Serdar Erkan


LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASININ GÜNÜMÜZDEKİ ÖNEMİ

Her konuda  direnen İsmet Paşa’ya İngiliz temsilci olan Lord Curzon tarafından “Her şeyi reddediyorsunuz. Ret ettiklerinizi zarflayıp şu cebime koyuyorum. Ancak ülkeniz haraptır. Gelecekte paraya ihtiyacınız olduğunda, İngiltere’den ve şu arkamdaki zatın devletinden(ABD elçisini işaret eder)başka para bulabileceğiniz ülke yoktur.(İsmet İnönü Hatıralar)Bu nedenle bir gün para için bize geldiğinizde cebimdeki zarfları birer birer önünüze koyacağım” der. İnönü de “gelirsek o zaman görüşürüz” der. Ancak bugünkü gidişe bakılırsa Lord Curzon’un öngörüsü maalesef adım adım gerçekleşmektedir.


24 Temmuz 1923 yılında İsviçre’nin Lozan kentinde, Ankara hükümeti ile başta İngiltere olmak üzere, dönemin güçlü emperyal devletleri ile imzalanarak yürürlüğe giren Lozan Barış Antlaşması, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası hukukta tanırlılığını belgesidir.

Sıkça dillendirildiği gibi ülkemizin uluslararası alanda tescillenmiş “tapu senedi”dir.

Atatürk Nutuk’da Lozan Antlaşması için;

“Bu antlaşma, Türk Milletine karşı, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir süikastınsonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde görülmemiş bir siyasi zaferdir” demiştir.

 Lozan Antlaşması ile;

hem ticari ve ekonomik, hem de adli kapitülasyonlar sonlandırılmış, her alanda “Tam bağımsız yeni Türkiye Cumhuriyeti” uluslararası alanda Dünya’ya kabul ettirilmiştir.

LORD CURZON İNÖNÜ’YE NE DEDİ?

Lozan Barış konferansının, 13 Kasım 2021 tarihinde başlayacağı hem İstanbul, hem Ankara hükümetine iletilmişti.

Bunun üzerine Ankara hükümeti 1 Kasım 1922 saltanat ile hilafet makamını ayırarak, saltanat makamını ilga ederek emperyal devletlerin, iki muhatap yaratıp onları bir birine düşürme oyununu bozmuştur. 11 Kasımda Lozan’a gelen İsmet İnönü başkanlığındaki Türk heyeti Lozan görüşmeleri sırasında her aşamada küçümsenmeye ve aşağılanmaya çalışılmıştır. Görüşmeler tek taraflı olarak 20 Kasım 2021 tarihine ertelenmiştir.

Bu duruma İsmet İnönü bir nota ile tepki göstermiştir. Daha sonra oturma pozisyonları dahil Türk Heyeti küçük düşürülmek istenmişse de her aşamada eşit ve adil şartlarda bir görüşme için “yerinde ve zamanında tepkiler” verilmiştir.

Lozan Konferansına Türkiye, İtalya, İngiltere, Japonya temsilcileri ve ABD’nin Roma Büyükelçisi katılmıştır. Sınırlı görüşmeler ise, Romanya, Bulgaristan, Sırp-Hırvat-Sloven Devleti, Yunanistan ve Rusya delegeleri kendileri ile ilgili konularda geçerlidir. Konferansın yönetilmesi, üç ayrı komisyon kullanılarak çalışmalara başlanmıştır. Bu komisyonlardan birincisi, askerlikle ilgili konularda, Boğazlar sorunun çözülmesinde yetkili olarak İngiltere başkanlığında Lord Curzon tarafından yönetilmekteydi. Mali ve ekonomik konuların görüşüleceği ve sınırlarının belirleneceği komisyonun başkanlığına ise, Fransız Barare getirilmiştir. Azınlık ve diğer hukuki sorunların çözülmesi için ise, İtalyan Garroni üçüncü komisyonun başına getirilmişti. Lozan Konferansının daha ilk günlerinde Türk heyeti, Fransa ise kapitülasyonlar ve imtiyazlar, İngiltere ile Musul ve Boğazlar sorunu, İtalyan tarafı ile ise kapitülasyonlar ve kabotaj konularında büyük bir çatışma içine girmiştir. Özellikle Yunanistan ile nüfus mübadelesi ve savaş tazminatı hakkında anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştı.

Türk tarafı adli ve ekonomik kapütülasyonları kesinlikle ret etmektedir.

Hatta, bir akşam resepsiyonunda, ummadıkları şekilde, her konuda  direnen İsmet Paşa’ya İngiliz temsilci olan Lord Curzon tarafından “Her şeyi reddediyorsunuz. Ret ettiklerinizi zarflayıp şu cebime koyuyorum. Ancak ülkeniz haraptır. Gelecekte paraya ihtiyacınız olduğunda, İngiltere’den ve şu arkamdaki zatın devletinden(ABD elçisini işaret eder)başka para bulabileceğiniz ülke yoktur.(İsmet İnönü Hatıralar)

Bu nedenle bir gün para için bize geldiğinizde cebimdeki zarfları birer birer önünüze koyacağım” der.

İnönü de “gelirsek o zaman görüşürüz” der.

Bu görüşmeler düzenli olarak Ankara hükümetine iletilmişti. Diğer tüm konularda çatışmalardan bir sonuç alınamamış ve bunun sonucunda, görüşmelerin birinci bölümü 4 Şubat 1923 tarihinde görüşmeler kesilmiştir. Konferansın son bulmasının ardından Türk Heyeti Lozan’dan ayrılmıştır. Ankara hükümeti, görüşmelerde bağımsız ve milli ekonomideki kararlılığını göstermek üzere 17 Şubat 1923 tarihinde, işçi(amele) temsilcileri dahil ekonominin tüm taraflarını İzmir İktisat Kongresine davet eder. Bu kongrenin sonuç bildirgesinde Milli ve bağımsız ekonomiye vurgu yapılarak strateji ve hedefleri ortaya konulur. Tüm Dünya’ya bu konudaki kararlılık ifade edilir. İkinci etap görüşmeleri 23 Nisan 1923 tarihinde başlayıp 24 Temmuz 1923 antlaşmanın imzalanması ile sonuçlanır

LOZAN’DA GELECEĞE BIRAKILAN ÜÇ KONU

Görüşmelerin devamı için Türkiye, 8 Martta İtilaf Devletlerine barış için yeni bir yol haritası sunmuştur. Bu yol haritasına göre taraflar arasında en büyük sorun olan Musul Sorunu, öncelikle İngiltere ve Osmanlı arasında konferansın ardından 12 ay içerisinde mutabakata varılacak, durumda bir anlaşma sağlanamazsa sorun Milletler Cemiyeti’ne gidecektir. Bu projede Boğazlar sorunu, azınlıklar, kapitülasyonlar ve borçlar konusunda Ankara hükümeti hiçbir şekilde tavrını değiştirmeyecektir. Bu notada kapitülasyonların kaldırılmasını, borçların taksim edilmesini istemiştir. Lozan’da üç konunun çözümü, geleceğe bırakılmıştır. Bunlar, Musul-Kerkük, Hatay ve Karadenizin kilidi boğazların yönetimidir. Bunlardan, Musul-Kerkük meselesi, 1930 dan önce İngilizlerin desteklediği iç isyanlar nedeniyle, bunaltılan Türkiye Cumhuriyeti, çözüm Cemiyet-i Akvam’a-Milletler Cemiyetine (bugünkü BM) bırakmak zorunda kalmıştır.

1936 yılında Montrö Sözleşmesiyle Boğazların Hakimiyeti, Türkiye Cumhuriyetine geçmiştir. Atatürk’ün yaşamının son anına kadar önem verdiği Hatay Meselesi ise, bizzat kendisinin izlediği yumuşak güç ve diplomatik manevralarla, yapılan bir plebisit(yerel referandum) ile Atatürk’ün ölümünden sonra 7 Temmuz 1939 tarihinde anavatana katılmıştır.

LORD CURZON’UN ÖNGÖRÜSÜ GERÇEKLEŞTİ Mİ?

2002 den önce imzalanan Derviş yasaları ile küresel sisteme eklemlenen Türkiye ekonomisi, AKP’nin, Derviş yasalarını aynen uygulama özelleştirme uygulamaları, işçilerin kazanılmış sendikal özlük haklarının haklarının budanarak derinleşen SÜRDÜRÜLEBİLİR KÖLELİK SÜRECİ ile maden yasaları ve 2014 yılında uygulamaya giren Büyükşehir yasası ile Türkiye’nin DERİNLEŞEN KOLONİZASYON SÜRECİ tüm hızıyla devam etmektedir.

 Türkiye’nin kamu ve özel şirketlerinin büyük çoğunluğu yabancıların eline geçmiştir. Türkiye’nin tüm ekolojik sit alanlarının betona çevrilerek yağmalanması ve doğal kaynaklarının yabancılara satışı  sürmektedir. Belirli müteahhitlerle yapılan sözleşmelerde, anlaşmazlık halinde  Londra Mahkemelerinin geçerli olacağı vurgulanmaktadır. Bunlar yeni kapütülasyonlardır. Türkiye krizlerden krizlere sürüklenmektedir. Trump döneminde yaşandığı gibi, bilinçli döviz kuru saldırıları ve tek adam yönetiminin hatalı mali politikaları ile Merkez Bankası(MB) kasasından 128 milyar dolar boşaltılmıştır. Türkiye, AKP’nin izlediği 20 yıllık ekonomik politikaları Lord Curzon’un öngördüğü gibi, Londra Bankerlerine muhtaç duruma gelmiştir. Türkiye, 2017’de güçler ayrılığının ortadan kalkması, yargı tarafsızlığının ve hukukun üstünlüğünün ortadan kalkması, ABD’deki Halkbank davaları ve Rıza Sarraf’ın itirafları, son günlerdeki NarkoDevlet iddiaları ile uluslararası arenada KUR RİSKİ VE BORÇ FAİZİ YÜKSELMEKTEDİR.

Sonuçta Cumhurbaşkanlığı tek adam sistemi ile Türkiye gelecek kuşakları ipotek altına alacak şekilde yüksek faizle borçlanmakta ülkenin madenleri ve kamu varlıkları giderek yabancıların eline geçmektedir.

Bu durum sürdürülebilir değildir.

Türkiye, her geçen gün derinleşen “sürdürülebilir kölelik ve kolonizasyon süreci” ile tüm değerli varlıklarını kaybetmektedir. Sonuçta kanaatimce Lord Curzon’un öngörüsü maalesef adım adım gerçekleşmektedir. Ülkemiz talan edilmektedir.

Çözüm ise; kanaatimce ülkemizin ivedilikle seçime giderek, Cumhurbaşkanlığı sisteminden, parlementer demokrasiye dönmesi ve 98 yıl önce Lozan’da uygulanan karalılık ve ilkeler çerçevesinde, ivedi olarak, AB ile yapılan ticari anlaşmalar gözden geçirilerek, yeni bir “milli ekonomi sistemin” altyapısını inşaa edecek bir iktidarın yönetime gelmesidir.

 



YAZARLAR

  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • Salı 36.2 ° / 23.3 ° Bulutlar
  • Çarşamba 35.9 ° / 22.3 ° Bulutlar
  • BIST 100

    1.419%0,00
  • DOLAR

    8,6523% 0,06
  • EURO

    10,1568% 0,16
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50