YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Nursel DURUEL..

Söyleşi: Gül PARLAK

Deneme: ŞAHİN TAŞ

Levent Karataş

Söyleşi: Bayram Sarı

2021 Dünya Öykü Günü Bildirisi

GÜLSER KUT-ARAT : 68 ve 78 KUŞAĞINDA AŞKA VE CİNSELLİĞE FEMİNİST BAKIŞ AÇILARI.

Öykü: Tayfun AK

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Şükrü ERBAŞ...

Öykü: Recep NAS

ŞİİR: NİHAT ZİYALAN - BALIKLAMA

Öykü: İlknur GÜNEYLİOĞLU - TÜRKİYE HARİKALAR DİYARINDA

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: YEKTA KOPAN...

Öykü: Ayten KAYA GÖRGÜN - KİMİNLE KONUŞTUĞUNU ANLADIM

M. Şehmus Güzel’den Ücretsiz E-kitap Uygulaması

Dilvin Yasa: Neden Ebeveynlerimizin Ölümlü Olduklarını Kabullenemiyoruz?

İlkay TUNA : MÜBADELE GERÇEĞİ ÇERÇEVESİNDE AREV ROMANI

DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Nemika Tuğcu        

KÜÇEREKLER, EPİZODLAR, ANLAR: Levent KARATAŞ

ÖYKÜ: SENGIIN ERDENE (RAHİME SARIÇELİK ÇEVİRİSİYLE)

Öykü: Buket DÜZGEN

Öykü: Ayten KAYA GÖRGÜN - KİMİNLE KONUŞTUĞUNU ANLADIM

Afrasını tafrasını görseniz, iki gündür kaşlarını yıkışını, bu adam bu kadına kim bilir ne yaptı, canını nasıl yaktı dersiniz.

İçmeyi seviyorum o da benden aşağı değil, iyi içer. Keyfim yerindeyse vücudunun en güzel en yuvarlak yeri kalçalarına yalandan bir tokat indirip hadi iki salla derim. Zilli bilir güzel salladığını, ikiletmez. Hemen telefonundan oynayacağı müziği açar, her seferinde gidip giyinmezse bile beceriyle tişörtünü memelerinin altında toplayıp düğüm atar.  Bembeyaz göbeği açıkta sağa sola titrer durur. Bana mısın diyen dansöze taş çıkartır.

Ben bir de futbol severim. Oynamayı değil, ekran karşısında elimde biram izlemektir keyfim. Fenerbahçeliyim. Yaz akşamları rakıdan çok buz gibi biradır futbola yakışan. Mutfakta ekranın karşısına kuruldum, az sonra maç başlayacak, zulam tamam. Biraları dolaba öğlenden yerleştirdim. Sibel içeride ütü yapıyor. Şimdi bir hafta boyunca ne giyeceğini tek tek hazırlayıp takısına varana dek dolaba yerleştirir. Ütüyü bitirdiğinde o da gelir, bakar ki ben maç izliyorum doğruca elinde birası balkona çıkar. Maç izlerken bana pek bulaşmaz.

Sibel ütüyü bitirip söylenerek geldiğinde birinci yarı yeni bitmişti. Bizimkiler bir sıfır öndeydi, keyifle “Sana bira açayım mı” diye sorunca hemen karşıma oturdu. Yorulmuş,  ütünün sıcaklığı daha da bunaltmış. On dakikada şişeyi devirdi. İkinciyi yarıladığında maç başlamıştı. Ne zaman gitti, nereye gitti, balkona mı çıktı anlamadım bir ara baktım ki yok. Zaten altmış ikinci dakikada gol yiyince ben de takım da dağılıverdik.

Sibel balkona çıkmamış. Oyuncu değişikliği yapana da kaleciye de söverken, Sibel birden mutfak kapısında belirdi. Hem de ne belirme!

Az önce sıcaktan, yorgunluktan söylenen o değilmiş gibi gitmiş erinmeden mini eteğini kıçına geçirmiş. Ayağında yüksek topukluları, üstünde memelerinin yarsını açıkta bırakan kırmızı bustiyer. Sen ne ara hazırlandın, makyaj bile yapmış.  Bunların hepsini gözümü ekrandan ayırmadan gördüm. Eşikte durup sol tarafını kapının iskeletine yaslamış oradan öğlece değil gözlerini kısıp dudaklarını büzerek bakıyor. Bir ara yüzüne “Ne var” der gibi baktım, “Hazır mısın?” dedi. Şaşırdım, “Neye” dedim. Birden oynamaya başladı hem de kulağına müzik gelir gibi. O ekranı kapadıkça sağından solundan görmeye çalıştım. Baktım oynaması bitmiyor etrafımda dönüyor, gerdan kırıyor, Kırmızı boyalı dolgun dudakları büzülüp büzülüp yayılıyor. Vay canına neredeyse ikinci golü yiyecektik. Yerimden fırlamamla oturmam bir oldu. Sibel etrafımda döndükçe kaldırıp bira şişesini kafasına geçirmemek için kendimi zor tuttum. Geldi önümde eğildi eğildi, yalandan alnına bir öpücük kondurdum. Kaçıncı birayı açtım bilmiyorum. En son baktığımda Sibel kan ter içinde şekilden şekle giriyordu sonra kendini yere attı. Tuhaf sesler çıkarmaya başladı, kare fayansların üzerinde yılan gibi kıvrılıp yattığı yerden karnını titretiyordu. Allah kahretsin maç berabere bitti.

Sibel’i yerden kaldırdım, sırtı ter içindeydi. Koluna girip yatak odasına doğru neredeyse sürükledim. Sarhoş gibi hala oynuyordu. Yatağa uzattım, ayakkabılarını, eteğini çıkardım. Sırtına güzelce havlu yerleştirdim. Pikeyi üstüne örttüm, iyi geceler aşkım deyip ışığı kapattım. Arkamdan bir gürültü koptu galiba üst kattan geldi deyip aldırmadım.

Bir bira daha açıp yorumları izlemeye başladım. Yorumcu şeytana küfrü basıp balkona çıktım, sigarayı içime çekerken yatak odasından fısır fısır sesler duydum. Sibel kendi kendine mi konuşuyordu ki. Usulca gidip açık olan camdan perdeyi kaldırdım, Sibel yatakta değildi. Allah Allah bu kadının sesi nereden geliyor, bu saatte kimle konuşuyordu. Bak bak karşısındaki kimse beni çekiştiriyor.

Hırsızmışım gibi usulca camdan içeri sokuldum, Sibel gardolaba girmiş oradan konuşuyor.  “Havlu da ne ya, inana biliyor musun çok terlemişsin deyip sırtıma havlu koydu!” Sesi çok öfkeli sanki ağzına vurmuşum.

Bu kadın deli vallahi aklınca fısır fısır bana duyurmadan beni hikâyelere konu ettirecek. Kiminle konuştuğunu anladım sanki!