatta ülkenin her tarafına alınacak hizmet arabalarının ihalesi için bile kendisini istemişti. Bu çok önemli bir olaydı. Van’da Rahmetli Ecevit’in elini sıktı, idealim dediği köykent projesinin temelini attı. Ecevit bile çalışmalarından övgüyle bahsetti. Bir gün beni aradı;

         “Ahmet,” dedi. ”Şu an nerdeyim biliyor musun?”

         Ben nerden bileceğim nerden aradığını. Van’da olduğunu Ecevit’i karşıladığını biliyorum.

         “Van Bahçesaray’dayım,” dedi. ”Koskoca ilçenin vilayete gidecek yolu yok. Etüt çalışması yapıyoruz.”

         Çok geçmeden oraların da yolunu yaptırdı. Bahçesaraylılar alkışlarla karşıladılar. Aslen Sivaslı olan Şişli Belediye Başkanı İstanbul’a davet etti. Üç gün misafiri oldu.

         Çok geçmeden hükümet düştü. AKP hükümeti iktidara geldi. Bölge Müdürü Güven bey’e  AKP’li milletvekilleri geldiler.

         “Müdürüm,” dediler. ”Biz seni çok sevdik. Her konuda sana sahip çıkacağız.”

         Bu sözlere güvenerek çalışmalara devam ettik. Fakat iktidar grupları adam tanır mı, kara haber tez elden ulaştı. Güven Müdürü Ankara’ya almışlardı. Çok üzgündü.

         Bunun adı bize göre kızağa almaktı. Elazığ Belediyesinden bir AKP’liyi yerine getirdiler. Güven Müdürü de Ankara’ya yolladılar. Bir kaç hafta daireye gidip geldi. Yaptığı bir iş yoktu. Adana’ya göndermelerini istedi. Onlar da Mersin’e yolladılar. Haftada bir gün Mersin’e gidiyor dolaşıp  geri geliyordu. Ne görevi vardı ne de soranı. Yine Bölge Müdürü maaşını alıyordu.

          Bir gün Kadirlili genel müdür yardımcısını aradım; “Hemşerim,” dedim. ”Güven Müdürü görevinden aldınız. Merak ediyorum bir durum mu var?”

         Hemşerimiz aynen şöyle dedi; “Güven Bey’i oradan aldık ama maaşını aksatmadık. Yine Bölge Müdürü maaşı alacak. Makam olarak bir sıkıntı yok.”

         Tabi ki amacımız sadece maaş değildi. Biz hizmet etmek istiyorduk. Bölge Müdürlüğünde iki yıl dolana kadar sesimizi çıkarmadık. İki yıl dolunca emekliliğini istedi.

         Yaylaya ev yaptırdı. Çiğşar ve obalarının elektriği yoktu. Elektriğin gelmesi için mücadele etti. Yolların yapımı için devreye girdi. Her yerde adamı vardı ve gerekeni yapıyorlardı. Bu konularda Çiğşar muhtarı Orbay Bey şöyle diyordu;

         “Güven Müdürüm gibi dört adamım olsa, bütün obaların yolunu asfalt yaptırırdım. Allah ondan razı olsun. Her konuda yardımını gördüm.”

          Çevresinde bulunan tüm insanlar ona “Müdürüm.”diye hitap ediyor saygı gösteriyordu. O da bundan çok memnundu.

         Güven Müdürü 1 Şubatta kaybettik. Son nefesine kadar hizmet için mücadele verdi.

         Bana göre bir yıldız kaydı insanlığımızdan. Dünyamıza ışık veren, ama ışığı çabuk değişen bir yıldız kaydı. Nur içinde yatsın. Işıklar yoldaşı olsun.

 



Salih KOÇ
13.02.2021 01:00:02
Merhaba Ahmet Bey Öncelikle Sabırlar diliyorum. Okuduğum bir yaşam hikayesi mi, yoksa bir kahramanlık destanımıydı... Yiğit ölür bsmı kalır derler ya eskiler, ksrdeşinizde ankatıdsn anlatıdan göre bir hizmet insanı olduğunu Anadolu insanına yaparak yaşayarak göstermiş. Ne mutlu ona ki yurduna hizmet için fırsatları olmuş. Ülkemiz kirli siyaseti nice çalışkan insanları görev şevkinden alıkoymuştur. Mekanı cennet olsun diyorum...

YAZARLAR

  • Cumartesi 34.1 ° / 21.7 ° Açık hava
  • Pazar 33.9 ° / 22 ° Bulutlar
  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.419%0,10
  • DOLAR

    8,6605% 1,58
  • EURO

    10,1884% 1,29
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50