SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


İNADINA ŞİİR  "BAHAR GELDİĞİNDE Mİ BEN BÖYLE OLURUM YOKSA BÖYLE OLDUĞUMDA MI GELİR BAHAR!"

 Hemşehrim Candan Erçetin'in bir şarkısının sözleriyle başlıyorum yazıma. Babası da benim çoçukluğumda Kırklareli Çocuk Kütüphanesi Müdürü'ydü. Benim de mandolin öğretmenimdi. Sevgi ve saygıyla anıyorum öğretmenimi.


Bahar- yaz ayları başladı. Hava iyice güzelleşti. Bu mevsim, aşkların yeniden, tıpkı çimenler gibi yeniden yeşerdiği mevsim, coşkunun arttığı mevsim...

“Ben ki her nisan bir yaş daha genç

Her bahar biraz daha âşığım” diyor Orhan Veli, boşuna mı?

“Deli eder insanı bu dünya

Bu gece, bu yıldızlar, bu koku

Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç” derken ve yaşama sevincini dile getirirken boşuna mı seçmiş bu mevsimi...

Sabah vaktidir. Sabahla birlikte insanoğlu için yeni bir gün başlamıştır; üstelik mevsim bahardır. Gök mavi, ağaçlar yemyeşil, kuşlar cıvıldayarak uçuşuyor, karlı dağlar, içinden ırmaklar akan yeşil vadiler, evlerin bahçelerinde renk renk gül, yasemin, karanfil- çeşit çeşit mis kokulu çiçekler... Coşmaz mı Cahit Sıtkı!

“Bu sabah hava berrak

Bu sabah her şey billurdan gibi.

Gök masmavi bu sabah,

Güzel şeyler düşünelim diye.

Yemyeşil oluvermiş ağaçlar

Bulutlara hayretinden “ diyor ve bize bırakıyor düşünülebilecek en güzel şeyin ne olduğunu bulmayı... Böyle bir havada, böyle bir çevrede, bütün erkeklerin kendilerini delikanlı, bütün kadınların genç kız duyumsadığı bu mevsimde, insanın benliğini hangi duygu sarar? Tabii ki aşk...

Cahit Sıtkı, ne düşünecektir? 

Bence; “Canım, Tek Sevdiğim, Havaynan, Ekmeknen, Suynan Bir Tuttuğum” diye mektup yazdığı “düşten güzel”i, CavidanHanım’ı...

Desem ki

“Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır

Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,

Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini

Ormanların en kuytusunu sen de gezmekteyim

Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,

Toprakların en bereketlisini sende sürdüm.

Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,

Hava kadar lazım

Ekmek kadar mübarek

Su gibi aziz bir şeysin

Nimettensin nimettensin.” diyerek daha bir coşmaz mı bu aylarda... Ardından da tekrar “düşten güzel” diye coşup, Cavidan Hanım’ın gönlüne bahar getirdiğini, aşkın büyülü gücünün talihini düzelttiğini, geleceğe güvenle baktığını, tüm müşküllerini çözdüğünü, dağların düzlendiğini, dile getirmez mi dizelerinde... Âh minel aşk...

Düşten Güzel

“İlktir baharın gönlüme geldiği

İlktir hem sarhoş hem ayık olduğum

Bir gerçek içindeyim düşten güzel.

Sevdiğim gülüyor yanı başımda

Aşkından talihimin düzeldiği

Sen gökte ararken yerde bulduğum

Bir sende gördüm, ince ruh, ince bel. 

Sende murada erdim kırk yaşında” diye bir çırpıda sıralamaz mı bu doyumsuz dizeleri...

Bugün bir değişiklik yapmak istiyorum. Sevgili olgun gençler, ihtiyar-delikanlılar!

Size seslenmek istiyorum, Attilâ İlhan’ın “70 yaşında bile hâlâ âşık oluyorum” dediği yaşta olanlara... Yaşta ileri giderken şiirde gerideki yıllara... Çünkü benim için özel bir gün bugün!..

Bizim kuşağın bildiği eski şarkılardan söz etmek istiyorum. Önce, çoğumuzun özlediği Divan şairlerinin bestelenmiş örneklerinden okuyalım. Gözümüzle okurken şiiri, ezgisini de mırıldanalım.

"Esdi nesîm-i nevbahâr açıldı güller subh-dem

Açsın bizim de gönlümüz sâki medet sun câm-ı Cem

Erdi yine ürd-i behişt oldu havâ amber- sirişt

Âlem behişt ender behişt her gûşe bir bağ-ı İrem"

Bugünkü Türkçeyle: Esti yine ilkbahar rüzgârı sabahleyin açıldı güller/ Açsın bizim de gönlümüz sâki aman (bize) Cem’in kadehini ver / Erdi yine nisan ayı amber(kokusu) doldurdu havayı / Âlem cennet içinde cennet İrem bahçesi tüm köşeler.

Nahifî ‘nin gazeline geçelim:

"Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım

Kurbanın olam var mı benim bunda günahım"

Bugünkü Türkçeyle: Göz gördü gönül sevdi seni ey ay yüzlü (canım)/ Kurbanın olam var mı benim bunda günahım.

Şarkı denir de Nedim unutulur mu?

"Erişti nevbahâr eyyâmı açıldı gül-i gülşen

Çerağan vakti geldi lâlezârın dîdesi rûşen

Çemenler döndü rûy- ı yâre reng-i lâle ve gülden

Çerağan vakti geldi lâlezârın dîdesi rûşen"

Bugünkü Türkçeyle: İlkbahar günleri erişti gül bahçesinin gülü açıldı/ Çerağan vakti geldi lâle bahçesinin gözü aydın / Çimenler gül ve lâlenin renginden sevgilinin yüzüne döndü /Çerağan vakti geldi lâle bahçesinin gözü aydın (olsun)

Yine döndüm çağımıza:

Yeşeren Otlar

“Bir melek su taşıdı

Biri serinlik taşıdı uzaktan.

Biri yeşillik getirdi

Yıldırım gibi, ama sessiz.

Çimenler sökün etti topraktan.

Sonra sen geldin dünya güzeli,

Yürüdün salına salına.

Bastığın yerde güller açtı,

Sarıldı ayaklarına.

Aşk da yeşeren otlara benzer,

Günü saati bilinmez.

Bakarım bir gün hepsi solmuş,

Dünya güzelim gider olmuş."

Ben sözüme başlarken, aşk tıpkı çimenler gibi yeniden yeşerir baharda dememiş miydim? İşte Cahit Külebi doğruladı sözlerimi. Şairler yalan söylemez! 

Ne diyor Behçet Necatigil:

“Şairler

Ne gördükse, iyi-kötü

Ömür biter biz hâlâ

Söyleriz.

Ne varsa şu dünyada

Türlü görüntüler

Gelsek de sonuna

Söyleriz.”

Şairler yalan söylemez.

Eee sevgili okurlarım, arkadaşlarım, dostlarım! Ben derim ki, aşk şiirlerini mutlaka okumalısınız... Aşkı tazelemek, dünyaya sevgiyle bakabilmek için mutlaka okumalısınız. Benden söylemesi...

Baharla, coşkuyla, aşkla, sevgiyle dolup taşıyorum bugün; bugün 3 MAYIS çünkü...

 "Ama ben en çok şeyi

En kısa zamanda sana söyledim.

Yalnız sana...” dediğim sevgili eşimin doğum günü bugün.

Ona ikimizin de sevdiği bu şiiri sunmak istiyorum; sevgili eşimin bana 53 yıl önce gönderdiği şiiri:

"ben sana mecburum bilemezsin 
adını mıh gibi aklımda tutuyorum 
büyüdükçe büyüyor gözlerin 
ben sana mecburum bilemezsin 
içimi seninle ısıtıyorum 

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor 
bu şehir o eski İstanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor 
sokak lambaları birden yanıyor 
kaldırımlarda yağmur kokusu 
ben sana mecburum sen yoksun 

belki haziranda mavi benekli çocuksun 
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor 
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden 
belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun 
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor 
belki körsün kırılmışsın telâş içindesin 
kötü rüzgâr saçlarını götürüyor 

ne vakit bir yaşamak düşünsem 
bu kurtlar sofrasında belki zor 
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden 
ne vakit bir yaşamak düşünsem
ben sana mecburum bilemezsin.."   -Attilâ İlhan
     HOŞÇA KALIN.



YAZARLAR

  • Salı 33 ° / 17 ° Güneşli
  • Çarşamba 31 ° / 15 ° Güneşli
  • Perşembe 32 ° / 15 ° Güneşli
  • BIST 100

    1.461%1,36
  • DOLAR

    8,2728% 0,01
  • EURO

    10,1030% 0,64
  • GRAM ALTIN

    488,61% 0,79
  • Ç. ALTIN

    806,2065% 0,79