SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


"NERDE ANTİGONE" - EDİP CANSEVER


"KREON: "Demek karşı geldin bana, yasağımı çiğnedin?"

ANTİGONE: "Evet öyle, çünkü Zeus böyle bir yasa koymamış.

Ne de Adalet denen tanrıça

Buyurmuş böyle bir şey insanlara.

Senin emrinin de bir ölümlüye tanrıların ebedî

Yasalarına karşı gelme gücünü vereceğine inanmıyorum.

Öz kardeşimi gömülmeden bırakmak

Bunu yüreğim hiç kaldırmazdı.

İçim rahat şimdi, görevimi yaptım.

Belki budala sanıyorsunuz beni,

Belki de siz öylesiniz, beni öyle sandığınız için." - SOPHOKLES

 

Antigone, SOPHOKLES'in en ünlü trajedilerinden birinin kahramanıdır.

Yunan mitolojisinde Thebai kralı Oidipus'un iki kız, iki erkek dört çocuğu 

vardır: Antigone, İsmene, Eteokles, Polyneikes.

Antigone, babası ölünce, kızkardeşi İsmene ile birlikte, iki erkek kardeşinin

taht kavgasını sona erdirmeye çalışır. İki erkek kardeşi de ölür.

Kral olan dayıları Kreon, Polyneikes'in cesedinin gömülmesine izin vermez. Thebai'ye ihanet ettiği gerekçesiyle cesedin gömülmesinin yasaklanması üstüne, Antigone, dayısının yasağına karşın, kardeşinin cesedini gizlice gömmeye çalışır ve bunun üzerine Kreon onu cezalandırarak mezara kapatır. 

Çünkü canlı canlı ölmesini istemektedir. Kreon'un oğlu Haimon Antigone'la nişanlıdır ve eğer Antigone'a bir zarar verilirse kendisini de öldüreceğini öne sürerek şantaj yapar. Antigone bu acıya daha fazla katlanamaz ve ölmeye terkedildiği mezarda kendini asarak yaşamına son verir. Nişanlısı Haimon da kılıçla kendini öldürür. Oğlunun intihar ettiğini öğrenen Kreon'un eşi Euridyke de kendini hançerleyerek intihar eder.

SOPHOKLES bu konuyu ve mitolojinin kişilerini MÖ 440 yılında, ANTİGONE 

trajedisinde işlemiştir. 

Antigone bireysel başkaldırının simgesi olmuştur.

Devlet otoritesine başkaldıran, aile sevgisini her şeyin önünde tutan, bu

uğurda ölümü göze alan bir kadın... İntihar etmiş; ama zorbaya boyun eğmemiş, özgür bir kadın...

Edip Cansever kitabına, NERDE ANTİGON adını koymuş ve Antigone mitini 

başkaldırının simgesi olarak kullanmıştır. 

Edip Cansever deyince; çok sevdiği arkadaşı TOMRİS UYAR geliyor hemen..

Bir dergide okumuştum, yazar, "Tomris Uyar... Uyumsuz, aykırı, başkaldıran...

Şairlerin şiirlerine ilham veren, zekâsıyla karşısındaki insanı diken üstünde tutan... Hem hüzünlü hem de özgüvenli yüz ifadesiyle edebiyatımızın en önemli çevirmen ve yazarlarından biri." diyordu.

Tomris Uyar'ı, "uyumsuz, aykırı, başkaldıran"sözcükleri ile niteleyen yazar; Tomris Uyar'ın yapıtlarına ve "Gündökümü I-II Bir Uyumsuzun Notları" adlı  gündökümlerine dayanarak kullanmış olmalı o sıfatları. Yirmi beş yıl boyunca tuttuğu gündökümlerini...

Tomris Uyar, "Günlük yazmak genel olarak yaşam üstüne ve kişisel yaşam 

üstüne soru sordurtan günleri kayda geçirmek bence. Zaten bu yüzden

günlük yazmak değil de 'gündökümü' deyişini yeğliyorum ben," diyor.

Günlüklerini “Bir Uyumsuzun Notları” alt başlığıyla yayımlayan Uyar, bir söyleşisinde, kendine ‘uyumsuz’luğu yakıştırması hakkında "Feminist bir yazar sayılabilir miyim, bilmiyorum, hiçbir ‘izm’e girmeyen hırçın bir yapım var”

demiştir.

"Geçen yüzyılın son çeyreğinde dökülmüş bu günler, sıcak dostlukları, muzip anıları, zehir zemberek eleştirileri, yazarının hayatını ve gözlemlediklerini yansıtıyor. Uyumsuzluk, değişen koşullara ayak diremekten kaynaklanıyor; gün geçtikçe dökülenler, memnuniyetsizliği daha fazla yansıtmaya başlıyor."

"BİR ADIN VARDI SENİN" başlıklı kitabı okudum, Gülben Kocabıçak'ın kitabı...

Alt başlığı, "Tomris Uyar Öykülerinin Feminist Eleştirisi. Kitap, master tezinin yeniden gözden geçirilmiş hâliydi. Adını, Edip Cansever'in bir dizesinden almıştı. Şiirin tümünü bir başka yazımda yazdığım için sadece anımsatmakla yetineceğim.

"Bir adın vardı senin, Tomris Uyar'dı"- EDİP CANSEVER

Kitapta, G. Kocabıçak da, Tomris Uyar'ın hayat karşısındaki duruşunun, "uyumsuz" olmasının farklılık yarattığını vurguluyordu.

"Tomris Uyar'ı diğer yazarlardan ayıran asıl özelliği; ataerkil toplum yapısı karşısında ezilen, maddî ve manevî sömürülen kadınlardan yana destek çıkması onun kadın duyarlılığıyla yazmasının ötesinde; geleneği reddettiği, kendi değerleriyle kurduğu dünyasında cinsiyetçiliğe karşı bir yaşam tarzına sahip olan özgür bir kadının dünyasından kadınlara seslenerek çıkış yolu sunması"ndan kaynaklanır." diyordu.

Bir başka yazımda bu yargıları Tomris Uyar'ın öyküleriyle örneklemek üzere...

Aşağıdaki şiiri bir arkadaşım koymuştu sayfasına; Cemal Süreya'nın şiirleri 

arasında bulamadım. "SEVDA SÖZLERİ- Bütün Şiirleri"ni taradım. Belki dergilerde kalmış şiirlerinden biridir diye düşündüm ve paylaşıyorum; çünkü

amacıma uygun bir şiir...

 

"Eğer sevmek istersen bir kadını:

Duruşunu seveceksin en önce, 

hayata kafa tutuşunu seveceksin..

Gülüşlerini seveceksin mesela!

Farklı oluşunu!

Kim demiş kadının az konuşanı,

az yiyeni, az gezeni makuldür diye..!" -CEMAL SÜREYA

                                       HOŞÇA KALIN.



YAZARLAR

  • Salı 10 ° / 3.7 ° Bulutlar
  • Çarşamba 7.5 ° / -0.3 ° kırık bulutlar
  • Perşembe 7.1 ° / 0.4 ° Bulutlar
  • BIST 100

    2.066%-0,94
  • DOLAR

    13,5349% 0,72
  • EURO

    15,4375% 0,67
  • GRAM ALTIN

    787,82% 0,22
  • Ç. ALTIN

    1299,903% 0,22