SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


"YİNE KİTAPLARI, TÜRKÜLERİ, BAYRAKLARIYLA GELDİLER

"YİNE KİTAPLARI, TÜRKÜLERİ, BAYRAKLARIYLA GELDİLER


"YİNE KİTAPLARI, TÜRKÜLERİ, BAYRAKLARIYLA GELDİLER
DALGA DALGA AYDINLIK OLDULAR
YÜRÜDÜLER KARANLIĞIN ÜSTÜNE." -NAZIM HİKMET

Onların alnında bilgilerden bir çelenk vardı; çünkü onlar, kaç yaşında olurlarsa olsunlar, nura doğru can atan Türk gençleriydi. Çünkü onlar, yurdu yüceltmeye ant içmişlerdi. Selam onlara, saygı onlara, sevgi onlara...

SELAM ÖĞRETMENLERE... Çünkü onlar:
"Fikr ordusu, cehd ordusu, azm ordusuyuz biz" diyenlerdir.
"Cahilliği, karanlığı yıkar geçer, bilime hizmet ederiz." diyenlerdir.
Çünkü onlar; eğitim ve öğretimin yürekli gönüllüleridir, unutulmayacaklardır.

Yılda bir gün övgü dolu sözlerle anılan öğretmenleri ben, öyle anmak istemiyorum bugün. Onlardan birini, gerçek yaşam öyküsüyle tanıtmak istiyorum.

BİR YAŞAM ÖYKÜSÜ- EĞİTİME VE BİLİME ADANMIŞ BİR ÖMÜR" okunması gereken bir kitap... (Bir Yaşam Öyküsü- Eğitime ve Bilime Adanmış Bir Ömür, Karahan Kitabevi, Adana 2018, XX+584 s.).

Yazarı: Prof. Dr. SÜLEYMAN BOZDEMİR, "Deve çobanlığı yapan, kendi çabasıyla okula giden bir yörük çocuğunun, tanınmış bir bilim adamı oluşunun öyküsü var kitapta..."
 Süleyman Bozdemir , " 'Vasat öğretmen anlatır, iyi öğretmen açıklar, usta öğretmen öğretir, büyük öğretmen ilham verir' bizim öğretmenlerimizde hepsi vardı." diyor kitabında...
Sevgili SÜLEYMAN BOZDEMİR, sizde de hepsi var ki, hiç unutulmuyorsunuz. Allah size sağlıklı uzun ömür versin; hastalığınızı tez vakitte atlatmanız en büyük dileğim. Güzel makalelerinize, yazılarınıza dönmeniz ve gençlere yol göstermeyi sürdürmeniz dileğiyle sizi SAYGIYLA SELAMLIYORUM.

Süleyman Bozdemir, benim ve eşimin öğrencisi olmakla övündüğümüz, gurur duyduğumuz AYÖO(Ankara Yüksek Öğretmen Okulu) mezunu bir büyüğümüz. O, Aksu İlköğretmen Okulu'ndan, ben Edirne Kız İlköğretmen Okulu'ndan gönderildik Ankara'ya. AYÖO yetiştiğimiz okul...
O, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik-Matematik Bölümünü bitirdi. Ben, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi  Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü... O şimdi emekli profesör, ben de emekli bir öğretmen...

Kitabının sunuş bölümünde Bozdemir, "Kitapta 1943 yılından başlayarak 17 Mart 2012 gününe kadar geçen süreci anlatmaya çalıştım. Keçeli çadırda doğduğum evden başlayarak köyde geçen çocukluk yıllarını, ilkokul, Aksu İlköğretmen Okulu, AYÖO ve üniversite yıllarını, dört yıllık lise öğretmenliği dönemini, ardından İngiltere'ye gidişimi, Londra Üniversitesi'nde doktora eğitimini, Türkiye'ye dönüşü ve üniversite hocalığı dönemini, anılarımda ayrıntılı olarak okuyacaksınız. Kitabın başlığını, "Eğitime ve Bilime Adanmış Bir Ömür" koydum. İçindekilere uygun bir başlık olduğuna inanıyorum.
Bu kitap konargöçer bir Yörük çocuğunun, devletin yardımıyla, bilimin doruklarına tırmandığının bir öyküsüdür." diyor.

Ben bilgilerimi tazeleme olanağı buldum diyorum; ama, siz kitabı kuru, didaktik bir kitap olarak değerlendirmeyin. İçinde yaşamla ilgili çarpıcı öyküler var. Dili, anlatımı arı-duru, sürükleyici... Etkileyici öğrencilik ve öğretmenlik anılarıyla, yaşadığı gerçekler ve izlenimleri, değerlendirmeleriyle, şiirleriyle bezenmiş bir kitap...
Bakın sevgili okurlar; bakın, yaşam öyküsünü dizelerle, Can Yücel ustaya nazire olarak yazdığı dizelerle, ne güzel içten, yapmacıksız dile getirmiş.

HAYATTA BEN EN ÇOK ANNEMİ SEVDİM
Hayatta ben en çok annemi sevdim.
Ona göre, doğuştan hastalıklı, cılız,
Çarpık bacaklı, iflah olmaz biriydim.
Öldü ölecek derken,
Neredeyse üç yıl geçmiş aradan,
Ben daha nüfusa kaydolmadan.

Annemin baştan üçüncü çocuğuydum ben.
En sevdiği oğlu muydum, onu bilemem.
Hiç görmediği babasının adını vermişti.
"Babamın adı, ağzımın tadı" derdi.
Sevgisinden hiç kuşku duymadım anamın.
Belki de bana öyle gelirdi.
O, benim bir tanem, canım annemdi.
El dokuma bezlerden giysilerimizi dikerdi geceleri.
Dilinden düşmez deyişler, atasözleri.
Konuştuğu öz Türkçenin Yörük lehçesi.
Onunki okul değil, sanki hayat üniversitesi.
Yatılı okul kazanan ilk oğluydum.
Yüz akı olmuştum onun, bunu biliyordum.
Uzun Dede Korkut masallarını,
İlk ondan dinledim.
Hayatta ben en çok annemi sevdim.

Çocukken saçlarından belik ördüğüm,
Hastalanınca göğsüne başımı gömdüğüm,
Keçisinin taze sütünü içtiğim,
Tereyağlı bazlamasını,
Çökelekli sıkmasını yediğim,
Anam yok artık, babam da yok benim.

 Anasının kuzusu, çarpık bacaklı çocuk,
Büyüdü, gürbüz bir genç oldu zamanla.
Yaşam basamaklarını coşkuyla tırmandı.
Yoğun eğitim yılları, acı tatlı anılar.
Uğraşısı fiziğin gizemli dünyası, yeni ufuklar.
Yenidünyaya açılan kapılar, yeni arayışlar...
Evlilik, büyüyen aile, iki çocuk, artan mutluluk
Ankara Fen Fakültesi'nde fizik öğrenimi,
Londra Üniversitesi'nde doktora çalışmaları,
Lisede fizik öğretmeni, üniversitede profesör
Hatay Eğitim Yüksek Okulu'nda müdür,
Niğde Fen Edebiyat Fakültesi'nde dekan,
İşte tam da o zaman!
Birden karardı dünyası...
Yıkılan iki yüce çınar: Babası ve anası,
Ona bir veda bile edemeden, bu dünyayı terk ettiler.
Her gün daha da büyüyor yüreğindeki yırtık.
Onları rüyalarında bile göremiyor artık.
Biliyordu bir şeyler olacaktı, elbet bir gün,
Toplayıp çıkarınca anlıyordu ki bugün,
Onlarınki boşa geçmemiş bir ömürdü.
Kıt kanaat yaşamışlar, çok şeyler üretmişlerdi,
Verdikçe zenginleşmişler, sevdikçe sevilmişlerdi.

Yıllar sonra ata yurdum Akova'ya gittiğimde,
Şaşkınlıkla bakıyordum gördüklerime
Tarlalar bakımsız, bahçeler tarumar, ev virane olmuştu.
Sonra geçmişe döndüm:
Çocukluğumun geçtiği bu yerleri düşündüm.
Acı tatlı nice anıları anımsadım, hüzünlendim.
Babam çiftçi-demirciydi, bilgili çalışkan.
Anam, babasız büyümüş bir yetimdi doğuştan.
Üç kız, dört erkek çocuk büyütmüşlerdi,
Onları büyütüp adam etmişlerdi,
Kimseye muhtaç olmadan.

Kokuları kalmıştır diye kapandım odalara,
Kokladım kalan son giysilerini doyasıya.
Gözyaşları içinde onları düşündüğümde,
Hatırladım birden, emekleri olduğunu üstümde.
Onlar için ne yapabilmiştim ki bugüne değin!
Düşündükçe kahroluyor içim.
O gün bugündür bana, gülden önce gelir diken,
Hayatta en çok annemi sevdim ben.
                                              SÜLEYMAN BOZDEMİR

Yüksek Öğretmen 0kulları 1978 yılında tamamen kapatıldı. Bu seçkin eğitim kurumları; köy enstitüleri, ilköğretmen okulları, yüksek öğretmen okulları; ülkemize, değerli öğretmen, akademisyen, şair, yazar, idareci kazandırmıştı. Artık hiçbiri YOK!

Bilgilerimi tazeleme olanağını bana veren Prof.Dr. Süleyman Bozdemir'e teşekkür ediyorum.Bir başka yazımda, o güzel kitabı, başka yönleriyle tanıtmak isterim.
Bütün değerli öğretmen arkadaşlarımın, öğrencilerimin, ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ kutluyorum, Sonsuzluğa uğurladığımız öğretmenlerin de ruhu şad olsun.
               HOŞÇA KALIN.



YAZARLAR

  • Cuma 16 ° / 8.8 ° kırık bulutlar
  • Cumartesi 18.1 ° / 11.1 ° kırık bulutlar
  • Pazar 19.5 ° / 10.8 ° kırık bulutlar
  • BIST 100

    1.907%1,41
  • DOLAR

    13,6382% -0,18
  • EURO

    15,4223% -0,56
  • GRAM ALTIN

    768,98% -1,30
  • Ç. ALTIN

    1268,817% -1,30