Cumali KARATAŞ


ORHAN VELİ’DEN ŞARKILARA CANSIN EROL…


Orhan Veli’nin kucağında büyüyen, resim sergisi de açan bir şair olarak Türk Müziği’nde nadiren rastlanan bir biçimde Prof. Dr. Selahattin İçli tarafından bestelenen “Güneşin Battığı Yerde”, “Hüzün Zaman Zaman Deli Dalgalarla Gelir” gibi serbest şiirlerinden bestelenen şarkılarla tanınan ve Rüştü Eriç, Semahat Özdenses, Zeynettin Maraş, Erdinç Çelikkol, Sabri Süha Ansen, Erdoğan Berker, Bilge Özgen, Fatih Erkoç, Nesrin Körükçü, Faruk Şahin ve Alaaddin Pakyüz gibi bestekârlar tarafından bestelenen yaklaşık 300 şiirinden 150’si TRT repertuvarında bulunan Cansın Erol’un yayınlanmış 5 kitabı bulunmaktadır.       

                                  

CK.***Sayın Cansın Erol, istedim ki böyle bir şair dostla olan söyleşiye, izninizle bir şiirinizle başlamak istedim… Hemen ardından soruyorum: Şiir nedir sizin için? Yaşamınızdaki yeri ve önemi hakkında neler söylemek istersiniz?

CE---Öncelikle teşekkür ederim… Şiir ruhtan gelen duyguların söz sanatıyla ifade edilişidir. Dil içinde özel şiirsel bir dil yaratarak söz sanatının estetik biçimidir; ezgi sanatıdır. İnsanların aynı hisleri duyduğu ama anlatamadığı duyguları şiir anlatır, paylaştırır, birleştirir. Şiir, iç dünyamızın çığlıkları, isyanları, duyguların yazılı resmidir. 

***Birkaç yıl önceki bir görüşmemizde babanızın Orhan Veli ile arkadaş olduğunu, Orhan Veli’nin ata binerek sizin eve geldiğinden söz etmiştiniz? Yer, zaman, ortam olarak tüm bunlardan detaylı olarak söz edebilir misiniz?  

---Babam, Orhan Veli’yle iki yıl askerlik yapmış… Genç bir öğretmen olan babam teğmen olarak Gelibolu’ya geldiğinde kendi gibi öğretmen olan hamile annem de beraber geliyor. Orhan Veli’yle orda çok iyi dost oluyorlar. Hatta doğan kızlarının adını Orhan Veli koyar. Benim ablam olan o bebek, sonradan o günün olumsuz koşullarında hayatını kaybeder. Annemle babam çok acılı bir dönem geçirirler. Orhan Veli çok uğraşmasına rağmen onları o üzüntü ortamından çekip alamaz. Sonunda bir gece atlar atına ve oturdukları derme çatma kulübenin kapısından girer içeri. Annemle babam korku ve şaşkınlıkla yataklarından fırlarlar. Odanın içinde atından inen Orhan Veli, atı da aynı yerde olduğu hâlde, babam ve annemle birlikte üçü sabaha kadar içip, dertleşip ağlarlar. Sabah ortalık aydınlandığında, çevreden gelen top sesleri duyulurken, atına binen Orhan Veli gülme kriziyle evden ayrılır. O zamanlar tabii 2. Dünya Savaşı yaşanmaktadır. Tarih öğretmeni olan babamın anlattığına göre, Almanlar, Yunanistan’ı işgal edince Trakya sınırına dayanmış. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ise Yalova’da diken üstünde bir otelde kalmaktadır. Almanların Rusya’ya girdiği haberini alan İsmet İnönü başını tavana çarpmış.

Orhan Veli’ye gelince… Orhan Veli, ince uzun boylu, buğulu gözlü bir adamdı. Sonradan Ankara Yenişehir’deki evimize sık sık gelirdi. Her hafta bizde sanat toplantıları olurdu. Ben, Orhan Veli’nin kucağından inmezdim. Bana şiirler okurdu. Hele, ağaç şiirinde kıkır kıkır gülerdim.

Ağaca bir taş attım

Düşmedi taşım

Taşım düşmedi.

Taşımı ağaç yedi

Ver ağaç taşımı

Taşımı isterim.

***Siz o zamanlar küçük bir kız çocuğuydunuz galiba? Ayrıca, babanızın bulunduğu bu edebiyat çevresinde başka şair ya da yazar var mıydı?

---Evet, beş yaşlarındaydım. Bizim evdeki toplantılara çok kişi gelirdi. Çoğu tanınmış sanatçılardı.

***Babanızın şiir ve edebiyatla ilgisi var mıydı? Şiirleri, öyküleri, sanatı ve  kitabı olup olmadığı hakkında bize bilgi verebilir misiniz?

---Babam çok güzel şiir yazardı. Anneme, o zamanki siyasilere yazdığı birçok şiiri var. Ben, 1980’de yayınlanan “Güneşin Battığı Yerde” adlı ilk kitabıma onun da şiirlerini koymuştum.

***Böyle bir geçmiş şiir ve edebiyat yolculuğundan sonra şiir ve edebiyat konusunda babanızdan etkilendiğiniz, ailenin desteklediği söylenebilir sanırım…

---Evet, ailem ve eşim. Eşim çok güzel keman çalar ve Türk Sanat Müziğini çok iyi bilir ve severdi mesleği olmamasına rağmen. Ve bizde o zamanın çok değerli sanatçı ve bestekârlarıyla beraber olurduk. Ben hep şiir yazmama rağmen, yazdığımı kimse bilmezdi.   

***Peki siz, ilk şiirinizi nerde ve ne zaman yazdınız anımsayabiliyor musunuz? Herhangi bir öyküsü var mı? 

---İlk şiirimi lise yıllarında yazdım ve Ankara’da bir şiir yarışmasında 1. Oldum. İlk şiirlerimden birini annem yırtmıştı galiba.

 

HAYAL PENCEREM

 

Odanın penceresi bize bakardı.

Önünde renk renk akşam sefaları.

Işığın bütün gece yanardı.

Ben hayalinde bulurdum sabahları.

                              ***

Dalları uzanırdı odana sarmaşıkların.

Kuş olup o dallara konmak isterdim.

Aşk şarkıları çalardın eski plakta.

Sanki bana bir şeyler ima ederdin.

                              ***

Gizlice bakışırdık zaman zaman

Yazılar yazardın camdaki buğulara

Kalbim dururdu seni görünce.

İsim veremezdim içimdeki duygulara.

                              ***

Sonra gittiniz… Camda ışıklar söndü.

Ayrılığı ilk senden öğrendim.

Ne dualar ettim geceler boyu.

Hayal pencereme geri dönmedin.

                              ***

Yıllar sonra geçtim evinizin önünden.

Geçmişte anılarda dolaştım.

Ne kadar büyümüşüz her şey değişmiş.

Gençliğimdin sen, hayal penceremde kaldın.

***Herhangi bir dergi, gazete vb. yayın ve sanat organlarında yayınlanan şiirleriniz oldu mu?

---Evet, oldu ama inanın şimdi çok hatırlamıyorum. Ama 1980-1990’larda çok şiirim yayınlandı.

***O zaman biz yine çocukluğa sığınılan bir güzel şiirinizi anımsayalım birlikte…

                                                                                                                                 

KORKUYORUM

Bu ara çalmayın kapımı açamam,

Koluna yetişmiyor boyum.

Dışarısı toz duman korkuyorum

Tek sığındığım yer çocukluğum…

***

Şarkılar söylüyorum kuşlarla,

Yanmamış ormanların koynunda uyuyorum.

Sakın çalmayın kapımı açamam

Dışarıda fırtınalar kopuyor duyuyorum…

***

İnsanlar büyümüş, dertler kocaman

Sığınağımda hırsı, kavgayı unutuyorum

Çalmayın kapımı beni affedin

Bırakın ne olur bende kalsın çocukluğum…

                                                           Cansın Erol

 

***Şiirin dışında öykü, deneme, roman vb. dallarda ürün vermenin yanı sıra; başka sanat dallarıyla ilgilendiniz mi?

---Resim ilgi alanım. Geçmiş tarihlerde İstanbul’da sergi de açtım. Ve evimin duvarlarını kendi resimlerim süslüyor.

***Kitaplarınız olduğunu biliyorum, bende de var… Toplam kaç kitap çıkardınız şimdiye kadar? 

---Yayınlanmış beş kitabım var. Bunlar: ”Güneşin Battığı Yerde” (1980), “Cansın Erol Şiirler” (1981), “Hayal Pencerem” (1996), “Can Sevmeyi Sevdi” (2000), “Cansın Erol Şiirler-Anılar-Hikâyeler” (2018)

 

*MÜZİK

***Şiirleri bestelenen biri olarak nasıl girdiniz müzik dünyasına? Bestelenen ilk şiiriniz hangisi oldu?

---Ben şiir yazdığımı yıllarca gizledim. Selahattin İçli ve eşi Pınar bir gün bize geldiler. Sehpanın üstünde şiir defterimi unutmuşum. Pınar, defteri görüp, şiirlerimi okumuş. En başta da, ‘Güneşin Battığı Yerde’ adlı şiirim vardı. Okumuş bunu, ‘kim yazdı’ dedi, şaşırdı. ‘Sen şiir mi yazıyorsun?’ dedi. Eşimi de tanıdığı için ağlamaya başladı. Selahattin Bey’e verdi. Arka sayfalarda “Hüzün”, “Sonbahar Vurgunu” adlı şiirler de var. Çok duygulandılar. Selahattin Hoca’m: ”Bu defter bende kalsın” dedi.  İnanın aklıma beste olacağı hiç gelmedi. Çünkü ben çoğunlukla serbest şiir yazarım. İki ay sonra, “Güneşin Battığı Yerde” adlı şiirimin bestesini bana verdi. Hiç aklımda yoktu. Çok duygulandım. Sonra arka arkaya diğer besteler çıktı. 1978’de eşimi kaybetmiştim. Çok üzgündüm. “Güneşin Battığı Yerde “ adlı şiirimi ona yazmıştım. Benim müzik dünyasına girmem tamamen aklıma hiç gelmeyen bir şanstır. Selâhattin İçli’dir beni sizlerle buluşturan. Eşimin kaybı en büyük travmamdır. Onun için şiirlerimde hep hüzün oldu.         

***”Selahattin İçli’nin bestelediği “Hüzün” adlı şiirinizin ezgisi kulaklarımızda, devam eden bazı şarkılarda da karamsarlık sürüyor. Tarz hâline mi geldi bu sizde?

---Bir akşam benim evde olan bir müzik toplantısında şarkılarım okunuyor. Hepsi çok değerli sanatçı olan dostlarım: ‘Cansın hep hüzünlü şiirler yazıyorsun. Artık biraz da neşeli şiirler yaz yeter artık’ dediler. Geç vakit veda edip gittiler. Birden, ‘Hoş geldin’ adlı şiir geldi, yazdım. Pınar’a telefon ettim. Yeni eve gelmişler. Bak dedim, neşeli şiir istediniz yazdım dedim, okudum. Selahattin Hoca’ma da dinletti. O da hemen ‘kâğıt, kalem alıp, geliyorum’ dedi ve yazdı. Ve bestelendi. Birçok da ödüller aldık şarkımızla.       

***Çok erken yaşta mutluluğunuzun yarım kaldığını biliyorum… Eşinize başka  şiirler de yazdınız mı?..

---İlk yazdıklarımın çoğu eşim Vural’a yazdığım şiirlerdir.  

***Serbest şiirlerinizin bestelenmesi dikkat çekici, bunun da örnekleri az… Sormak istediğim şu?.. Siz şiir mi yazıyorsunuz? Güfte mi? Şarkı sözümü? Ya da diğer bir deyişle… Şair misiniz? Güftekâr mı? Söz yazarı mı?

---Ben bestelensin diye hiç şiir yazmadım. Tesadüflerle buraya geldim. Yalnızca çocuklarımın, sevdiklerimin yanında üzülmesinler diye kendimi tuttuğum acılarımı duygularımı şiire döktüm. 

***Önceleri şarkı sözü deniyordu, şimdiyse söz… Senin, benim gibi insanların sıradan konuşmaları. Şunu sormak istiyorum… Her söz bir şiir midir? Şiir ile şarkı sözü arasında sizce bir fark var mıdır? Şarkı sözü şiirden ödün verme anlamına mı geliyor?

---Türk Sanat Müziğinde söz yoktur. Sanat Müziğinde şiir vardır. Söz sonradan Batı müziklerinin notalarının altına yazılan sözlerdir.

***Şiirlerinizi nasıl ve hangi ortamlarda yazarsınız?

---Yalnızca geldiği zaman yazarım. Şiir yazayım diye hiç kâğıt, kalem almadım elime.  

***Başka hangi besteciler tarafından şiirleriniz bestelendi? Kimler tarafından seslendirildi?

---Çok var, hepsini nasıl yazarım bilmem… Prof. Dr. Selahattin İçli’yi biliyorsunuz, ilk o besteledi şiirlerimi. Daha sonra; Rüştü Eriç, Semahat Özdenses, Zeynettin Maraş, Sabri Süha Ansen, Erdoğan Berker, Bilge Özgen, Fatih Erkoç, Nesrin Körükçü, Faruk Şahin, Alaaddin Pakyüz,  Cemil Altınbilek, Ahmet Ünal, Ünal Ensari ve İrfan Doğrusöz başta olmak üzere birçok bestekâr tarafından şiirlerim bestelendi.

***Sayısı elbette ki önemli değil ama ben yine de sormak isterim… Bu güne kadar kaç şiiriniz bestelendi? TRT repertuvarına girenlerle; albüm ve kasetlerde yer alanlar ne kadar oldu?

---Sayısını tam bilmiyorum ama sanırım 300 kadar var. TRT repertuvarında ise 150’ye yakın bestelenmiş eserim var.

***Bildiğim kadarıyla şiirleriniz bazı yarışmalarda ödüller de almakla birlikte bir de bir Eurovision olayı var değil mi?

---Evet 1983’te Ayşegül Aldinç’le, “Heyecan” adlı eserimizle Türkiye 3.’sü olmuştuk. Ahmet Özhan, Fatih Erkoç’la da Eurovision yarışmasına katıldık.  Yirmiden fazla da çeşitli ödüllerimiz var. “Öğretmenim” adlı çocuk şarkımız da Kültür Bakanlığı’ndan ödüllü. Ve hâlen Milli Eğitim Bakanlığı orta öğrenim müzik kitaplarında var.    

***Ödüllerin sanatçıya katkısı hakkında neler demek istersiniz?

---Ödüller sanatçıya moraldir. Ama ben hiçbir şiirimi yarışmaya göndermedim. Ama şarkılarımızdan çok ödüllerimiz var.

***Kitabınızda bazı şiirlerinizi bestelediğinizi gördüm… Bu konuda neler demek istersiniz? Müzik eğitimi de aldınız mı?

---Evet, beste çalışmam 5 tane…  Güftesi de bana ait olan “Sana Evet Sevgilim” adlı bestem denetimden geçti. İkincisi olan, “Gözlerin Sevgi Dolu” adlı bestemi de yeni gönderdim. 

***Güftekâr mı yok? Bestekâr mı yok? Duygu mu yok?... Sizce neden, Türk Sanat Müziği’nde eskisi gibi dile düşen şarkılar artık bestelenmiyor? Bunun bir nedeni var mı? Olumsuzluklar varsa eğer, ortadan kaldırmak için yapılacak herhangi bir şey var mı?

---Televizyonlar, radyolar neyi çalarsa devamlı o kulakta kalıyor. Bizim birçok eserimiz 40 yıldır çalıyor. Galiba biraz şiir, beste enflasyonu var ve eserler kalıcı olamıyor.  

***Genel bir soru… Günümüzün şiiri ve müziği hakkında neler düşünüyorsunuz? İyi bir yerde miyiz?

---Çok güzel yazanlar, besteleyenler var. Ama şiir ve beste çokluğu da var. Herkes yapıyor ama kalıcı olamıyor. Veya gerekli yerlere ulaşamıyorlar. Çok dijital olduk. Duygular farklılaştı.

***Araya onlarca yıl giren dünle bugünün şiirini, müziğini karşılaştırdığımızda nasıl bir sonuca varıyorsunuz?

---Bizim devrimiz romantik çağdı. O duygular çok azaldı. Bilmiyorum bana mı böyle geliyor.  

***Türk Sanat Müziği öldü diyenlere nasıl bir yanıt vermeliyiz?.. 

---Türk Sanat Müziği ölmez.

***Telif hakkı olarak emeğinizin karşılığını alabiliyor musunuz?

---Türkiye’de sanatın değeri maalesef gerektiği yerde değil. Televizyonlar, iletişim verileri gerektiği gibi değil.

***Bir şairin, yazarın, sanatçının olmazsa olmazı olan üç şeyi önem sıralamasına göre sıralayabilir misiniz?

---Çok okumuş olması; sevgi, duygu, samimiyet.

***Sanatta yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey oldu mu?

---Ben şanslı biriyim. Hiç aklıma gelmeyen güzellikleri, dostlukları ve sanatı yaşadım. Ben mutluyum. 

***Bundan sonrası için sanatsal anlamda neler yapmayı düşünüyorsunuz?

---Çizgimde devam etmek…

***Şiir, müzik vb. sanatsal konularda yararlandığınız, etkilendiğiniz, örnek aldığınız ustalar oldu mu? Ayrıca beğendiğiniz şair, yazar ve sanatçılar kimlerdir. 

---Şiirde Orhan Veli, Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, Özdemir Asaf, Oktay Rıfat, Can Yücel, Ahmet Haşim, Attila İlhan, Mevlana vs. Kerime Nadir, Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Yaşar Kemal, Dostoyevski, Tolstoy, Edgar Allan Poe. Ayrıca, çok okudum. Her tür sanatla ilgilendim. Ve hep öğreniyorum. Okuduğum her kitap, sanatçıdan yararlandım. Onların ışığında kendi stilimi buldum.

---Genç şair ya da güfte yazarlarına söylemek istediğiniz bir şey var mı?

--- Sanata saygı, gerçek ve samimi olmak ve oldum demeden kendini geliştirmek.

***Görüşmemiz için zaman ayırmanız nedeniyle teşekkür ederim. Dilerseniz sizin bir şiirinizle tamamlayalım konuşmamızı.

---Neden olmasın… Ayrıca ben de size röportaj için teşekkür ederim.

 

MERHABAN DEĞİLMİYDİM?

 

Ben senin merhaban değil miydim? 

Sen, hüzünlü dünyamın günaydını

Ben senin gönlünün bütünü, ışığı;

Sen değil miydin yârim, arkadaşım?

Sevginin damağımdaki tadı.

***

Biz bir bütündük yarımların arasında

Sonbaharda yaz güneşi yarattık.

Şimdi suskun şarkılar, sözler kırgın.

Sen ve ben bir kuru vedaya kaldık.  

***

Ben senin merhaban değil miydim? 

Sen, hüzünlü sabahlarımın günaydını

 

                                             Cansın Erol

 

 

 

 



YAZARLAR

  • Cuma 16 ° / 8.8 ° kırık bulutlar
  • Cumartesi 18.1 ° / 11.1 ° kırık bulutlar
  • Pazar 19.5 ° / 10.8 ° kırık bulutlar
  • BIST 100

    1.907%1,41
  • DOLAR

    13,6382% -0,18
  • EURO

    15,4223% -0,56
  • GRAM ALTIN

    768,98% -1,30
  • Ç. ALTIN

    1268,817% -1,30