DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 28.09.2021 10:49:00 520 0
  • BIST 100

    1.430%0,86
  • DOLAR

    9,3172% -0,15
  • EURO

    10,8411% -0,09
  • GRAM ALTIN

    530,13% 0,06
  • Ç. ALTIN

    874,7145% 0,06

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 9 6 0 3 10 21
2.Hatayspor 9 6 2 1 11 19
3.Fenerbahçe 9 6 2 1 4 19
4.Beşiktaş 9 5 2 2 7 17
5.Fatih Karagümrük 9 5 2 2 4 17
6.Galatasaray 9 5 2 2 2 17
7.Alanyaspor 9 5 2 2 0 17
8.Altay 9 5 4 0 1 15
9.Konyaspor 9 3 1 5 3 14
10.Adana Demirspor 9 3 3 3 0 12
11.Kayserispor 9 3 4 2 -2 11
12.Gaziantep FK 9 3 4 2 -2 11
13.Sivasspor 9 2 3 4 2 10
14.Başakşehir FK 9 3 6 0 -1 9
15.Antalyaspor 9 2 4 3 -4 9
16.Yeni Malatyaspor 9 3 6 0 -7 9
17.Göztepe 9 2 5 2 -4 8
18.Giresunspor 9 2 5 2 -4 8
19.Kasımpaşa 9 1 5 3 -5 6
20.Çaykur Rizespor 9 0 8 1 -15 1
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Salı 27.1 ° / 17.3 ° Açık hava
  • Çarşamba 26.9 ° / 16.4 ° Bulutlar
  • Perşembe 26.7 ° / 16.1 ° Açık hava

Öykü: Recep NAS

Rüzgârlı Tepe’den Her Cuma Kopardığım Bakış

Tam inecekken yamaçtan aşağı. Bir kıpırtı tam ense kökümde. İlkel elim uzanıverdi birden kafamın arkasına. Vazgeçtim inmekten. Kalakaldım olduğum yerde. Bu, senin elindi. Tamirci çırağı elin. En baba elin. Baba olamama elin. Makineye kaptırdığın elin. İşçi elin. Mezarlık işçisi çocuklara para dağıttığın elin. Senin elin…

Meğer benden önce gelmişsin. Ya da hiç gitmemişsin de yıllardır buradaymışsın. Yurt tutmuş, yuva kurmuşsun. Üç tane iri taşı bir ucu açık kare biçiminde yerleştirip ocak çatmışsın. Yaktığın odunların kora döndüğüne bakılırsa ateşi yakalı epey zaman olmuş.

Rüzgârlı tepedeydik. İki başımıza. Biz koymuştuk bu adı buraya. Bundan sonra özel yer adları gibi yazacaktık buranın adını. Yeşil bir denizin üzerinden mavi göle bakışlarımızı fırlattığımız yerdeydik. Yıldızlar el erimimizdeydi. Kızıl bir gökyüzü salınıp duruyordu başımız üstünde.   Şimdiki gerçekliğimiz buydu.  Kapkara bir gerçeklikti oysa yaşadığımız. Gün geliyor sapsarı bir gerçekliğe dönüyordu, seni son kez gördüğüm o stüdyo dairenin loşluğuna inat ışınlar saçan teninin sarılığında…

Ben de tuttum, ölümdür bu, dedim. Güzün rengidir. Ayrılığın. Masmavi oluyordu; griye dönüşüyordu kimi zaman. Nâzım’ın gidemediği denizlerde kulaç atıyorduk. Arkamdan bir el uzanmış, ense kökümden yakalayıvermişti beni birden. Kalakalmıştım olduğum yerde…

Hep bir haziranı bekledik biz seninle. Erik ağaçlarını. Daha doğrusu sen bekledin. Ben sana refakat ettim. İlaç kokulu hasta odalarında da bekledim ben seni. Yıldızların ruhumuzu ateşlediği çıplak gecelerde de. Evet,  gecelerce başında bekledim. Gün ağarınca ilkin kiraz ağacı karşıladı bizi. Bak, dedim, kirazın akı ala dönmeye durmuş. Birkaç güne kalmaz sırıtır kızıl gülüşlü çocuklar yeşil giysileri içinden. Çok sevindin. İlk defa o sabah bir çiçeğe gülümsedin. Sevmezdin diyemeyeceğim, ama önemsemezdin sen çiçekleri. Ben çok severdim. Hâlâ seviyorum ben çiçekleri. Sen? Küçümseyerek bakardın ne zaman bir çiçeği koklamaya kalksam; burun kıvırırdın bana:

—Yine mi romantizm!

Tamam tamam. Sen yine uzan ağarak koca gövdeni yukarılara yukarılara. Yatma öyle boylu boyunca. Erikler topla avuç avuç. Ye, hapır hupur.  Bak, geçti gitti yanımızdan bir çocuk salya sümük ağlayarak…

O yaz mıydı, yolcu ettiydim seni, haritada yerini zor bulduğumuz o uzak ülkeye. Salya sümük ağlaştıydık. Sen baktın kaldıydın camın ardından. Bir çift bakış yapışıp kaldıydı temmuz göğüne. Gider gelir bakarım, duruyor mu yerinde diye. Oh, neyse ki duruyor. İçim rahat. Çıkar gelirim Rüzgârlı Tepe’ye. Meğer sen hep buradaymışsın. Hiç gitmemişsin. Ya otobüsün camına yapışıp kalan o bir çift bakış? Temmuz göğünde değil miydi o? Son zamanlarda karıştırır oldum bu ikisini.  

Şimdi o Alevi dedesinin adını taşıyan mezarlıkta adını ünlüyor kuşlar. Hafif bir esintide baş eğiyor çam ağaçları, gürgenler, kavaklar, sedirler; selamlıyorlar seni, kutsuyorlar. Alevi dedesi mi? O da tarih oldu. Zeitgeiste uydurdular onu da. Uyduruk bir ad koydular mezarlığa. Ben yine o Alevi dedesinin adıyla anıyorum yattığın toprakları. Zeitgeiste inat. Zeitgeistin canı cehenneme; dua da okumuyorum ruhuna. Ne mi yapıyorum? Rüzgârlı Tepe’ye çıkıyorum her cuma günü. Aldırış etmeden ense kökümdeki kıpırtıya. Sen istersen romantizm, de; ben, mavi bakışlar fırlatıyorum yeşil denizin üstünden göle doğru. Ha, hâlâ beceremiyorum çakmağın götüyle bira şişesini açmayı. Açacak taşıyorum yanımda. O blop sesini içli bir tını gibi taşıyorum yan cebimde. Bir de Rüzgârlı Tepe’den kopardığım bakışını. Yan cebimde taşımıyorum onu ama. İç cebime, göğüs cebime; yüreğimin üstüne koyuyorum onu. Öyle çıkıyorum Rüzgârlı Tepe’ye. Her cuma…

Ereğli,  Eylül 2021



ÖYKÜ: SEMA CANBAKAN

Öykü: Gülşen ÖNCÜL

M. ŞEHMUS GÜZEL

Şiir: Salih Mercanoğlu

Şiir: Onur Sakarya

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: BİLSEN BAŞARAN…

Öykü: Recep NAS

Şiir: Nevin KOÇOĞLU

İlknur Güneylioğlu

Şiir: Gürcan BANGER

ekitap.ayorum.com’dan YENİ bir ekitap!

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: LÜTFİYE AYDIN

ŞİİR: ONUR SAKARYA

Reyhan Yıldırım

Öykü: Hatice Günday Şahman

SÖYLEŞİ: MELTEM KOFOĞLU

ŞİİR: İLKNUR GÜNEYLİOĞLU

ŞİİR: ÖZGE SÖNMEZ

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: BEHÇET ÇELİK

Öykü: Mediha Ünver

Şiir: Arzu Demir