Mehmet BABACAN, Eğitimci- Yazar ve Şair


KÖY ENSTİTÜLERİNDE YAPARAK- YAŞAYARAKEĞİTİM- ÖĞRETİM


Köy Enstitülerinde yaparak- yaşayarak eğitim- öğretim, kültürleme sisteminin özünü oluştururdu. Sistemin dayandığı vazgeçilmez araç üretim alanı ve laboratuvarlardı.

Mevsim ya da konu üretim alanında derse elvermiyorsa, dersler laboratuvarlarda işlenirdi. Sosyal Bilgiler Laboratuvarı,  Tabiye Bilgileri Laboratuvarı, Tarih- Coğrafya Laboratuvarı ve

Resim- İş, Marangozluk, demircilik, duvarcılık atölyeleri,  uygulama ve görsellik yönlerinden kaynaklık ederlerdi.

***

Tabiye Bilgisi öğretmeni Ömer Kayagülen kuralcı ve sert mizaçlı bir öğretmendi. Tabiye Laboratuvarına kendini adamış gibiydi. Boy boy içi samanla doldurulmuş hayvanlar sıralanırdı.  Kurutulmuş kelebekler, zar Kanatlılar, böcekler ve tırtıllar tablolar halinde sergilenirdi. Bu laboratuvarlar derslerin gözlem altında işlendiği alanlardı. Belki de en iyi öğrenme, laboratuvarı kurarken oluyordu.

***

Laboratuvar için malzeme toplama ekipleri oluşturmuştu Ömer Hoca. Bizim gruba akrep toplama düşmüştü. Neşet Aydın,  Heyecan Aydın, Halil Erkan, Remzi Abalı ve ben “ Hababam Sınıfı” nı Rıfat Ilgaz’dan önce kurmuştuk. Her şeyde birlikte davranırdık.

Haruniye yamaçlarına çıktık, fundalık yörelerde akrep yoktu. Yörük diyarında üç taş kaldırsak mutlaka birinden akrep çıkardı.  Cumartesimiz boş geçmişti. Yarın ovada arayalım dedik.

Pazartesiye hazır olması gerekiyordu. Pazar sabahı dağıldık Düziçi ovasına. Ova insanı değildik.  Taş yoktu ki Akrep olsundu. Kurumuş otları karıştırırken,  karasabanla çift süren Adamın sesi duyuldu: “ Ho talebiyeler! Ne aranız öyle şaşkın şaşkın?”  “ Akrep arıyoruz Amca. Bu taraflara gelmedi mi?” dedi Halil. “ Nideceksiniz guyrukluyu?” “ Okulun laboratuvarına koyacağız” dedi Neşet. “ Bir iki garış ipliğiniz, mumunuz da yoktur gayrı”

“ Evet, yok da ne işe yarayacak onlar?” dedim, ben de. “ Yarım metre iplikle, bir parmak mum getirin de görün” dedi, Adam, deh dedi öküzüne. Remzi hemen ayağa kalktı: “ Siz oturun, ben hemen getiririm” dedi, koşarcasına gitti.  Remzi’nin Tabiyesi zayıftı. Bu etkinlikle Hocanın gözüne girmeyi umuyordu. O yüzden “ Akrepleri benim tuttuğu söyleyin,  n’olur?”deyip duruyordu. Remzi gitti, biz çiftçi Amcaya yardıma başladık. Biz de çiftçi çocuklarıydık yani.

Bir saat kadar sonra geldi Remzi. 1 metre kadar makara ipliği,  yumruk Kadar da bal mumu getirmişti. “ Haydi, Amca, malzeme tamam. Sır gibi sakladığın marifetini lütfen gösteriver” dedik. Adam ipliğin ucuna bir düğüm attı. Sonra bu düğümün çevresinde mumdan bir bilye yaptı. Topraktaki deliğin birine yavaş yavaş sarkıtıp bıraktı. 5- 6 tane deliğe de aynı şeyi yaptı,  beklemeye başladık. Az sonra ipliklerden biri oynamaya başladı. Yavaş yavaş çekti ipliği, muma dişlerini geçirmiş bir akrepti çıkan. Yarım saatlik zaman içinse boy boy 50’yi aşkın akrebimiz olmuştu.  Bu akrep tutma yöntemine hayret ettiğimizi görünce:“ Nerelisiniz?” dedi, Amca. “ Gülnar’ lıyız. Gülnar’ı duydun mu?” dedim. Güldü Adam: “ Gençler, ben cendermeydim. Gülnar cezaevinde çok nöbet duttum. Sizin orda toprak yok ki kuyruklu delik delsin. Daşın birinin altına sokuluverir.“  Ömer Hoca da çok beğenmişti akreplerimizi.  Remzinin olağanüstü gayretini anlatmamız da yararlı olmuştu hani.

Birer candı onlar. “ Bizim sadık yârimiz kara topraktır” deyip gittiler.

Onlar da cennette olmayıp da kim olacak ki…



YAZARLAR

  • Salı 33 ° / 17 ° Güneşli
  • Çarşamba 31 ° / 15 ° Güneşli
  • Perşembe 32 ° / 15 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.461%1,36
  • DOLAR

    8,2728% 0,01
  • EURO

    10,1030% 0,64
  • GRAM ALTIN

    488,61% 0,79
  • Ç. ALTIN

    806,2065% 0,79