DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 13.01.2022 14:42:00 2871 3
  • BIST 100

    2.858%-0,38
  • DOLAR

    17,9489% 0,06
  • EURO

    18,4031% -0,70
  • GRAM ALTIN

    1.034,0% 0,13
  • Ç. ALTIN

    1706,1% 0,13
  • Cumartesi 34.3 ° / 25.4 ° Bulutlar
  • Pazar 34.4 ° / 24.1 ° kırık bulutlar
  • Pazartesi 35.1 ° / 23.3 ° Bulutlar

Furkan ÇİRKİN

İleri Gidemeyen Her Şey Geri Gider: İsmet Özel Örneklemi

 

Bir şey, yıllar boyunca ilerlemeye uğraşır ama şartlar ve ortam buna izin vermezse bu defa geri gider. 

 

Çünkü o zekâ artık bir defa farkına varmıştır... Doktorların, mühendislerin, avukatların, iş adamlarının, bilim adamlarının (burada niye iş insanı ve bilim insanı demedin diye bağırıp dünyanın sırrını çözdüğünü sanan kapitalist feministlerin), Etiler’deki lüks vegan restoranda tek meselenin et met olduğunu sanıp başı göğe erenlerin, hayvan mamalarındaki verginin düşürülmesinin dünyanın en önemli şeyi olduğunu sananların, uzaya lüks araba yollayanların, bir uzay aracı icat edince çok bir şey yaptığını sananların, o araçla bomboş bir şekilde beş yıl gidip sonra beş yıl dönen (bu esnada sadece on yıllık bir israf yaptığının farkına bile varamayacak kadar zaten boş bir hayatı olan) astronotların ve buna benzer diğer tüm kapitalistler insanların sabahtan akşama kadar bomboş işlerle uğraşıp sadece lüks ev alıp lüks araba alıp saçma salak yaşadıklarının farkına varmıştır artık. Dönüp de gece gündüz çalışan, pazar günü de ek nöbet alıp biraz daha para kazanayım diyen, altındaki arabayı bir üst modeliyle değiştirmekten başka hayat gayesi olmayan, yanındaki kadının sadece parası için yanında olan bir orospudan başkası olmadığının içten içe kendisi de farkında olup daha çok para vadeden başka birine gitmesin diye hayatı boyunca sadece daha çok para kazanmaya çalışan  o doktorlardan, avukatlardan, şunlardan bunlardan biri olamaz artık, istese de olamaz. (Birisi çıkıp da Matrix’teki mavi hap-kırmızı hap sorusunu sormazsa tabii.) Dolayısıyla ileri gitmek için çabalar, sosyalist bir rejim için çabalar, özel mülkiyeti ortadan kaldırmak için çabalar, şunun için çabalar, bunun için çabalar... Ama değişmez bir kuraldır ki ileri gidemeyen her şey geri gider. (Tabii bu kural, ileri gitme uğraşı gösterme zekasına sahipler için geçerlidir. Yoksa yukarıda sayılan boş, durağan, insan olmayan robotlar için değil. Onlar ki kendilerine verilen komutu yerine getirirler sadece. “Bu yıl şu araba yeni çıktı oğlum, hadi zıpla yalakalık yap, takla at, afferin oğluma, al bakalım hak ettin bu kemi... şeyy, aracı. Bu yıl şu çanta moda kızım koş koş yakala, hadi, afferin kızıma!”)

 

Eee, madem ileri gidemedi. Uğraştı, didindi, çabaladı ama zaman ve şartlar ileri gitmesine izin vermedi. O zaman geri gider mecburen. Bu yığından biri olup, bu saçma düzene ayak uydurup devam edemeyeceğine göre... Yeni çıkan bir araba modelinin özellikleriyle mutlu olan geri zekalılık düzeyine düşemeyeceğine göre, hafta sonu bir futbol maçına gidip bir yuvarlağın peşinden koşan boş beleş insanları zerre kadar ciddiye alamayacağına göre... O da geri gider. 

 

“Türk, Müslüman, dünyanın en büyüğüdür” der. Hadi, buyur... Hayır, yani siz sırf doktor, mühendis, avukat bilmem ne olup ömrünüzü boş beleş geçirip üç kuruş para kazanıp altınıza lüks araba alınca diğer yolda gezenlerden büyük oluyorsunuz da birisi sırf Türk, Müslüman olduğu için niye büyük olmasın? Evet. Aslında bu önerme, bu sisteme tokattır. “Madem ileri gidemiyorum, o zaman daha büyük bir aptallıkla, bunların aptallıklarını yüzlerine vurayım” demektir. Ya da “Arnavut’um diyorlar ya Arnavutluk diye bir ülken var senin o zaman siktir ol git ülkene” der. Hadi, buyur... Hayır, yani siz “şu kadar para getir al vatandaşlığı” diyorsunuz ya hani, yani siz “iyi bir kapitalist olup para kazanmadın, o zaman lütfen dışarı çık” deyip açlığa, evsizliğe, ölüme mahkum ediyorsunuz ya insanları... Hani siz, saçma sapan bir takma tırnak fabrikası kurup bununla yüz milyonlar kazanıyor ve güya bunun bir büyüklük olduğunu sanıyorsunuz ve beş parasız insanlara “lütfen önümden çekil, hadi git” vb. diyorsunuz ya... “O zaman ben de sırf Türk değilsin diye siktir git diyorum, n’aber!” demektir. Ne farkı var? İki kardeşten birisi çok yalaka oldu, patronuna, çevresine yalakalıkla iş güç sahibi, ev araba sahibi, bir kadın sahibi, üç çocuk sahibi oldu diye diğer kardeş de sadece sokaklarda gezdi, düşündü durdu -hatta varsın düşünmesin bile-, altında bir arabası, önünde parlak bir kariyeri yok diye niye biri diğerinden üstün olsun? Bu önermenin, “bir Türk diğer gavurdan üstündür” demekten en ufak bir farkı var mı? 

 

Birisi zengin bir burjuva ailede doğdu ve küçükken üç yabancı dil öğrendi, bir de Robert koleje gidip iyi bir Amerikan yalakası olmayı öğrendi diye ömrü boyunca kendisinden kat be kat daha zeki olan ama Anadolu’nun bir ilçesinde doğduğu ve kendine hiçbir fırsat verilmediği için -verilmiş ve değerlendirmemiş olsa bile- bir diğerinden niçin üstün olsun? Ya bırakın bunları, şu yaşandı bu ülkede ya: Ülkenin en çok para kazanan ünlüleri, ülkenin en çok para kazanan kanalının sahibi Acun’la birlikte ülkenin en zengin burjuva Koç’una yardım gecesi düzenledi ve ülkenin en fakir milyonlarcası, saatler içinde milyonlarca lira yardımda bulundu bunlara. Valla aklım almıyor, Fener mi sönmüş Bahçe mi talan olmuş, bana ne de! Gerçekten aklım almıyor. Bunun, diğer saçma önermelerden daha az saçma bir durum olduğuna kimse beni ikna edemez! 

 

Hemen soracaksınız! Zaten hep soruyorsunuz: O zaman neye göre belirleyeceğiz üstünlüğü? Bre geri zekalı, bre ahmak, soru yanlış! Yanlış suale doğru cevap olmaz. Soruyu da ben sorup cevabı da ben vereyim o vakit: O zaman nasıl kaldıracağız üstünlük denilen şeyi? Bir tecavüzcü, bir katil bile asla alçak değildir. Dünyanın tüm hastalıklarına çözüm bulan bir bilim adamı bile en ufak bir üstünlüğe sahip değil. Her şey birdir. Her şey aynı birin parçası... O katilse bir sebebi vardır elbet ve o sebebi yıllar boyunca hepimiz yarattık. Toplam, bölüm, çarpım, hep BİR’e eşittir: Ene’l Hak. Bir taraf aşırı iyiyse karşılığında bir o kadar da kötü var olmak zorundadır. Küçük burjuva küçük burjuva, kuyruğun nerede? Bu lafım sana... Şunu aklına sok iyice: Eğer çok iyi bir insan, bin otistik çocuğa yüz milyonlarca yardımda bulunuyorsa hatta yüz de ölümcül hasta çocuğun ameliyatına yüz milyonlar aktarıyorsa işte tam da onun iyilik miktarınca karşı tarafta kötülük olacaktır, olmak zorundadır. Binlercesi de yüz milyonlarca lira soygun için, şunun bunun için binlercesini öldürmek zorundadır falan. Çünkü toplam her zaman BİR’e eşit olmak zorunda. Bu da şiirsel bir kural! Yani toplam iyilikten de toplam kötülükten de (iyi ve kötü de ne demekse artık?) hepimiz ortak sorumluyuz. Yok öyle, babadan kalma on evin üçünü Suriyeli dindaşlarına ücretsiz kiraya verip, her yıl umreye gidip, üniversiteli öğrencilere burslar verip, bir de üstüne mülkiyetini hiç azaltmayıp (bu reklamlar sayesinde dindaşlarıyla daha çok ticaret, devletten daha çok ihale, vergiden daha çok muafiyet... ile) tam aksine kat be kat artırarak muhteşem iyi bir insan olup tek başına cennete gitmek! Yok öyle!

 

On bin yıldır bunun farkında olan Yunus Emre’ler var dünyada. On bin yıl boyunca da var olacaklar. Ama size bunu nasıl idrak ettireceğiz onu henüz tam bilmiyorum işte..?

 

Velhasıl: Ne Müslümanlığın ne Türklüğün bir önemi yok aslında bu önermelerde. Mesele bundan ibaret aslında. Mesele tabiatın ilk ilkesi: İleri gidemeyen her şey geri gider vesselam!

 

----------------------------------------

Hamiş: “Credo quia absurdum” / “Saçma olduğu için inanıyorum” diyen filozof Tertullianus ile ya da “Hz.. İsa bizzat karşıma gelip Hristiyanlık yoktur dese ben yine de Hristiyanlığa inanmaya devam ederim" diyen yazar Dostoyevski ile İsmet Özel arasında bir benzerlik var mıdır?

Hamiş 2: İsmet Özel’in Gerçek Hayat Dergisindeki bir yazısından: “Benim derdim kapitalizm ve küreselleşmeyle. Ben yapılacak işten bahsetmeye eğilimliyim. Yoksa çok da derdim değil Türkler mürkler…”

Haber Kaynak : ÖZEL HABER
Tertullianus
27.04.2022 12:02:57
“Credo quia absurdum”

Tertullianus
27.04.2022 12:03:30
“Saçma olduğu için inanıyorum”

Erhan ERBİL
30.07.2022 10:09:23
Çok güzel bir yazı olmuş.Gerçekten çok haklısınız.Ne kadar boş insan var ne kadar boş işlerle uğraşıyor.Ama insan her geçen gün değer kaybediyor.

ÖYKÜLER: Kafiye Müftüoğlu

ÖYKÜLER: Gülşen Öncül

Öykü: BAŞAR UYMAZ TEZEL

ÖYKÜLER: Sema Canbakan

ÖYKÜ: Nazire K. Gürsel

ÖYKÜ: Başak Savaş

ZİNCİR ÖYKÜLER: GÜLSER KUT ARAT

ŞİİR: SEMA GÜLER

ZİNCİR ÖYKÜLER: TUBA ÖZKUR AKSU

ZİNCİR ÖYKÜLER: AYŞEGÜL DAYLAN

ZİNCİR ÖYKÜLER: ADALET TEMÜRTÜRKAN

ÖYKÜ: İLKNUR GÜNEYLİOĞLU ŞENGÜLER

ÖYKÜ: Neriman Ağaoğlu

ŞİİR:  Yonca YAŞAR

ÖYKÜ: İlkay Noylan

ÖYKÜ: Güngör Ağrıdağ Mungan

SÖYLEŞİ: Nefise Abalı

Öykü: İlknur Güneylioğlu Şengüler

SÖYLEŞİ: AYŞEGÜL DİNÇER

Söyleşi: Ebru Yavuz

Söyleşi: Didem Gökçay