Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!


BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI

12 Eylül 1683 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise, Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşısında ilk defa zafer kazandığımız gündür. Bu savaş, Türk tarihinin akışını geri çevirdiğimiz savaş olması bakımından önemlidir.


12 Eylül 1683 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise, Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşısında ilk defa zafer kazandığımız gündür. Bu savaş, Türk tarihinin akışını geri çevirdiğimiz savaş olması bakımından önemlidir.

Adına “Başkomutanlık Sakarya Meydan Savaşı” dediğimiz bu savaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce verilen başkomutanlık yetkisiyle, müstafi Osmanlı Ferik’i (Tümgeneral) Mustafa Kemal Paşa’nın yeniden askeri üniformasını giyip savaş meydanlarına geri dönmesi ve Türkün 238 yıldır devam eden çekilişini durdurması; sonrasında da Ege’de, İstanbul ve Trakya’da, Hatay’da ve nihayet Kıbrıs’ta yeniden eski topraklarına yönelik mevcut işgallere karşı başarılar elde etmesini başlatmasıdır.

Çarpışmaları 23 Ağustos – 13 Eylül 1921 tarihlerinde 22 gün ve 22 gece aralıksız süren bu savaş, Türk tarihinin en kanlı savaşlarındandır. Savaşlarda genel olarak 1 can kaybına karşılık 6 – 8 yaralı olur. Bu savaşta ise bizim şehit ve kayıp sayımız yaralı sayımızdan fazladır. Ki kayıp denilenler "cesedi alınamayan, cesedi savaş meydanında bırakılmış" şehitlerdir.

5.713 şehit ve 14.268 kayıp olmak üzere toplam 19.981 can kaybımıza karşılık 18.480 yaralımız vardır. Bu; (18.480 / 19.981 = 0,94) 1 can kaybına karşın 0,94 yaralı demektir.

Yunan ordusu ise savaşta 3.758 ölü ve 354 kayıp olmak üzere 4.112 can kaybı, 18.955 yaralı vermiştir. Bu; (18.955 / 4.112 = 4,6) 1 can kaybına karşılık 4,6 yaralı demektir.

Türk evlatları ve gelecek nesil buradaki hikmeti, sırrı, kutsal direniş iradesini iyi düşünmeli ve sorgulamalıdır. İşte bu rakamlar, can pahasına yapılan bir savunmanın öyküsüdür. “Ölmek var, dönmek yok!” parolası ve ilkesinin uygulaması, askerimizin bile bile şehadete atıldığının en açık göstergesidir.

 

Bu büyük dövüşün yüzüncü yılındayız. Bir asrı deviriyor bu mücadelemizin anısı…

Ne acıdır ki Türk milleti için önemi büyük bu olayın 100 üncü yılında hiçbir resmi program göremiyoruz.

Bayram olarak kutlanması gereken bu büyük zaferin yüzüncü yıl dönümünde sadece özel kişi ve kuruluşlarca anma programları düzenlendiğini görüyor ve gerçekten üzülüyorum. Aklıma deli sorular geliyor. “Yoksa” diyorum, ‘Keşke Yunan kazansaydı!’ diyenleri el üstünde tutan bugünkü iktidar sahipleri de mi bu günü bayram olarak anmak ve kutlamak yerine; Yunan kaybettiği için yas tutmaktalar?”

Yüzüncü yılında Başkomutanlık Sakarya Meydan Savaşı’nı anmak adına program düzenleyenler arasında İstanbul Milletvekili Sayın Ümit Özdağ’ın liderliğindeki Ayyıldız Hareketi mensuplarını saygıyla selamlıyorum.

Demek ki Türkün gerçek vefalı evlatları, sahiden sahip çıkanları onlarmış.

Allah onları muzaffer ve başarılı kılsın!

 



YAZARLAR

  • Salı 10 ° / 3.7 ° Bulutlar
  • Çarşamba 7.5 ° / -0.3 ° kırık bulutlar
  • Perşembe 7.1 ° / 0.4 ° Bulutlar
  • BIST 100

    2.086%0,62
  • DOLAR

    13,4547% 0,13
  • EURO

    15,3391% 0,03
  • GRAM ALTIN

    786,10% -0,45
  • Ç. ALTIN

    1297,065% -0,45