Prof. Dr. Özer OZANKAYA


SONSUZLUĞA YÜKSELİŞİNİN 82. YILDÖNÜMÜNDE İNSANLIK ATATÜRK’ÜN UYGARLIK TASARIMINA ÖZLEM DUYUYOR!

Büyük ve kalıcı etkileri olan hiçbir insan başarısı yoktur ki, geçerli bir büyük düşünce üzerine dayalı olmasın.


Sonsuzluğa göçüşünün 82. Yıldönümünde, tüm ulusça artan bir özlem ve saygıyla andığımız Mustafa Kemal’i “Atatürk” katına yüceltmiş olan öz değer de, uygulamasını da yüksek başarıyla yapmış olduğu bütüncül bir uygarlık tasarımı niteliğindeki düşünce dizgesidir.

a) Tam bağımsızlıkçı,

b) Sömürgeciliğe karşıt,

c) Demokratik ulusal birlik ve demokratik yurt anlayışına sahip,

d) Özgürlük ve onun doğal gereği olan laiklik anlayışında tutarlı,

e) Kadınları, tüm eşit insan ve yurttaş hak ve özgürlüklerine kavuşturan,

f) Eğitimi hem demokratik kültür, hem de ekonomik kalkınma sağlamanın kaldıracı olarak kurumlaştıran,

e) Ekonomik demokrasiye dayalı,

f) Ulus üyelerinin büyük çoğunluğunda gönüllü olarak düşünce ve davranış değişikliği sağlayan demokratik önderlik ve

g) Uluslararası ilişkilerde kıskançlık, açgözlülük ve kin yerine, "Yurtta barış, dünyada barış!" ilkesini temel alma

h) Toplumda üstün değerleri anlatıma kavuşturan felsefe ve sanat etkinliklerini geliştirme

nitelikleriyle, Atatürk’ün üstün önderliğinde, başarılı uygalamaya da kavuşturulmuştur.

Sömürücülüğü kendilerine yakıştıranlar dışında tüm Türk ulusunca gönülden benimsenen bu düşünce dizgesini, sonsuzluğa yücelişinin bu 82. Yıldönümünde, beş gün boyunca, Atatürk’ün yüksek sanatsal niteliği de taşıyan kendi anlatımıyla gönüllerimizde ve düşüncelerimizde yineleyelim:

I. TAM BAĞIMSIZLIKÇI, BAŞKA ULUSLARIN DA TÜM MEŞRU HAKLARINA SAYGILI BİR ULUSLARARASI DÜZEN DÜŞÜNCESİ:

“Ben en iyi siyasetin, her türlü anlamıyla en çok güçlü olmakta bulunduğunu kabul ederim. En çok güçlü olmak deyiminden anladığım, yalnız silâh gücü olduğunu sanmayınız. Tersine, bu bence güç toplamını oluşturan etkinliklerin sonuncusudur. Bence en çok güçlü olmak, bilim bakımından, teknik bakımından ve ahlâk bakımından güçlü olmaktır. Çünkü bu saydığım değerlerden yoksun bir ulusun bütün bireylerinin en son silâhlarla donatıldığını tasarlasak bile, güçlü olduğunu kabul etmek doğru olmaz. Bugünkü insanlık toplumunda insan olarak yer alabilmek için, eline silâh almış olmak yetmez. ... Ülkemi ve ulusumu, pek iyi tanıdığım ve yoksun bulunduğumuz ilerlemeye eriştirebilmek için, huzur ve sükûn ile, ama her halde özgürlük ve bağımsızlığı kurarak, çok sürekli çalışmak gerektiğine inanmış bulunuyorum."

"... Ulusal bağımsızlık bence bir yaşam sorunudur. Ulus ve ülke yararlarının gerektirdiği, insanlığı oluşturan uluslardan her biriyle uygarlık gereği olan dostluk ve siyaset ilişkilerine büyük bir duyarlıkla değer veririm. Ancak benim ulusumu tutsak etmek isteyen herhangi bir ulusun, bu arzusundan vazgeçinceye değin, amansız düşmanıyım."

"Ne yazık ki gerçek durum şudur ki yeryüzündeki üç yüz milyonu aşkın müslüman yığınları şunun ya da bunun tutsaklık ve aşağılayıcılık zincirleri altındadır. Aldıkları manevi eğitim ve ahlak onlara bu tutsaklık zincirini kırabilecek insanlık niteliğini vermemiştir, veremiyor. Çünkü eğitimlerinin hedefi ulusal değildir."

"Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara özellikle varlığı ile, hakkı ile, birliği ile çatışan tüm yabancı öğelerle mücadele gereği ve ulusal düşünceleri her şeyi bir yana bırakarak, her karşı düşünce önünde şiddetle ve özveriyle savunma zorunluluğu telkin edilmelidir... Sürekli ve korkunç bir mücadele biçiminde beliren uluslararası yaşamın felsefesi, bağımsız ve mutlu kalmak isteyen her ulus için bu nitelikleri şiddetle istetmektedir."

"Adalet dilenmekle, başkalarını kendine acındırmakla ulus işleri, devlet işleri görülemez; ulusun ve devletin onuru, bağımsızlığı sağlanamaz. Türk ulusu, Türkiye'nin yarınki çocukları, bunu bir an akıllarından çıkarmamalıdırlar."

"Tam bağımsızlık bizim bugün üstlendiğimiz görevin asıl ruhudur. Tam bağımsızlık denildiği zaman doğal olarak siyasal, mali, iktisadi, adli, askeri ve bunlar gibi her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksun olma, ulus ve ülkenin gerçek anlamında bütün bağımsızlığından yoksun olması demektir."

"Ulusal sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulus ve ülkenin gerçek mutluluk ve bayındırlığına çalışmak. Gelişigüzel sınırsız istekler ardında ulusu uğraştırıp zarara sokmamak... Uygar dünyadan uygar ve insancıl işlem ve karşılıklı dostluk beklemek."

"Dış politikamızda ulus yararlarının gerektirdiği ilkeleri içine alan tam özgür ve bağımsız bir siyaset izlenmektedir. Meclisimiz ve onun hükümeti, savaşçı, serüvenci olmaktan uzaktır. Tersine barış ve esenliği yeğler. Özellikle insani, uygar ülkülerin ortaya çıkmasına son derece yandaştır. İşte bu ilkeler içinde gerek Doğu ve gerek Batı dünyasıyla her zaman iyi ilişkiler ve dostluk bağları arar."

"Savaş zorunlu ve yaşamsal olmalıdır. Ulusun yaşamı tehlikeye uğramadıkça savaş bir cinayettir."

"... Bugün bütün dünya ulusları aşağı yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşguldürler. Bu bakımdan insan üyesi olduğu ulusun varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya uluslarının huzur ve gönencini düşünmeli ve kendi ulusunun mutluluğuna ne ölçüde değer veriyorsa, bütün dünya uluslarının mutluluğuna hizmet etmeye elinden geldiğince çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar bilirler ki bu yolda çalışmakla hiçbir şey yitirilmez. Çünkü dünya uluslarının mutluluğuna çalışmak, başka bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir."

"Bunun için insanlığın hepsini bir vücut ve bir ulusu bunun bir öğesi saymak gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki acıdan öbür bütün öğeler acı duyar."

"En geniş anlamında saldırı silâhlarının tümden kaldırılması, başlangıçtanberi bağlı bulunduğumuz bir noktadır. Bundan başka, bir genel saldırmazlık andının ve bir silahları sınırlandırma ve indirme yükümlenmesinin son derece yararlı olacağında görüş birliği içindeyiz."

“Bir ulus dış politikasını, kendi yurdunda bağımsız olarak saptayıp gerçekleştirmek istediği meşru hedeflere ulaşmak üzere belirlemelidir. Bunun tersi olursa, yani o toplumun iç düzeni başka ulusların baskıları altında, ya da kimi yöneticilerin kamuya hesabı verilmeyen, kişisel ve kesimsel değerlendirmelerine göre biçimlendirilecek bir dış politikanın güdümüne sokulursa, Osmanlı örneğinde görüldüğü gibi, ulusal yıkıma yol açılır.

“Bir anlaşmazlığın çözümlenmesi, bir işbirliği ya da ortaklığın gerçekleşmesi önündeki temel engeller giderilmedikçe ya da istenilen biçimde giderileceği inancını verecek kanıtlar ortaya konulmadıkça, hiçbir ödün verilmemesi ilkesi! Eğer anlaşmazlık içinde bulunduğumuz ya da işbirliği yapmak istediğimiz bir başka devlet, bizim için yaşamsal önem taşıyan sorunları bize yararlı olacak biçimde çözmeyi düşünmüyorsa, elden geldiğince görüşmeleri uzatarak, türlü sorunlar üzerinde bizi yıpratarak, en sonunda kendi yararlarına ödünde bulunmaya bizi zorlamak istiyor demektir; bu durumda ayrıca bilmek gerekir ki ödün istekleninin sonu da hiç gelmez! Öyleyse, lehimizde çözümlenmesi zorunlu olan konuların o yolda çözümlenmesi kabul edilmedikçe, bizi dayanaksız bırakıp güç duruma sokacak hiçbir özveride bulunmamak gerekir.”

(Bknz.: Özer Ozankaya, CUMHURİYET ÇINARI: MUSTAFA KENAL’İ “ATATÜRK” YAPAN UYGARLIK TASARIMI (CEM Yay.)

 

 

 



YAZARLAR

  • Pazar 23 ° / 7 ° Güneşli
  • Pazartesi 23 ° / 7 ° Parçalı bulutlu
  • Salı 23 ° / 10 ° Sağanak
  • BIST 100

    1.329%-1,03
  • DOLAR

    7,8160% -0,71
  • EURO

    9,3622% -0,27
  • GRAM ALTIN

    449,47% -1,87
  • Ç. ALTIN

    741,6255% -1,87