Selim Savaş Karakaş


Her Uzvum Gökkuşağı

Her Uzvum Gökkuşağı


Hoşgörü ve tevazuunun kırılmış lambaları, hasretin alaca kıyısındayım. Ateş böcekleri ile dolu bir şiir tutuyor gözlerimden, dokunsan ağlayacağım. Şiirin şuuruna yürüsem her yol gül açıyor, melekler saçlarını tarıyor mısralarımda. Gülümseyen bu mısralar zamana aykırı. Senin yarattığın merhametsizliğin etik çöküşü yuvası bozulan kırlangıçlara ve açıkta kalan tüysüz yavrulara kan kusturuyor.

Çıkmazındayım ruhumu çevreleyen dağların. Yazılarımı ve şiirlerimi nasıl alevlendirdiğini hayal bile edemezsin melodim, beni sen yarattın. Gökyüzünün beşiğine bıraktım kendimi, her uzvum gökkuşağı. Bir küçük bakış darbenle destanlar yazarım. Başımı geceye dayadım, üşüyor aynalarda sabahım.

Ölünceye kadar tek bir kelimeyim; güven! Maske takmayı sevmiyorum. Mevlana sözü dilimde: “Her yerde olmak gibi bir duan varsa gönüllere gir; çünkü sevenler, sevdiklerini gönüllerinde taşırlar.”

Ve ekliyor Mevlana: Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene, kabahati ne güneşte ne de ayda ara! Gözlerindeki perdeyi arala!

Hoşgörü ve tevazuu sizlere ömür.

Merhamette güneş gibi ol;

Cömertlikte akarsu gibi ol;

Tevazuda toprak gibi ol;

Ayıpları, kusurları örtmekte gece gibi ol.

Neden bilmiyorum dualar sağır ve dilsiz. Kanatları kırılmış belli ki. En küçük yalan bile koca bir ırmağı kurutur. Toprak çatlar susuzluktan. Ben Dedem Korkut’a sığındım. Onur ve erdemin zamansız ismi.

Ali Şîr Nevâî, onun Türk milleti arasında büyük bir yeri olduğunu, kendisinden yüzlerce yıl önceki ve sonraki birçok şeyi haber verdiğini söyler. Dede Korkut eserde genellikle ozan olarak karşımıza çıkar. Şamanizm kökenli bir menkıbeye göre Korkut adlı bir şaman, diğer şaman adaylarına kopuz çalmayı ve türkü söylemeyi öğretmiştir.

Hoşgörünün ve tevazuunun görsel halidir. Dede Korkut hikâyeleri Türk ahlâk ve törelerinin, inançlarının, kahramanlıklarının otantik olarak anlatıldığı nadide bir eserdir.

Dede Korkut Kitabı’nda Türklerin, kaynağı Hunlara kadar uzanan devlet teşkilâtının izleri bulunmaktadır. Eserde Oğuzlar ’da ve genel olarak Türkmenler ’de sıkı sıkıya riayet edilen teşrifat kurallarının var olduğu görülür. Bu hikâyelerde kadına da büyük değer verilir. Toplumda en yüksek mevki kadına aittir. Günümüzdeki kadını küçük gören, hor gören zihniyet nerenin kültürüdür? Bizim olmadığı kesin! Âşık edebiyatımızın en büyük virtüözlerinden biri olan Neşat Ertaş: “Kadınlar insandır, biz insanoğlu.” Sözünün derinliği kültürümüzü yansıtmaktadır.

Bu şekil değiştiren şehrin ve değişen kültürümüzün yüzü hazan gibi düştü gönlüme. Kadına saygı duymayanı adam yerine alma gitsin. Ne yazık ki her gün daha da geriye, yoksulluğa, kine, öfkeye doğru açılıyor ufuklar. Tanımadığım, daha önceden hiç görmediğim bu tipler ne zaman, nasıl doldurdu sokaklarımızı?

Neden bilmiyorum, dualar sağır ve dilsiz. Kanatları kırılmış belli ki. Oysa maskesizim ve her uzvum bir gökkuşağı. Çığlık çığlığa hüzün yıldırım gibi yokluyor evleri, aç karnına yatağına giren bebekleri. İnsan ne için yaşar, acılar ve yoksulluk sadece bize mi düşer usta?

Yaralı gözlerin değmedikten sonra evime barkıma

Dört mevsimin de bahar olsa ne yazar olmasa ne...?

Kırdım yalan söyleyen tüm yağmurları

Bahçeme uzanmasın sesindeki kıvılcım.

Ve gözlerimin yüreğinden kopardığın yapraklar

Eski bir ummanda mürekkebi solan ömür

Kaşıdıkça aklını nefesini tut

Bitiremediğim tek kitapsın unutulmayan tek şiir!

Var mıydın, gerçek miydin...?

Ölünceye kadar tek bir cümleyim ben, içim dışım şeffaf. Sert rüzgârların önünde eğilen başaklar gibi değilim. Rüzgârlar ancak saçlarımı tarar. Ölünceye kadar tek cümleyim: “Hakkın yanında çağlayan selim, ben cumhuriyetim!”


YAZARLAR

  • Pazartesi 32 ° / 15.2 ° Günesli
  • Salı 33.9 ° / 17 ° Günesli
  • Çarşamba 32.5 ° / 15.8 ° Günesli
  • BIST 100

    5.093%-0,83
  • DOLAR

    19,3546% 0,19
  • EURO

    21,2918% -0,29
  • GRAM ALTIN

    1.247,8% -1,62
  • Ç. ALTIN

    2058,87% -1,62