Cumali KARATAŞ


SANAT KİTAPLARLA SOLUK ALDI…   

KİTAPLAR ZİNCİRLERİNİ KIRDI


          “Varlık”, “Söylem” ve “Yeni Adana”da yayınlanan şiirleri “Bostan Arkası Sokak” adıyla kitaplaşan Adanalı hukukçu Şahin Vural Atal, pandemi sürecinin son bulmasıyla Yaşar Kemal Kültür Merkezi ile Seyhan Oteli’nde gerçekleştirilen Adana Baro Başkanlığı kongresindeki imza gününde gerçekleştirdiği imza gününde, Özgün Yayınları’ndan birlikte çıkan diğer iki kitap olan Ahmet Mirdoğan’ın “Karanfile Bakmak” ile Ö. Kaplan Kozanoğlu’nun “Başka Şiir” adlı kitaplar da okurla buluştu. “Harputlu iki şair…” olarak edebiyat ve müzik tarihine geçen, Çeribaşı Mustafa Âsım ile “Olaydı Yâr Olaydı” adlı türkünün güfte, beste ve yorumcusu Çeribaşızâde Ali Bey’in de (Serseri Ali) ataları olduğu Şahin Vural Atal’ın bazı şiirleri de bestelenmiştir.

 

                                                                                        

Yaşandığı gibi, bir yılı aşkın bir süredir, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaşamın her alanını olumsuzluğuyla etki altına alan ölümcül koronanın yapılan aşılarla önünün kesilmeye başladığı şu günlerde yaşam nefes almaya başladı. Üretim, ticari ve iş hayatının sekteye uğradığı söz konusu pandemi sürecinin başta aşı olmak üzere yoğunlaşan aşı yapılmasıyla birlikte toplum yarasını sarıp, alınan önlemlerle birlikte yeniden hayata sarılırken, ara verilen sanatsal etkinliklere de devam edilmeye başlandı.

Bu sanatsal etkinliklerden biri de yaklaşık bir yıldan beri imza gününü bekleyen Özgün Yayınları kitaplarıydı… Şahin Vural Atal’ın “Bostan Arkası Sokak”, (merhum) Ahmet Mirdoğan’ın “Karanfile Bakmak” ve Ö. Kaplan Kozanoğlu’nun “Başka Şiir” adlı kitaplarıydı. Ö. Kaplan Ko0zanoğlu, imza gününe gelememiş, arkadaşı Şahin Vural Atal tarafından şiir kitabı edebiyata kazandırılan hukukçu Ahmet Mirdoğan ise 2016 yılında yaşama veda ettiğinden ilk kitabını görememişti. Öyle de olsa, Özgün Yayınları’nın düzenlediği imza gününde Şahin Vural Atal, “Bostan Arkası Sokak” adlı şiir kitabını imzalarken, “Karanfile Bakmak” ile “Başka Şiir” adlı şiir kitapları da okurlara ulaştı.

10 Temmuz/11 Temmuz Cumartesi ve Pazar günlerinde Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi ile Seyhan Oteli’nde Adana Baro Başkanlığı seçimi nedeniyle düzenlenen kongrede hukukçu Şahin Vural Atal’ın imza gününde Adanalı hukukçular şiir kitabına ilgisiz değillerdi. Bazı yerlerde, bazı zamanlarda kitap almanın da bir usulü, raconu vardı. Hukukçuların bir okur olarak buna uyduğu görülüyordu. 

Adana Baro Başkanlığı kongresini ve imza gününü ziyaret edenlerden biri de Seyhan Belediye Başkanı Sayın Akif Kemal Akay ile Seyhan Belediye Başkanı Yardımcısı Rukiye Çinkılıç’tı. Sanata, kültüre, kitaba duyarsız kalmayan başkan Akay’ın şiiri sevdiği de görülüyor.

“Varlık”, “Söylem” ve “Yeni Adana”da yayınlanan şiirleri “Bostan Arkası Sokak” adıyla kitaplaşan Adanalı hukukçu Şahin Vural Atal, pandemi sürecinin son bulmasıyla Yaşar Kemal Kültür Merkezi ile Seyhan Oteli’nde gerçekleştirilen Adana Baro Başkanlığı kongresindeki imza gününde gerçekleştirdiği imza gününde, Özgün Yayınları’ndan birlikte çıkan diğer iki kitap olan Ahmet Mirdoğan’ın “Karanfile Bakmak” ile Ö. Kaplan Kozanoğlu’nun “Başka Şiir” adlı kitaplar da okurla buluştu. “Harputlu iki şair…” olarak edebiyat ve müzik tarihine geçen, Çeribaşı Mustafa Âsım ile “Olaydı Yâr Olaydı” adlı türkünün güfte, beste ve yorumcusu Çeribaşızâde Ali Bey’in de (Serseri Ali) torunu olan Şahin Vural Atal’ın bazı şiirleri de bestelenmiştir.

 

*ÖNCE AHMET MİRDOĞAN

Önce Ahmet Mirdoğan, çünkü çok istediği şiir kitabını göremeden 2016 yılında aramızdan ayrılmış. Ama onun vasiyet gibi dileğini kendisi gibi hukukçu olan çocukluk ve okul arkadaşı Şahin Vural Atal ile Özgün Yayınları gerçekleştirerek edebiyata kazandırmış. Böyle olunca da bu saygı mesafesine biz de olumlu yaklaşalım istedik.

Ahmet Mirdoğan ile Söylem dergisinin Nevzat Çelik özel sayısında tanışmıştık. Sanırım 2012/2013 yılları olabilir. Etkinlik için İstanbul’dan gelmişti. Ankara ve İzmir’den gelen arkadaşlar da vardı. İşte o bir-iki günlük sürede kendisiyle konuşmalarımız olmuştu. Kitaba doğru gidiyordu Ahmet Mirdoğan. Demek ki aradan çok geçmeden aramızdan ayrılmış.

Şahin Vural Atal ile Ahmet Mirdoğan (1943) Ceyhan Ortaokulu’nda birlikte okumuşlar. Yenises’de şiirleri yayınlanmış. O dönemlerin birçok Adana Erkek Liselileri gibi lise yıllarda şiir serüvenini yaşamışlar. “Mum Işığı” adlı duvar gazetesindeki şiir heyecanları, şiir aşkları okul çıkışında da, İstanbul’a gidişlerinde de devam etmiş. “Varlık”, “Yeni Ufuklar” ve “İmece” gibi iz bırakan edebiyat dergilerinde şiirleri yayınlanmış. Heykel, fotoğraf ve deri üzerine Atatürk portresi yapıp, çeşitli kentlerde sergiler açmış Ahmet Mirdoğan SGK müfettişliğinden emekli olarak İstanbul’da yaşamını sürdürmüş.  

            “Şiiri, insanları, denizi, martıları, gökyüzünü sevdiğini” söyler oğul;  “memleketini hep beklediğini, bahar gelmesini dağlarına…” Ahmed Arif’i de selamlayarak… “filmleri sevdi, lunaparkları, kitapları, resimleri, heykelleri” der.  Ekler: ”çocukları da… en çok da beni…”

çocukları çok sevmişimdir

yıldızları tek tek okşar gibi

ama büyüdüklerinde hiç değil

bize benziyorlar giderek çünkü

öfkeleri, sıkıntıları, elleri, ayakları

çocukları ben anlatmamalıyım

beni onlar size anlatmalı (s.8)

Sürer şiir: ”kadınları, rakıları, dost muhabbetlerini…”

bal tutan parmaklardan değildi onlar

tafra satan, gerdan kıran

kolay yaşamaların ağuşunda

can yakan, yan bakan olmadılar

 

*ŞAHİN VURAL ATAL

Sînemde bir tutuşmuş yanmış ocağ olaydı

Zülfün karanlığında bezme çerağ olaydı

Olaydı yâr olaydı yâr bâde dolduraydı

Şu benim gönlümö için nizam icâd olaydı

            Şahin Vural Atal’ın dedesinin ağabeyi olan Serseri Ali’yi anarak, sanırız uşak makamında olan  “Olaydı Yâr Olaydı” gibi bir türkü klasiği ile girmek istedim bu bölüme. Mustafa Asım ile onun ağabeyi olan Çeribaşızâde Ali (Serseri Ali) Harput edebiyat ve müzik tarihine giren, adlarına kitap yayınlanan önemli isimler. Mustafa Asım ayrıca Mersin’de jandarma albayı olarak görev alıp, Çukurova edebiyatına da katkılar sağlayan bir şair. Onu da anmamak sanırım haksızlık olur…

Mustafa Âsım´ın Mersin´den Adana´da bir muhibb-i sâdıkına yazdığı şiirli mektup…

1-Mevsim köhne bahâr oldu gülü reyhânın

   Verir elbette temâşâsı safâ Seyhân´ın

2-Gönül ister, gele ol semte, ayak bağlar var

   Zâhiren yoksa da manen ârâda dağlar var 

3-Bir de ailesi çok ailemiz yayladan

   Geldiler, kurtularak sîlte-i vâveylâdan

4-Şimdi ahrârları erzak-ı şitâ bahsinde  

   Ekle şâyan olacak cinsi de yok Mersin´de

5-Ya´ni bulgurluğa layık görünen hıntadan

   Vâr imiş belde-i Seyhân´da güzel hıntadan

6-Kaynatılmış dahi olsa bulgurun

   Daha memnûn oluruz hazırına uygunun

7-Altı ölçek kadar olsa kâfidir

   Döğmelik de iki ölçek vâfidir

8-Kaç kuruş tutarsa akçeyi takdîm edeyim

    Emr ü iş´ar ediniz yerine teslim edeyim  (s.205 

                                                             (1316/1900)

Mustafa Âsım

 

Şahin Vural Atal, şiir konusunda yazınsal yönden genetik bir bağa sahip. Ellilerde daha bir çocukken başladığı şiiri, 1960/65’lerde bir yerlere getiriyor; “Varlık”, “Yeni Ufuklar” gibi ülke çapında saygın ve nitelikli dergilere taşıyor. “Varlık”da yayınlanan “Bostan arkası Sokak” şiiri de aynı adla kitaplaşıyor geçtiğimiz yıl. Dergilerde, kitaplarda şair ve yazar arayan bir yazar olarak, söyleşi dahil, çalışmamız da olmuştu geçen yıl. Ama o gün için yapamadığımız, bugüne bıraktığımız bir şeyler de vardı. Ve bu gün konuya girdiğimizde, daha önceden kaldığımız yere dönmek adına ona alıcı gözle kitabını sorduğumuzda:” Altmış yıllık şiir geçmişim hayat tanıklığımın yansımaları…” olduğunu belirtip; insan ve toplum, eğitim, fırsat eşitliği ve kadın konularına eleştiri getirdiğini söylemişti. “Başka kitap…” dediğimizde de, bir hukukçu olarak anılarını yazmaya başladığından da söz etmişti.  Bu gün de buna, eğer bir fırsatını bulursa, dedesi Mustafa Asım’ın aruzla yazdığı şiirlerini günümüz Türkçesine çevirtmek istediğini söylüyordu. İkinci şiir kitabını çıkartmayı ya da genişletilmiş ikinci baskıyı da düşünüyordu.  

 Şiire Adana Erkek Lisesi’ndeki ilk yılında başlamıştı. Edebiyat öğretmeni Mehmet Ali Gül’ün de katkısı vardı bunda. 1960’ın Temmuz’unda da “Tren Kalkarken” adlı ilk şiirini yazmıştı. “Kelimeler şiirin hamalıdır…” diyordu. Ziya Paşa Tiyatrosu’nda amatör olarak da oynamıştı. (1962-63) Şair derken; “sevgi… Doğayı, insanları, kendini sevecek, cesur ve aydın olacak, duygu ve düşüncelerinden korkmayacak.” Diyordu. Namık Kemal, Mehmet Akif, Nâzım, Orhan Veli, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Muzaffer İzgü, Ataol Behramoğlu, Ahmet Miroğlu, Metin Akpınar, Zeki Alasya ve Yıldız Kenter gibi şairi yazar ve sanatçıları beğeniyordu. "Şiir yazabilmek için bol bol kitap okuyacaklar, baktıklarını görecekler.” Diyordu gençler için. Bugün, kitabı hakkındaki duygu ve düşüncelerini sorduğumda, “Duygu ve düşüncelerimi kitabım kanalıyla paylaşmak beni mutlu etti. Çocuklarıma ve torunlarıma bırakabileceğim en büyük mirasımın bu olduğuna inanıyorum.” diyordu.  Şiir yazdığında da çok mutlu oluyordu. Okurun kitaptan geri durduğunun da farkındaydı. “Halkevleri döneminde böyle miydi? diyordu…

 



YAZARLAR

  • Salı 25.8 ° / 12.8 ° kırık bulutlar
  • Çarşamba 26.4 ° / 15.6 ° kırık bulutlar
  • Perşembe 28.8 ° / 16.9 ° Bulutlar
  • BIST 100

    1.509%1,09
  • DOLAR

    9,5418% -0,45
  • EURO

    11,0717% -0,59
  • GRAM ALTIN

    549,41% -1,35
  • Ç. ALTIN

    906,5265% -1,35