(DEFTER) Büyükelçi Hasan Sevilir AŞAN


ALLAHAISMARLADIK : (GELİBOLU MUHAREBATI HATIRATI 1915)

‘’Bu defter kimin eline geçerse bir şehit hürmetine aileme göndersin diye başlayıp 'Allahaısmarladık‘la biten 29 günlük bir hatırat’’


Çanakkale'de 21 yaşındaki bir şehidimizin ‘’Bu defter kimin eline geçerse bir şehit hürmetine aileme göndersin’’ cümlesiyle başlayan, 'Allahaısmarladık' sözleriyle biten 29 güne dair günlüğü.

Teğmen İbrahim Naci’nin  ‘Gelibolu Muharebatı Hatıratı’

***

Birinci Gün

(24 Mayıs 1915/Pazartesi)

Sabahleyin erkenden içtima edildi. Tabur komutanı iyi bir nutuk irad etti.

Boyacı Köyü, Zincirlikuyu, Beşiktaş, Galata Köprüsü yoluyla Sirkeci’ye geldik.

Bölüğümüze Almanların Rodosto Vapuru tahsis edilmişti. Öncelikle eşya ve hayvanlar yüklendi.

Askerler geceyi dışarıda geçirdi. Biz, subaylar karyolalarımızı vapurun sol tarafına kurduk. Adeta salamura gibiydik..

***

Altıncı Gün

(29 Mayıs 1915/Cumartesi)

Keşan’a gelir gelmez Enez’e gitmeyeceğimizi anladık. Yeni gelen emirde, beş günde Akbaş İskelesine gidecek, oradan da vapur ile Anadolu’ya geçecekmişiz..

***

Onuncu Gün

(2 Haziran 1915/Çarşamba) Bolayır

Saat 8.30’da Gelibolu’ya geldik.

Arkadaşlar bilmem nereden bir gazete bulmuştu. Mal bulmuş mağribi gibi etrafına toplandık. Okuduk. Bu Pazar’a ait gazete idi.  Zavallı memleket ne kadar acizdi. İstanbul’un 6-7 saat mesafesindeki bir şehre günlük gazete gönderemiyorduk. Kendi denizlerimizde bile hâkim değildik.

***

On Üçüncü Gün

(5 Haziran 1915/Cumartesi)

Erenköyü’ne 7.45’de geldik. Burada, Sarıçalı’ya hareket emri aldık..

Bu Erenköyü, Rum köyü imiş. Gayet muntazam ve sağlam binaları vardı. Hep iki ve üç katlı. Birçok köşk var. Bahçeleri, bağları bol. Denize de yakın. Seddülbahir karşısında sanki.

Halkı tahliye edilmiş. Galiba halk çıkarken evleri kısmen tahrip etmişler. Hele camlar hiç yok. Köyde ne insan ne hayvan hiçbir şey yok.

SAVAŞ HATIRATI

İstanbul’da, Beşiktaş’taki baba ocağında başlayıp, 29 gün sonra Gelibolu'da şehadetle sonlanan, bir devrin battığı coğrafyaya ait bir savaş günlüğü.

Ohri doğumlu Teğmen İbrahim Naci, 21 Haziran 1915 Pazartesi günü saat 11.15’de, Melek Hanım Çiftliği, Kerevizdere hattındaki çarpışmalarda şehit düştüğünde 21 yaşındadır. 

Eski harflerle kaleme aldığı 134 sayfalık Hatıratcepheden ailesine intikal ettirilmiş, 98 yıl kutsal bir emanet gibi muhafaza edildikten sonra 2012 yılında gün yüzüne çıkarılmıştır.

Tarih araştırmacısı akademisyenLokman Erdemir ve Seyit Ahmet Sılay’ın ortak çabalarıyla günümüze kazandırılan‘Allahaısmarladık’  2013 yılında, Gelibolu Milli Parklarının bağlı olduğu Orman ve Su İşleri Bakanlığınca büyük boy kitap formatında bastırılmıştır.

Teğmen İbrahim Naci, Çanakkale’de şehit düşene kadar yaşadığı 29 günü ayrıntılarıylakaydetmiş, cephe ve gerisini, Gelibolu köy ve kasabalarının sosyolojisini,ölüm endişesiile iç içe, insani bir gözlem ve dille anlatmıştır.

***

Yirmi Üçüncü Gün

(15 Haziran 1915/Salı) Melek Hanım Çiftliği

Şimdi düşünüyorum. Şehit olursam ben de mi böyle solgun yapraklı birkaç kel ağacın dibine gömülüp terk edileceğim. Fakat bu ne kadar merhametsiz ve ne kadar feciydi.

Issız dağlarda şöyle birkaç kazma darbesiyle açılmış bir çukura atılarak, sonra başucuna bir kırık tahta veya ağaç..

***

Yirmi Dördüncü Gün

(16 Haziran 1915/Çarşamba)

Demin aynaya baktım. Hayret ne kadar zayıflamışım. Yanaklarım çökmüş, gözlerim çukur içine gömülmüştü. Sonra gözlerimin etrafında koyu sarı halka beni korkutuyordu. 

Öğleden sonra biraz yatmışım. Rüyamda iki cananı gördüm. Şimdi defterimde buna dair uzun şeyler yazmak istemiyorum. Çünkü onları düşündükçe kalbim sıkışıyor. Boğulacak gibi oluyorum. Ah, bu hayatın acılıkları, bu hicran!..

*** 

Yirmi Yedinci Gün

(19 Haziran 1915/Cumartesi)

Üzerimizden aşan mermilerin müthiş uğultularıyla uyandım. Düşman kruvazörü ateş ediyordu. Çadırın önüne çıktım. Keskin bir soğuğun tesiriyle titrerken orada hain ve azgın bir savletle semamızda uçuşan bu mermilere baktım, baktım..

***

Yirmi Sekizinci Gün

(20 Haziran 1915/Pazar) Melek Hanım Çiftliği

Ve dünkü düşüncelerin verdiği hüzünle defterimi açtım.

Acı hatıralarımı kaydediyorum.

Fakat bilmem bu satırlarımı ailem okuyabilecek mi?

***

Yirmi Dokuzuncu Gün

(21 Haziran 1915/Pazartesi)

Saat 7.00: Geceden beri düşman taarruz ediyor.

Şimdi gidiyoruz. Allah hayreylesin..

Saat 11.00: Muharebeye girdik. Milyonlarla top tüfek patlıyor..

Saat 11.15: Şimdi Onbaşım yaralandı.

Allahaısmarladık!

 



Serap Kalayci
21.12.2020 12:52:05
Bu anilarin gunumuze tasinmasi, yasananlari hatirlamamiza ve duygu dolu dakikalar yasamamiza neden oluyor. Tesekkurler

YAZARLAR

  • Pazar 23 ° / 10 ° Parçalı bulutlu
  • Pazartesi 21 ° / 10 ° Fırtına
  • Salı 22 ° / 9 ° Parçalı bulutlu
  • BIST 100

    1.542%0,26
  • DOLAR

    7,5368% 0,34
  • EURO

    8,9870% -0,32
  • GRAM ALTIN

    411,32% 0,23
  • Ç. ALTIN

    678,678% 0,23