(DEFTER) Büyükelçi Hasan Sevilir AŞAN


HARİCİYEYE SİYASET TAHRİBATI

‘’Diğer Bakanlık ve kuruluş temsilciliklerine ilave görevler yüklenerek paralel yapılanma başlatılıyordu.Dışişleri engeli ancak böyle aşılacaktı.Büyükelçiliklerin hareket alanı daraltılıp, etkisizleştirilirken görevleridiplomatik temsile indirgeniyordu’’


Yaklaşık 20 yıl kadar önce ‘’milletin iradesi’’ her şeye kadirdir dayatması ile devletdengeve değerlerine el koymalarbaşlamıştı.

Çoğunlukçu dayatma, ‘’ben seçildim, halkın iradesini temsil ediyorum, istediğimi yaparım’’ şeklinde mutlak hâkimiyetini adım adım kurdu.

Dokunanın, itiraz edenin ateşle imtihan edildiği bir dönemdi.

Diğer devlet kurumlarında olduğu gibi,yüzlerce yıllık Hariciye yapılanmasıda bundan nasibini alıyor, zafiyete uğratılan statükoyaparalel zihniyet enjekte ediliyordu.

Liyakat ve mesleki birikime dayanan yapısı ile her dönemde siyaset dışı kalabilmiş Dışişlerinin iç politikaya muhatap edilmesi,dış ilişkileri siyasi tercihlerle renk değiştiren istikrarsızlığataşımaktaydı.

Dışişleri Bakanlığımız bugün diğer devlet birimlerinde olduğugibi kurumsal erime içindedir.

CUMHURİYET DİPLOMASİSİ

Oysa Türk Hariciyesi, diplomasi deneyimi ve meşakkat dolu başarıları ile yedi düveli imrendiren bir kurum olagelmişti.

İyi yetişmiş kadrolarla uluslararası arenada önde gelen diplomasi performansı her dönemde takdir kazanmıştı.

Atatürk ve ekibinin uluslararası ve bölgesel gelişmeleri, zaman ve zemini iyi değerlendirerek gerçekleştirdiği diplomatik atakları,güce başvurmadan arzulanan sonuçlara nasıl ulaşılacağını kanıtlıyordu.

Genç Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün dirayetli stratejisi ve istikrarlı dış politika manevraları ile Lozan’la başlayıp, Montreux ve Hatay’ın anavatana katılması ile devam eden diplomatik zaferlerkazanmıştı.

Kolay erişilemeyecek bu saygın konum esasında kökleri yüzlerce yıllık devlet geleneğimizden beslenmiş olan bir Cumhuriyet dönemi başarısıydı.

FETÖ

Devlet düzenini ele geçirme peşindeki FETÖ yapılanması, siyasi erkin de gözünü boyayarak, yeniden yapılanma, açılım gibi kulağa hoş gelen söylemlerle Bakanlık yönetimine adım adım yerleşmişti.

İlk başlarda görmezden gelinip suskun kalınan, devletin kurumsal bütünlüğünü zedeleyip ulusal güvenlik sorunu yaratan bu gidişata ancak 15 Temmuz sonrasında resmi tepki verilebilmişti. Sisteme sızan unsurlar halen süregiden operasyonlarla ayıklanmaya çalışılmakta.

BAŞKANLIK

Dışişlerinde açılan FETÖ gedikleri henüz kapatılırken Başkanlık sistemine geçiş ayarları da kurumsal yapının özüne dokunmaya devam etti.

Başkanlık ile Bakanlık kadroları arasındaki görev ve yetki belirsizliğinin yol açtığı boşluk, diplomasinin kendine özgü işleyişine yapılan müdahaleler Hariciye geleneğini bozduğu gibi dış politika tuzaklarından sakınma refleksini de yok etmiştir.

Bu bağlamda Dışişleri mesaisinin diplomasi ehliyeti olmayan Külliye tahakkümünden arındırılması önem kazanmaktadır.

TUHAF İŞLER

Ülke olarak bir 10 yıl kadar yaşadığımız tuhaf dönemde, devlet yönetimi, hükümet icraatları, bürokrasi, askeri yapı ve kuvvetler ayrılığı dengelerinde hiç görmediğimiz, duymadığımız ancak alışmamız gerektiği empoze edilen gelişmelere tanık olduk.

Kanlı 15 Temmuz kalkışmasıyla sonlanan bu dönemin benzer taktiklerle partili başkanlık iktidarında da devam ettiği görülmekte.

Hariciye yapılanması ilkinde içeriden ele geçirilmeye çalışılırken, ikincisinde ilaveten dışarıdan yönetilmeye de başlandı.

Siyasi Bakan Yardımcılığı ile başlayan uygulamanın dışarıdan üst düzey kritik atamalarla desteklenmesi ileBakanlık bir anlamdaKülliye danışmanlarıyla partizan ellere teslim ediliyordu.

Diplomasinin kendine özgüişleyişine Bakanlık dışından yapılan müdahalelerin yanı sıra siyaseten tartışmalı şahısların Büyükelçi olarak atanması ve hariciye deneyimi olmayan dışarıdan üst yönetim oluşturma tercihi, dış politika tuzaklarından sakınma refleksini azaltmaktaydı.

ÇOK BAŞLILIK

FETÖ döneminde, Büyükelçiliklere bağlı diğer Bakanlık ve kurum temsilciliklerineilave görevler yüklenerekparalel yapılanma başlatılmıştı.

Bir türlü aşılamayan inatçı Hariciye yapılanması ancak bu şekilde bypass edilebilecekti.

İç siyasi ihtirasların dışarıdaki kurumsaltemsilcileri çok geçmeden Büyükelçilikleri atlatarak başına buyruk oransız faaliyetler yürütüyor, ev sahibi ülke makamlarını da şaşırtançok başlı bir Türkiye intibaı yaratıyordu.

Bakanlık, dış ilişkiler deneyimi olmayan liyakatsiz ellerde kabuk değiştirmeye zorlanırken, Büyükelçilikle uyum içindeçalışmakta olanmüşavirlikler, ataşelikler, TİKA ve Yunus Emre kuruluşları bir merkezden düğmeye basılmışçasına başına buyruk özerk mesailere başlıyordu.

TİKA,ekonomik ilişkileri sahiplenirken, Yunus Emre Enstitüsü kültür ve tanıtım bizde demekteydi. MİT ikili siyasi ilişkiler yelpazesini genişletiyor, diğer bakanlık temsilcilikleri de başına buyruklaşıyordu. Dış temsilcilikleri varsa Kızılay ve FETÖ sonrası kurulan Maarif de eşgüdümü Büyükelçilik uhdesindeki konuları yine biz kendimiz yaparız havasında yürütmekteydi.

BaşlardaAskeri Ataşelikler de Büyükelçilikler gibi sessizleştirilmişti.Askerlerin 30 Ağustos Zafer Bayramı resepsiyonunaev sahipliğine son verilmesi bu döneme rastlar.

Büyükelçiliklerin diplomatik hareket alanları daraltılıp, etkisizleştirilirken, görevleri protokoler temsile indirgeniyordu.

Dışişleri yapılanmasının siyasete oyuncak edildiği, ulusal güvenlik sorunu haline gelen butahripkar dönemlere ilişkin tespitlerimiz ayrıca paylaşacaktır.


YAZARLAR

  • Salı 19.8 ° / 12.3 ° Orta kuvvetli yagmurlu
  • Çarşamba 17.8 ° / 7.5 ° Orta kuvvetli yagmurlu
  • Perşembe 14.1 ° / 4 ° Günesli
  • BIST 100

    4.954%-0,88
  • DOLAR

    19,1101% 0,12
  • EURO

    20,6833% 0,31
  • GRAM ALTIN

    1.199,5% -0,11
  • Ç. ALTIN

    1979,175% -0,11