Prof. Dr. Süleyman BOZDEMİR


ANTİK YUNAN DÖNEMİNİN BİLİMİN DOĞUŞUNDAKİ ÖNEMİ (8)

3.Antik Yunan Biliminin Doğuşu, Yükselişi ve Çöküşü


3.Antik Yunan Biliminin Doğuşu, Yükselişi ve Çöküşü

Bilimin gerek yaşadığımız dünya’yı, gerekse o dünya’ya ve evrene bakışımızı şekillendirmekteki olağanüstü rolü oldukça önemlidir. O halde, bilimin kökenleri nereye dayanır? Bilimin ortaya çıkışından önce ne olmuştur? Bu oluşum , nasıl ve hangi nedenle yeni, çığır açıcı bir dünya tasarısına ve soruşturmasına dönüşmüştür? Bu dönüşümü gerçekleştirenler kimlerdir? Bilim ne zaman ve nerede ortaya çıkmıştır? Gibi soruların yanıtları Bilim Tarihi kitaplarında bulunabilir.

Bilim tarihçilerinin ortak görüşlerine göre; bilimsel devrimin alevi ilk kez on bin yıl önce, belki daha da önce, ortadoğu'da parladı. Bilimi ilk ortaya çıkaranların da Antik Yunanlılar olduğu söyleniyor. Bunun doğruluğu tartışılır olsa da, onlardan önceki uygarlıkların katkısını da önemsemek gerekir. Özellikle, başta Babilliler ve Mısırlılar olmak üzere, diğer medeniyetlerin buluşlarından ve teknolojisinden yararlanarak onu bilime dönüştürenlerin Antik Yunanlılar olduğundan kimse kuşku duymuyor. Tıp, biyoloji, mühendislik, matematik, geometri, fizik ve kozmoloji gibi çeşitli disiplinlerin kökeni Antik Yunan’a dayanmaktadır. Thales, Platon, Aristoteles, Pisagor, Arşimet, Oklid, Hipokrat ve daha birçokları antik dünyanın yıldızları arasındadır. Peki, bu devasa bilimsel patlamanın ardında yatan nedir? Babilliler ve Mısırlılar ileri düzeyde birtakım aletler geliştirdikleri ve bilimsel buluşlar yapmış olmalarına rağmen, mitolojik açıklamalardan neden öteye gidememişlerdir?

Düşünsel ve dini kısıtlamalardan bağımsız olan Antik Yunanlılar, özellikle İonyalılar, mitler ve Tanrılara dayanan açıklamaları reddedip, doğa ile doğaüstü ayrımına giderek, doğayı ilk keşfedenler olmuşlardır. Onlar bilimi yoktan yaratmış ya da tamamlamış değildir. Sahip oldukları anlayışı Badilliler ve Mısırlılar başta olmak üzere diğer uygarlıklara borçludurlar. Bu bilim yolculuğunda, Yunanlılara bu yolculuğa çıkma fırsatı veren koşulların da çok elverişli olduğu görülüyor. Yunan toplumunda merkezileşmiş bir dinin ve hiyerarşik bir toplum örgütlenmesinin bulunmayışı, ifade özgürlüğünün önünü açmıştı. Bu durum, bilime geçiş için uygun bir ortamdı. Diğer kültürlere olan en büyük üstünlükleri bu idi. Bu toplumda tartışmalara egemen olan bir hoşgörü vardı. Ayrıca varlıklı insanlara felsefi ve bilimsel konular üzerinde düşünecek zamanı sağlayan bir refah hâkimdi. Özellikle Miletli filozoflar, teorilerle ilgilendiler ve ortaya konan teorileri geliştirmeye çalıştılar. İlk madde teorilerini ve doğaya dayanan açıklamalar barındıran ilk kozmoloji ve kozmogoniyi oluşturmuşlardır. Bu teoriler günümüz insanına çok basit geliyor olsa da, bilimsel teori üretiminin ilk basamağında olan bu filozoflardan daha iyisi beklenemezdi. Üzerinde durulması gereken esas nokta, düşüncelerinin söylencelerden çıkarak, teoriye dönüşmesidir. Yunan bilimini önemli yapan teorilerinin niteliği değil, evreni teorilerle açıklanabilecek doğal ve düzenli bir yer olarak değerlendirmeleridir. Bu görüş, antik Yunana özgü entelektüel ve dini hoşgörüyle birleştiğinde ortaya Yunan bilimi ve felsefesinin hızla gelişebileceği bir ortam çıkmıştır. Bu arada,   karmaşıklık düzeyi hızla artan yeni kuramlar oluşturulmaya ve sınanmaya başlanmış, sonuç olarak bilim ve teknoloji arasındaki ayrıma dair bir bilinç oluşmuştur. Aynı şekilde, etkisini modern bilime kadar taşıyacak olan  geleneksel  diğer etkileri de unutmamak gerekir. Arap/ İslam Kültürü, Roma İmparatorluğu’nun yıkılışından sonra Yunan biliminin korunmasında, Avrupa’ya  yayılmasında ve dönüştürülmesinde büyük rol oynamıştır. Müslümanların Yunan bilimini-ve bu arada biraz da Hint ve Çin bilimini –miras aldıkları ve daha sonra bu bilimin Batı’ya geçmesinde yardımcı oldukları bir gerçektir. Ancak, bütün yaptıkları bundan ibaret değildir. Miras aldıklarını açıklamış, yorumlamış ve içeriği hakkında değerli analizler yapmış; daha da önemlisi, birçok özgün katkı da bulunmuşlardır. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi, Cengiz Özakıncı’nın  “İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü” kitabında bulunabilir ( 7 ). Her şeye rağmen, İslam kültürünün dönüştürerek koruduğu bu bilimsel anlayış sonraları Batı’yı karanlık çağdan çıkararak Rönesans’a ve bilimsel devrime taşımıştır. Bilim alanındaki başarıları yetersiz olsa da, Romalılar teknolojiye büyük katkıda bulunmuşlardır. Çin’den edinilen bilimsel görüşler ve teknoloji ticaret yoluyla Batı’ya aktarılmış ve Batı bilimini önemli ölçüde etkilemiştir.



YAZARLAR

  • Salı 25.8 ° / 12.8 ° kırık bulutlar
  • Çarşamba 26.4 ° / 15.6 ° kırık bulutlar
  • Perşembe 28.8 ° / 16.9 ° Bulutlar
  • BIST 100

    1.508%1,04
  • DOLAR

    9,4494% -1,41
  • EURO

    10,9862% -1,36
  • GRAM ALTIN

    547,36% -1,72
  • Ç. ALTIN

    903,144% -1,72