Prof. Dr. Süleyman BOZDEMİR


21. YY. FİZİK/FEN EĞİTİMİ/ÖĞRETİMİ NASIL OLMALI  (4)


Eğitim piramidin tartışmasız en önemli boyutu öğretmendir. Eğitim ve öğretim politikalarına ve uygulamalarına esas teşkil eden felsefi ilkeler ışığında belirlenen amaçlara ancak öğretmenler sayesinde ulaşılabilir. Okulda yapılan eğitim ve öğretimde öğretmenlerin etkisi çok yönlüdür. Bir yandan sınıfta öğrencilerin zihinsel gelişimleri için gerekli yolların açılması beklenirken, aynı zamanda sınıf içi etkileşim genel olarak bireyin toplumsal bir varlık olarak biçimlenmesi ve kültürel olarak gelişmesinde olumlu ya da olumsuz etki yapabilir. Burada öğretmenin kalitesi önemli bir rol oynamaktadır. Öğretimin kalitesi ile öğretmenin kalitesi, becerileri, olanakları, sosyal ve kültürel donanımları doğrudan ilişkilidir. Kuşkusuz, sınıfların kalabalık oluşu, yönetimin yapısı, eğitim/öğretim programları, araç-gereç ve laboratuarları, kütüphanesi, spor tesisleri gibi olanakların yeterli düzeyde olmaması doğal olarak öğretimi olumsuz yönde etkileyen önemli faktörlerdir. Ancak bütün bu olanaklar en iyi bir biçimde sağlansa bile; öğretmen niteliği, gereken özellikleri karşılayacak düzeyde değilse okuldaki eğitim ve öğretim edimlerinin başarılı olması olanağı yoktur.

 

            Eğitim ve öğretim programlarının öğretmenlere yüklediği önemli ödevler geniş kapsamlı ve çeşitlidir. Eğitim programı, okula gelen çocuk ve gençlerin zihinsel, duyuşsal, bedensel ve toplumsal gelişimini hedef alır ve bunda büyük ölçüde öğretmen sorumludur.  Ayrıca öğretmenlik devamlı gelişme halinde olması gereken hem alan bilgisi ve öğretmen becerisi hem de genel kültür ve entellektüel olarak kesintisiz beslenmesi gerekli olan çok özel bir uzmanlık alanıdır. Oysa bizde öğretmenlik mesleği devlet katında ve genel kamuoyunda fevkalade önemiyle orantılı olarak algılanmamaktadır. Hatta devlet sık sık yeterli mesleki formasyona sahip olamayan, hatta hiç formasyon almamış bir yüksek okul veya fakülteyi bitirmiş nice işsiz ve isteksiz kimseleri alan bilgisi var diye öğretmenlik mesleğine aldığı günler olmuştur. Kamuoyunda da bir konunun öğretilmesinin nasıl özel bir iş olduğu, dolayısıyla bir uzmanlık alanı olduğu, yeterince önemsenmediği ve bilen öğretir sanıldığı için bu uygulamalar çeşitli zamanlarda rahatlıkla gerçekleştirilmiştir. Bugün eğitimde karşılaşılan çöküşün bir nedeni de geçmişte yapılan bu tür uygulamalardır diyebiliriz. Oysaki bir konuyu bilmek ve öğretmek aynı şey değildir. Bunu herkesin bilmesi gerekir. Bir konuyu bilmek öğretmenlik için gerekli fakat yeterli değildir. Öğretmen olabilmek için öncelikle bilginin nasıl öğretileceğini de iyi bilmek gerekir. Kabul etmek gerekir ki öğretmenlik her şeyden önce bir ruh, bir sevgidir; onu öğrenim ve araştırmayla öğrenmeden önce duymak ve sevmek gerekir. İyi bir öğretmen olmak için mesleğin bütün incelikleri bu sevgi içinde eritilmelidir. Öğretmen her şeyden önce bir eğitimcidir ve insanın eğitilebileceğine inanır. İyi bir öğretmen gerektiğinde sistemin eksikliklerini dolduracak kadar yaratıcıdır. Öğretmen, insanı, gerçekleştirebilecek bir varlık olarak görür. Onun sorunlarına duyarlıdır. Öğrencilerine doğru ve işe yarar bilgiler öğretmekle yükümlüdür. Öğretmen günün koşullarına uygun yeni bilgileri uygulamaya koyabilmelidir. Öğrencilerin olumlu olarak gelişmelerini sağlayabilmelidir. Ulusal devlet politikasını ve Atatürkçü düşünce sistemini öğrencilere benimsetmelidir.

 

            Sağlıklı bir neslin yetiştirilmesinde en çok emeği geçen öğretmenlerin iyi yetiştirilmesi bugün eğitim düzenimizin en can alıcı konusu ve sorunudur. Türkiye’de öğretmen yetiştirme işi adeta bir deneme tahtası haline gelmiş ve öğretmen kalitesi özellikle 1970’lerden sonra hızla düşmeye başlamıştır. Bilindiği gibi 1970’lere kadar ilkokul öğretmenlerini ilköğretmen okulları, ortaokul öğretmenlerini eğitim enstitüleri, lise öğretmenlerini de yüksek öğretmen okulları veya fakültelerin ilgili bölümleri yetiştirmekteydi. Yetenekli, istekli, zeki, seçilmiş gençler (daha çok kırsal kesimden) sistemin esas kaynağını oluşturuyordu. Bu sistemin yerini, bir ara toplumsal düzende yüksek avantaj ve olanaklar sağlayan yükseköğretim kurumlarına giremeyen çaresiz ve isteksiz öğrencilerin oluşturduğu bir kuşak almıştır. Bu durum aynı zamanda öğretmenlik mesleğinin maddi ve manevi olarak Türkiye tarihinde en değersiz bir dönemidir. Bugün ne yazık ki, toplumda öğretmenlerin maaşlarının, statüsünün ve öğretmenlik mesleğinin değerinin düşüşünü önleyecek gerekli önlemlerin alınmadığını görüyoruz. Daha iyi olur düşüncesiyle, YÖK ile birlikte öğretmen yetiştirme işi üniversitelere devredildi. Öğretmen yetiştirme politikasında yapılan bu değişiklik ile daha nitelikli öğretmen yetiştirme işinin henüz başarılamadığını görüyoruz. Bu başarısızlığın önemli nedenlerinden biri, bu önemli değişikliğin eğitim sisteminin bütünlüğü içinde kapsamlı olarak yapılan araştırma, ön çalışma ve hazırlıkların yapılmadan ve gerekli planlamalardan yoksun olarak konunun uzmanlarına sorulmadan, yukarıdan dayatma şeklinde gerçekleştirilmesidir.



YAZARLAR

  • Çarşamba 31.3 ° / 18.9 ° Bulutlar
  • Perşembe 34.5 ° / 21 ° Açık hava
  • Cuma 36.9 ° / 22.7 ° Açık hava
  • BIST 100

    2.375%0,00
  • DOLAR

    16,1404% 0,40
  • EURO

    17,3094% 0,07
  • GRAM ALTIN

    964,35% -0,20
  • Ç. ALTIN

    1591,1775% -0,20