Mehmet BABACAN, Eğitimci- Yazar ve Şair


NUHUN HAZİNESİ


Bir rüya gördüm dün gece.

     Hayırdır inşallah.

     Ben Siirt yöresinde uzunca süre öğretmenlik yaptım.

     O nedenle Doğu Anadolu’yu epeyce bilirim.

     Rüyamda Ağrı civarında bir yerdeydim.

     Dört kişilik bir grupla karşılaştım.

     Daha merhaba demeden grubun öncüsü olan kişi:

  • Arkadaş! Buraları bilir misin? dedi.
  • Evet, bir hayli bilirim. Niye sordunuz ki?
  • Peki, Nuh’un Hazinesi hakkında bişey duydun mu?
  • Yoo duymadım. Nuh, şu peygamber olan Nuh mu?

Onun hazinesi mi varmış yahu?

     Birer taşın kenarına iliştik.

     Grubun öncüsü olan kişi, Nuh’u neden aradıklarını

ve Nuh Tufanı Efsanesini heyecanla anlattı:

  • Yüce Tanrımız bazı zamanlarda Kâinatta temizlik

yaparmış. Bu temizlik bazen salgın hastalıklar, bazen

de doğa tufanları şeklinde olurmuş.

     Gerçi Ortaçağdan sonra Tanrı usanmış mı, yoksa

kızmış mı belli değil “ Kendi tufanınızı kendiniz yapın.

Bıktım sizin kaprislerinizden” demiş, bizim insanoğluna.

     İşte Dünya savaşlarını o yetkiyle çıkarmışız.

     Neyse, biz Hz. Nuh konusuna dönelim.

      Tanrı Tufandan önce Peygamberi bilgilendirirmiş.

     Zaten peygamberlerin asıl görevi, temiz ve gerekli

olan yaratılmış ve üretilmişleri kurtarmakmış.

     Onun için, acele kendini kurtaracak bir gemi yap.

Tüm canlılardan erkek- dişi olarak birer çift al.

     Ayrıca değerli bulduğun eşyalardan da dilediğin

kadar yükle ve Tufan gününü bekle” deniyormuş.

     Nuh Hazretleri hemen işe başlamış.

     Bir yandan gemi yapılırken; diğer yandan toplama

işine girişmiş. Çin’den, Hint’ten, Mezopotamya’dan

Mısır’a kadar değerli bildiklerini, bulduklarını yığın

yığın toplamış. Gel gör ki gemiye sığası olanaksız.

Yeni gemi yapacak kadar da zaman yok.

     Neyleyim ki, toplanan gemi fazlası mallar kıyılacak

gibi şeyler değil. Ayrıca Tufandan sonra gerekli şeyler.

Bu metaları toprağa gömüp, Tufandan sonra çıkarıp kullanmak akıllıca olur demiş Nuh Hazretleri.

     Nuh’a ve az sayıda peygambere kitap gelmemiş.

Bunlara “ Nebi” deniyor ve ikinci sınıf peygambermiş

gibi görülüyorlarmış.

     Oysa onlar, ellerine kılavuz kitap verilmeden

görevlerini başarabilecek yetenekte olanlarmış.

     Akıllı Nuh, çok gerekli olacakları seçip gemiye

doldururken, bir yandan da çok büyük bir çukur

kazdırmış. Gemiye sığmayanları, bu çukura özenle

doldurmaya başlamışlar. 

     Ne var ki çukuru tümüyle doldurup, doğal hale

getirmeye fırsat olmadan Tufan başlamış, dünya

deniz haline gelmiş.

     Sularının çekilmesi için yıllarca beklemişler. Su

çekilince gemi bir dağın zirvesine oturmuş. Korku

ve heyecan içinde çıkıp bakmışlar ki bizim Ağrı Dağı. 

Vay anasını be demişler. Ağızları bir Karış açık kalmış.

     Kendi yorumunu da şöyle ekliyordu sözcü:

  • Hazinenin bu yörede olabileceğine dair bence

iki neden var:

     Birincisi: Nuh’un Gemisi bu yörede olduğuna göre,

hazine de bu yörede olmalıdır.

     İkincisi:  Çukur yeterince doldurulamamış olduğu

için, bugün bir göl halinde olması gerekir. Bu yörede

böyle büyük göl nerde var? Van Gölünden başka var

mı?     

     Gruptaki bir yaşlının sabrı bitmiş olacak ki, ayağa

fırladı ve lafa girdi:

  • Arkadaşlar, bana göre bu Hazine Van Gölü’nün

 dibindedir. Gölün suyu boşaltılıp dibi kazılırsa, gör ki

serveti sen.

     Arkadaşlar, Roma definesi için göl kurutulur da bir

Peygamber Hazinesi için dünya alt- üst edilmez mi?”

Diyen heyacanın etkisiyle uyandım.

     Hakkın hikmetine karışılmazmış.

     Çok şükür Hz. Nuh’un Hazinesinin yerini gösterdi

ya, varsın piyangodan vermesin, umurumda değil.

     Haydi hayırlısı.

    



YAZARLAR

  • Perşembe 37.3 ° / 23.2 ° Açık hava
  • Cuma 36.9 ° / 23.9 ° Açık hava
  • Cumartesi 35.3 ° / 22.9 ° Dağınık bulutlar
  • BIST 100

    2.427%0,80
  • DOLAR

    17,2729% 0,33
  • EURO

    17,6417% 0,53
  • GRAM ALTIN

    969,36% 0,69
  • Ç. ALTIN

    1599,444% 0,69