Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?


 SANDIKLA GELENLER


Bugün 23 Mart 2021 köydeyim.

Dışarıda yağmur yağıyor. Sabah başlamıştı. Kaç gündür açık gidiyordu hava. Meteoroloji uzmanlarının tahminleri gibi yağmaya başladı. Televizyon da ülkenin her tarafında yağmur gösteriyor. Barajların doluluk oranı epeyce yükselmiş. İstanbul ve Ankara halkı susuzluktan korkuyordu. Artık rahatladılar.

Cumartesiden bu yana hükümette bir hareketlilik yaşanıyor. HDP milletvekillerinden fezlekesi olanları vekillikten çıkardılar. Her nedense yine de rahatlayamadılar.

Merkez Bankası Başkanını da görevden aldılar, ama adam sevinmiş gibi;

“Beni görevden aldığınız için size şükranlarımı sunarım,” diyor.

            İlginç bir davranış tipi. Sanki o görevi zorla yaptırıyorlarmış gibi sevinç belirtisi gösteriyor. Şimdiye kadar böylesine de rastlanmamıştı. Bu tip olaylar ancak Arap ülkelerinde ve tarikat müritlerinde yaşanır. Onların kültürü bizimkilere uymaz.

Başkanın görevden alınması ile piyasalara bir hal oldu. Borsa düştü. Döviz ile altın neredeyse yüzde on yükseldi. Muhalefet hâlâ yüz yirmi sekiz milyar doları soruyor. Onlar sordukça, iktidarın dengesi değişiyor. Bazı uzmanlar kırk dereden su getirircesine yalan yanlış bilgiler sunmaya çalışıyorlar.

Bu arada Ayasofya imamı da devreye girdi. Hükümete akıl veriyor. Diyor ki;

          “Faizleri kaldırın.”

İmam efendi tabii ki boşuna devreye girmedi. Hükümetin kafasındaki 1994 ruhuna dönme olayının bir çabası bu! Adam tarikat ağzıyla konuşuyor. Yunan hayranı Diyanet İşleri Başkanını bile geride bıraktı. Yakında ona da büyük bir görev verirler.

Ben bankacıyım. Otuz yılımı para sayarak geçirdim. Kimin parası var, ne ister, onu iyi bilirim. Otuz yılım para babaları ile pazarlık yapmakla geçti. Şimdi o imam efendiye diyorum ki;

“Elinde yüz bin lira paran olsa ne yapardın?”

            Bana göre hepsini bir ayakkabı kutusuna koyar ve kitaplığının bir köşesine saklardı. Lazım oldukça da oradan alır kullanırdı. Sonuç olarak, o paranın bir yılda hükümete göre yüzde on beş, piyasaya göre ise yüzde kırk alım gücü kaybolurdu. Bu da gösterirdi ki, o para beş yılda harcanmasa bile sıfırlanır, değersiz kalırdı. Ayrıca bu para kimseye de fayda getirmezdi.

Aynı parayı bankaya yatırsaydı, bankadan aylık veya yıllık faiz alsaydı, hiç olmazsa değer kaybının bir kısmını kurtarmış olurdu. İşte bankaların vatandaşlara verdiği faiz o yılki enflasyon denen canavarın yediği kaybın bir kısmından ibarettir.

Şimdi gelelim bizim imam efendinin dayandığı fikre. Yani faizin kaldırılması olayına. Bu memleketin yüzde doksanı Müslüman. Peygamberine ve kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’e uymaya çalışan insanlarla dolu. Onlar şunu biliyorlar ki, “faizin zerresi bile haramdır.”

Bu söze aynen katılıyorum. Fakat bazı şeyleri açıklamam gerekiyor; Önce, “haram” kelimesinden başlayalım; Arapça ’da haram, “Bir işi yaparsan veya yapmazsan, sana, ailene, çevrene ve topluma zarar verir.” demektir. Bunu ilahiyatçılar söylüyor. Tanıdığım iki ünlü ilahiyatçı profesörden dinlemiştim. Öyle olunca, alın bu kelimeyi o hadisin içine yerleştirin. Yani deyin ki;

“Faizin her türlüsü, sana, ailene, çevrene ve topluma zarar verir.” Yanlış mı? Hayır! Faiz gerçekten hepimize zarar veriyor. Ülke gelirinden 200 milyar Dolar civarında bir para faize gidiyor. Böyle bir para faize verilmemiş olsaydı, bu topluma çok yararlı işler yapılabilirdi. Ama ehliyetsiz kişiler sayesinde kısır bir döngü ile bu para telef ediliyor. Üstelik bu tip yöneticiler sayesinde enflasyon denen bir canavar üretiliyor. O da bu parayı yiyip bitiriyor.

Yaşadığım için biliyorum ki, ülkemizde 300 bin civarında bir insan topluluğu var. Bu insanlar faizle yatar faizle kalkarlar. Ve bankalardan paralarını çekmeye kalktıklarında ülke felç olur. Milyonlarca iş yeri kapanır. İnsanlar işsiz kalırlar. Fabrikalar açılmaz, köprüler yapılmaz. Hastaneye bile gidilemez.

İşte devletin vergilerden elde ettiği bu parayı kullananlar için, Kutsal kitabımız aynen şöyle diyor;

“Allah’ın, sizi başına diktiği mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. Nisa suresi-5”

Yine başka bir ayette “İşi ehline verin,” diyor. Ama nerede bu Kur’an’ı anlayanlar? Bazı siyasilerin amaçları Kur’an’ı anlamak değil, Arapça şekliyle ezberletme düşüncesine odaklanmışlar.Yani hafız yapma işine.

Onun için  topladıkları yardımlarla dağ eteklerine büyük büyük binalar yapıyorlar. Çocuklarımızı bu düşünceyle eğitmiş oluyorlar. Yani Arapça Kur’anı ezberlettiriyorlar. Hafız yapıyorlar. Ama Kuaranın ne dediğini bilseler, böyle düşünmezler. İşleri güçleri şeyhler, dervişler ve din tüccarlarına ortam hazırlamak.

Birazcık insanlıkları olsa, kırk üç çocuğa tecavüz edildiğinde sesleri çıkardı. Ortalığı velveleye verirlerdi. Ama onu bile başka şekle sokmaya çalıştılar.Dediler ki;”Ona şekerleme.denir.

Ayrıca geçen yıllarda 13 zavallı çocuğun diri diri yanmasına sebep oldular.Kimsenin gıkı çıkmadı. Duymamazlıktan geldiler.

Bir de İstanbul sözleşmesi var gündemde. Kadınları koruma sözleşmesi. İlk geldiklerinde öncülük etmişler ve otuz dört ülke ile birlikte İstanbul da bu sözleşmeyi oy birliği ile imzalamışlardı. Şimdi aynı sözleşmeyi tek imza ile ve KHK ile feshetmeye çalışıyorlar. Üzüldüğüm nokta ise otuz kadar kadın buna karşı direndiği için polislerce etrafları sarılıyor, konuşmaları engelleniyor. Yazık çok yazık! İnsanların konuşmasını engellemek hukuk devletine özellikle de dünyaya örnek olmuş Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’sine yakışmıyor. Polislerimize bu emri verenleri kınıyorum.

En son Taksim’de olanları da kınıyorum. Sanırım gezi olaylarının olduğu parkı adı bile duyulmamış bir vakfa devrediyor. Zaten Taksim’i taksimlikten çıkarmışlar. Şimdi de istediklerini yapmak için ve birilerine rant sağlamak için orayı bir vakfa devrediyorlar. Akıl tutulması bu olmalı!

Dün AKP kongresi yapıldı.Hayırlı olsun.Fakat hiç hayırlı olacağa benzemiyor.MYK üyeliğine öyle insanlar seçilmiş ki hayretler içinde kaldım.İnşallah düşündüğüm gibi olmazlar.

Bütün bu olayların gösterdiği bir durum var; halkın sinir uçları ile oynamak. Olay çıkması için bahane yaratmak. Kurt sisli havayı severmiş misali krizden fayda sağlamak. Ama yok öyle bir şey. Sandıkla geldiler, sandıkla da gidecekler. Ve bir daha bu ülkeye zarar veremeyecekler. Belki yarın, belki yarından da yakın!

Sürçü lisan ettik ise af ola, isterim ki insan önce insan ola.

 



YAZARLAR

  • Pazartesi 33.7 ° / 21.3 ° Bulutlar
  • Salı 32.7 ° / 21.1 ° Açık hava
  • Çarşamba 31.8 ° / 21.3 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.385%-1,20
  • DOLAR

    8,8678% 0,02
  • EURO

    10,3974% -0,35
  • GRAM ALTIN

    499,48% 1,75
  • Ç. ALTIN

    824,142% 1,75