PROF. DR. FİKRİ AKDENİZ - BİLİM DÜNYASI


Yaşadığımız Dünyaya Bakış

Prof. Dr. Fikri Akdeniz


     Yaşamımızda bugünü anlamak için geçmişi bilmemiz gerekir. Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson(1958- )in ifadesiyle “Yaşadığımız evrende nasıl düşüneceğimizi bilmek, yalnızca ne düşüneceğini bilenlerin çok daha ötesinde olmamızı sağlayacaktır.” Yaşam arayışları doğal olarak Güneş gibi uzun ömürlü yıldızların yörüngesindeki Dünya benzeri gezegenlere odaklanacaktır. Bilimsel gerçekler verileri karşılaştırmamızı, ilginç benzerlikleri keşfetmemizi ve dünyanın çeşitliliğini bir bakıma görmemizi sağlıyor.

     Biz üç boyutlu bir dünyada yaşamaktayız. Hepimiz çoğunlukla yaşadığımız dünyayı anladığımızdan oldukça eminizdir. Bununla birlikte, bazen zihnimizi karıştıran iki olguyu anlamak bizlere biraz zor gelir: Zaman ve boyut. Ama bu olgulara karşılaştırma yoluyla bakmaya çalışırsanız, görüntü hemen netleşir ve çok da şaşırtıcı bir hal alır. Bu nedenle yaratıcı hayal gücüne sahip olmalıyız. Bilimin popülerleşmesi için yaptığı çalışmalarla da tanınan Amerikalı gökbilimci ve astrobiyolog Carl Sagan(1934-1996)’ın sözleri ile konuya gireceğim. “Bizler, içinde dünyada yaşayan insan sayısından daha fazla galaksi olan uçsuz bucaksız bir evrende, evrenin önemsiz bir köşesine sıkışmış bir galaksinin, sıradan bir Güneşinin etrafında dönen, gösterişsiz bir gezegende yaşayan canlılarız. Burası bizim evimiz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her uygarlık kurucusu ve yıkıcısı, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, etik hocası, yoz siyasetçi, her üstün sanatçı, her yüce önder, her aziz ve günahlı onun üzerinde bir günışığı demetinin üzerinde asılı duran o toz zerresindedir”.

    “Evrenin sonsuzluğu karşısında Dünyamız çok küçük bir sahnedir. Tarihin derinliklerinde kalmış bütün o yöneticiler tarafından akıtılan kanları düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler. Birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı. Evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki anlamsız sözlerimiz hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde bu muazzam boşluk içindeki kayboluşumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok. Dünya, üzerinde yaşam barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin ya da beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.” Hayata ve her şeye özgün bir bakış açısıyla bakabilmek çok önemlidir..

   Öyle bir Dünya’da yaşıyoruz ki Shakespeare’in deyimiyle “Kimileri bin türlü kötülük edip tek bir hesap vermeden yaşıyor, kimileri tek bir yanlışla hükümlü oluyor.” Duygularını unutan toplumlara dönüşmeye başladık. Bir insanı akıl yönünden eğittiğimizde etik yönünden de eğitmeliyiz. Doğru söylemediğimiz zaman, doğru yaşamamız da olası değildir. 

     Tarihin en acı derslerinden biri şudur: Yeterince uzun zamandır aldatılmışsak, aldatmacayı ortaya koyan her türlü kanıtı reddederiz. Gerçeği bulmakla ilgilenmeyiz artık. Aldatmaca bizi tuzağa düşürmüştür. Tuzağa düştüğümüzü kendimize bile açıkça söylemek, son derece acı vericidir. Aldanmanın iki çeşidi olduğunu da unutmamalıyız; biri doğru olmayana inanmak, diğeri ise doğru olana inanmayı reddetmek. Bakış açısını değiştirmek ve karşındakinin yerine kendini koyabilmek bir sorunun çözülmesine katkı sağlar

     Gerçeği arayan bilim insanları onu tüm insanlara açıkladığında karşılaşacakları sonuç nedeniyle acı çekmeye hazır olmalıdır. Bilim özünde gerçeği bulmaya ve olgusal dünyayı açıklamaya yönelik bir arayıştır. Evreni şüphecilikle sorgulamanın bir yoludur. Yaşadığımız bu gezegende bırakacağın en iyi miras senin varlığından, mutluluğundan ve pozitif davranışlarından etkilenmiş bir dünya bırakabilmektir. Çinli bilge Lao Tzu (MÖ 604-531) nun ifadesiyle “Diğerlerini bilenler akıllıdır, ama kendini bilenler daha akıllıdır. Diğerlerini kontrol edenler kuvvetli olabilirler, ama kendini kontrol edebilenler çok daha güçlüdür”. Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958)’nın “Deniz Türküsü” şiirinde dediği gibi “İnsan alemde (Dünyada) hayal ettiği müddetçe yaşar”. Rus yazar Lev Tolstoy(1862-1910)’un deyimiyle “Bil ki, yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın; ve unutma, ne yaşattıysan, elbet bir gün onu yaşarsın”.

Değerli okuyucular Coronavirüs salgını ile iki yıldır dünyamız büyük bir mücadele içindedir. Yaşadığımız böylesi olağandışı bir dönemde, sempozyumlarda, bazı toplantılarda dijital bir ortamda bir araya gelinmesi, değerli bir çabadır. Sanat, fen ve teknik bilgi türlerinin bileşkesinin, daha sağlıklı bir dünyanın oluşturulmasında ve sorun çözmede geliştirici bir etken olduğu görülmektedir. Unutulmaması gereken nokta, insanlığın özünde her zaman daha güzel bir dünya özleminin bulunduğuna inanmak vardır. Bunları anımsayarak insanlık değerlerimizi yitirmeden sağlıklı günlerde yeniden buluşmak dileğiyle….

KAYNAKLAR 

Carl Sagan (1980) Kozmos- Evrenin ve Yaşamın Sırları (Çeviren:Reşit Aşçıoğlu) Yayınevi: Altın Kitaplar - Bilimsel Sorunlar ve Başvuru Dizisi

Carl Sagan (1995) Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı – (Çevirmen(2020) : Can Evren Topaktaş, Say Yayınları

Martin Rees (2019)Kozmostaki Evimiz (Çev.Ilgın Yıldız), Say Yayınları, İstanbul.

 

 

 



YAZARLAR

  • Cuma 36.8 ° / 23.2 ° Açık hava
  • Cumartesi 37.3 ° / 23.3 ° Açık hava
  • Pazar 38.3 ° / 22.4 ° Açık hava
  • BIST 100

    2.442%1,54
  • DOLAR

    16,7537% 0,33
  • EURO

    17,5224% -0,03
  • GRAM ALTIN

    967,03% -0,30
  • Ç. ALTIN

    1595,5995% -0,30