Mehmet BABACAN, Eğitimci- Yazar ve Şair


KUYRUK


     Babam bir halk ozanıydı.

     İnsan güzeliydi o.

     Babamla arkadaş gibiydik.

     Gösterdiği ilgi sevgi miydi, yoksa önem vermek miydi bilmiyorum.

     Bizim evde davranışların netliği Ninemin sergilediği ortama bağlıydı.

     Büyüyünce netleştirdim, o bir faşist değildi. Hastanın başında hüngür hüngür

ağlayan, ama ilişkilerde büyük ailenin feodal düzenini sürdüren bir hümanistti

     Babamsa bir eğitimci değildi. 1928’ de ilkokul 3. Sınıfa kadar okumuştu. Arap Alfabesini

ve din kültürünü nasıl öğrendiğini bilmiyorum.

     Ben 6 yaşımdaydım. Bal arılarımızın bakımı bana bırakılmıştı. Arıların bile kuyruğu olduğunu görünce bir gün sormuştum Babama “ Baba neden bizim kuyruğumuz yok?”

     Güldü geçmiş yanıtlamamıştı. O günden sonra merakım daha da çoğalmıştı.

 

                                                                              ***

     Birkaç yaş daha büyümüştüm.

     Bir gün Babama gene sordum neden kuyruksuz olduğumuzu?

     Yüzüme biraz baktı, biraz düşündü:

     “ Bak, hareketle kuyruk arasında müthiş bir ilişki vardır. Ama bu yaşta zor anlarsın.

      Doğadaki yer değiştirebilen canlılar kuyruksuz olmazlar. Bu organdan mahrum

 kalmanın acısına “ Kuyruk acısı” demişler, kıyamete kadar unutulmazmış.

     İnsanoğlu kuyruğun önemini iyi kavramış, ürettiği araçlarda hiç ihmal etmemiştir.

     Adları her ne kadar değişik olmuşsa da havadakilere kuyruk, karadakilere direksiyon,

denizdekilere dümen demişler. Hepsinin görevi rotayı uygulamaktır. Çünkü rota çok

önemlidir. İpin ucunu kaçırmış yalana bazen kuyruklu, bazen kuyruksuz yalan denmesi

boşuna mı?”

     Büyüyünce öğrendiğime göre kuyruğun yaptığı işin adı“ Rota” imiş. İzlenecek olan

rota havada kuyrukla, karada direksiyonla, denizde ise dümenle sağlanıyormuş.

      Kurban olduğumun bir kuyruğa yüklediği misyona bakın da ayağınızı denk alın.

     Kuyruğu bir nedenle hasar görmüş olan yaratıklarda rota bozulmasını Her gün

gözlemekteyiz.

     Önemli olan kuyruğu kaptırmamaktır.

    

                                                               ***

     Babamın anlatımından onca öğrendiklerimin arasında “ Bizim neden kuyruğumuz

yok?” sorusunun yanıtı yoktu. Babam da farkındaydı bunun. Sonunda dayanamadı “ Gel,

kurtuluş yok anlaşılan” diyerek, anlatmaya başladı:

     “ Bak oğlum, anlattıklarımdan anlayamadığın şeyler olacaktır. Acele etme, ileri yaşlarda

anlarsın. Yanıt aramakta haklısın. Gerçekten tek kuyruk yoksunu bizleriz.  Yer değiştirebilen

tüm canlıların kuyruğu olduğu halde, neden bizim niye yok, sorusunu sormayan adama akıllı

demem ben.?

      Kuyruksuzluk yaratılıştan değil, hilebazlığımız yüzünden olmuş oğlum.

      Suçumuzun yüzümüze vurulmasından biz insanlar pek hoşlanmayız ama gene de anlatayım. Tarihini bilmeyen ders çıkaramazmış:

     Mekanları cennet olsun, Havva Anamızla Adem Babamız cennette tarikatlı ya da sığınmacı gibilerden gibi keyif çatarken, bir gün rahat batmış, puştlukları tutmuş:

     “ Yav, bu incir yapraklarının altında ne var da böyle saklamak zorundayız?

     Organlar arasında böyle ayrım yapmak insan haklarına sığar mı?” deyip de kaldırınca yaprakları

“ Abooov!” demişler.”

     Hafiften gülmüşüm.

     “ Neye gülüyorsun?” dedi Babam. Utangaçça yanıtlamıştım:    

     Biraz anlar gibi oldum Baba. Daha küçükken oyun sırasında eteği açılana biz de Aboov derdik.

     Babam güldü “ Hah öyle” diyerek devam etti.

     “ O sırada Tanrı sabah yürüyüşündeymiş. Bunlara rast gelmiş:

     “ Ulan ben sizi meleklere inat, onlardan üstün yaratmadım mı? Siz ne pok yiyorsunuz?”

deyince, kaçmaya başlamışlar.

     Tanrı yetişebildiğinin kıçına bir tekme atmış.

     Tekmeyi yiyen Havva Anamız Orta doğuda bir yere; Adem Babamız da Himalayaların üstüne

“ Hınk” diye, “ kıçüsü” düşmüşler.

     O zamanlarda Dünya daha katılaşamamış, biraz balçık halindeymiş. Adem Baba düşünce

sıçrayan çamur Everest Tepesini oluşturmuş. Havva Ananın düştüğü yerdeki derin çukurda da 

 Lut gölü meydana gelmiş.

     Kuyrukların yere düşünce kırıldığı söylenirse de; asıl güçlü efsane tekmeyi yiyince kopmuş

olduğu yönündedir.”

 

                                                                              ***

     Rahmetli Babam son sözlerini şöyle tamamlamıştı. Hayal- meyal anımsıyorum:

     “ Kuyruğu kaybettikten sonra insanların rotası öyle bozuldu ki, ne dedikleri, ne yaptıkları

 gittikçe belirsiz hale geldi. Bir gün kuyruğa iyi dediler, sonraki gün kötü dediler. Her olumlu

değere bir kuyruk takmaya çalışmaları ya da kılkuyrukluktan bir türlü vazgeçmemeleri, bu yoksunluğun yüzündenmiş.

     Aman oğlum dikkatli ol. Büyüdükçe daha neler göreceksin neler…

      Demem o ki kuyruk deyip geçmeyelim.  

      Allah Tanrı’ya sabır versin…”

 

     Mehmet BABACAN

  

     

 



YAZARLAR

  • Salı 22.1 ° / 14.7 ° kırık bulutlar
  • Çarşamba 19.9 ° / 9.1 ° Hafif yağmur
  • Perşembe 16.5 ° / 8.1 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.809%0,00
  • DOLAR

    12,7369% -0,62
  • EURO

    14,4521% -0,12
  • GRAM ALTIN

    735,65% 3,17
  • Ç. ALTIN

    1213,8225% 3,17