Salih KOÇ


EFE ŞAKİR


Efeliğin ölçütü nedir? Böyle bir ölçüt var mıdır? Neye göre efe, kime göre efe… Sanırım bunlar biraz göreceli kavramlar. Biz gelelim öykümüzün kahramanı Efe Şakir’e…

Efendim Efe Şakir; öyle gözünüzde büyüteceğiniz kadar boylu poslu, burma bıyıklı, yandan çarklı birisi değil. Sadece bir lakap. Hani derler ya Anadolu’da ‘’Yiğit lakabıyla anılır’’ Şakir’in başına bu lakabı dedesi sarmış. Yıllarca torun ateşi ile yanmış yüreği. İlk torun da erkek olunca ona ‘’Efe’ demeye başlamış. Efe aşağı, Efe yukarı derken Efe büyüyüp, delikanlı olmuş. Olmuş ama boydan, postan yana biraz fakirmiş…

Dedesi dile gelmiş, ‘’boy pos mu, adamı ‘’efe’’ eden. Belki mangal gibi bir yüreği vardır.’’ diye düşünerek kendini avutmaya çalışmış. Akranlarıyla tuttuğu güreşlerde de hep yenilirmiş. Gel zaman git zaman Efe büyümüş. Askerlik çağına gelmiş. Askere gitmeden önce adet gereği köyün gençleri ile birlikte Efe de sürek avına çıkmış...

O yıllarda çevrede en çok yaban domuzu varmış. Efe de ilk defa ava çıkacak. Dedesi Efe’ye tüfeğini vermiş. ‘’Rastgele Efem. Göreyim seni!’’ diyerek şöyle bir de sırtını sıvazlamış. Sırf moral olsun diye. Dedesinden aldığı moral ile ava katılanlar ile birlikte karşıki ormana avlanmaya çıkmışlar. Askerliğini yapmış, yapmamış köyün delikanlıları varmış o gün ava gidenler arasında. Avcı başı Sansar Şaban:

‘’Efe, gel bakalım şöyle yanıma’’ demiş. Elindeki tüfeğe bakmış. ‘’Dedenin tüfeği bu. Deden ile ne avlar yaptık bu ormanlarda. Şu tüfeğin dili olsa da bir konuşsa…’’

‘’Askerlik öncesi tıpkı senin şu halin gibi deden ile birlikte ava çıktık. Onunla çıktığım bu ilk avda bir sansar vurdum. Bu ad da bana ondan kaldı. Ne heyecandı be!’’ Efe bu sözler üzerine biraz daha heyecanlanmış. ‘’Demek dedem de gençliğinde iyi bir avcıymış’’ diye içinden geçirmiş.

‘’Boydan postan, burma bıyıktan, endamdan vazgeçtik de şu avcılıkta olsun bir varlık gösterebilse de ona herkes ‘’Efe Şakir’’ demeye devam etse’’ diye gün boyu tespih elinde dua etmiş dedesi. ’’Efelik’’ konusunda nerdeyse her şey tükenmiş, tek umut avcılıkta kalmışmış…

O gün bütün arzularına rağmen gittikleri avlakta bir ava rastlayamamışlar. Avcıların dilinden ‘’kırk gün taban, bir gün av’’ lafı pek düşmezmiş. O gün de taban günüymüş… Bu gibi durumlarda avcı başı Sansar Şaban hemen atış yarışması düzenler, attığı hedefi vuranlara kendi fişeklerinden dolu fişek vererek ödüllendirirmiş. Sansar Şaban askerde de eğitim çavuşu olduğundan hemen yeni yetmeleri şöyle karşısına alıp, onları atış emniyeti ve hedefi vurma konusunda kısa bir eğitimden geçirirmiş. Tabi ki ilk dersi de Efe Şakir’e vermiş. Tüfeğini eline alarak hedefe doğrultmuş.  ‘’Hedefi vurmanın tek formülü vardır. O da göz, gez, arpacıktır’’ demiş. Tabi bu tabirleri ilk defa duyan Efe Şakir söylenilenlerden pek bir şey anlamamış. Sansar Şaban:

‘’Sol dizinin üzerine çöküp, tüfeğin dipçiğini omzuna dayayıp, elini tetiğe yerleştirip ve sol dirseğini sol dizinin üzerinden güç alarak; göz, gez, arpacık diyerek tetiği çekmiş. Hedefe koydukları Yetim Seyfi’nin şapkası önce bir havalanmış, sonra da yere düşmüş. Herkes, özelikle ava ilk defa katılan yeni yetmeler çok heyecanlanmışlar. Sansar Şaban:

‘’Efe, şu şapkayı alda gel.’’ demiş.  Efe Şakir bir ara tereddüt etse de hemen gitmiş, şapkayı alıp gelmiş. Gelirken de ‘’Vay anasını adam tam da şapkayı siperinden tek kurşunla vurmuş’’ diyerek Sansar Şaban’a olan hayranlığı bir kat daha artmış. Ben de böyle... Hedefi vurmanın onuru ile Sansar Şaban:

‘’İyi bak Efe, askerde bu kadar göstermezler, ama yere yatırıp sürüm sürüm süründürürler’’ demiş. İlk atışı başarı ile yapan Sansar Şaban:

‘’Şimdi de dedesinin Efe’sini görelim’’ demiş. Efe Şakir tüfeğini eline alırken heyecandan bacakları titrese de kimseye belli etmemeğe çalışıyormuş. Sansar Şaban:

‘’Hedefe ne koyalım’’ deyince Kel Bekir:

‘’Bilirsin Şaşı; bu konuda bir kuralımız var. Askere kim gidiyorsa hedefe onun çarığını dikeriz. Hem iyi bir hatıra olur’’ diye lafa karışmış. Gülüşmelerden sonra Efe Şakir boynunu bükerek sağ ayağındaki çarığın bağcıklarını çözerek çıkarmış. İçlerinden biri çarığı Efe Şakir’in elinden kaptığı gibi hedefe dikmiş.  Efe Şakir tarif edildiği gibi hedefe nişan almış ama eli titreyerek tetiği güçlükle çekerken kalbi de güp güp atmaya başlamış. Tüfek patlar patlamaz Efe şöyle bir sarsılmış. Neredeyse sırt üstü yıkılacakmış ki son anda kendini zor toparlamış. Arada kıs kıs gülüşmeler olsa da Sansarın sert bakışları ortalığı sakinleştirmeye yetmiş. Hedefi diken arkadaşı koşarak gidip, çarığı alıp gelmiş. Tabi ki çarık sapa sağlammış. Üzerinde bir tek saçma izi bile yokmuş. Efe Şakir gördükleri karşısında biraz yüzü kızarmış, başını yere eğmiş. Hemen devreye Sansar Şaban girmiş:

‘’Arkadaşlar! Bundan sonra Efe Şakir’in adını ‘’Zeki Şakir’’ olarak değiştiriyoruz. Zeki adam bilerek çarığını vurur mu?’’ diyerek Efe Şakir’e sahip çıkmış…

O günden sonra Efe Şakir’in adı, Zeki Şakir olarak kalmış…



YAZARLAR

  • Cuma 16 ° / 8.8 ° kırık bulutlar
  • Cumartesi 18.1 ° / 11.1 ° kırık bulutlar
  • Pazar 19.5 ° / 10.8 ° kırık bulutlar
  • BIST 100

    1.909%1,56
  • DOLAR

    13,7970% 0,98
  • EURO

    15,5908% 0,53
  • GRAM ALTIN

    783,43% 0,56
  • Ç. ALTIN

    1292,6595% 0,56