YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Nursel DURUEL..

Söyleşi: Gül PARLAK

Deneme: ŞAHİN TAŞ

Levent Karataş

Söyleşi: Bayram Sarı

2021 Dünya Öykü Günü Bildirisi

GÜLSER KUT-ARAT : 68 ve 78 KUŞAĞINDA AŞKA VE CİNSELLİĞE FEMİNİST BAKIŞ AÇILARI.

Öykü: Tayfun AK

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Şükrü ERBAŞ...

Öykü: Recep NAS

ŞİİR: NİHAT ZİYALAN - BALIKLAMA

Öykü: İlknur GÜNEYLİOĞLU - TÜRKİYE HARİKALAR DİYARINDA

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: YEKTA KOPAN...

Öykü: Ayten KAYA GÖRGÜN - KİMİNLE KONUŞTUĞUNU ANLADIM

M. Şehmus Güzel’den Ücretsiz E-kitap Uygulaması

Dilvin Yasa: Neden Ebeveynlerimizin Ölümlü Olduklarını Kabullenemiyoruz?

İlkay TUNA : MÜBADELE GERÇEĞİ ÇERÇEVESİNDE AREV ROMANI

DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Nemika Tuğcu        

KÜÇEREKLER, EPİZODLAR, ANLAR: Levent KARATAŞ

ÖYKÜ: SENGIIN ERDENE (RAHİME SARIÇELİK ÇEVİRİSİYLE)

Öykü: Buket DÜZGEN

Söyleşi: Bayram Sarı

Pandemi Günlerinde Yemek Fragmanları

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi akademisyenlerinden Doçent Ayşegül Türk ile “Yemek Fragmanları” başlıklı sergisindeki yapıtları üzerine söyleştik.

“Bu sergi nesne yemek üretim üssü olarak nitelediğim yemek fabrikalarına, üretim bandına, kimyasal kodlarla üretilen yemeklere, kameralar gözetiminde el değmeden ancak elle tüketilen aşırı sistematik laboratuvar fabrikaların çıktısı olan nesne yemeklere odaklanmıştır.”

Ayşegül Türk’ü tanıyabilir miyiz?

1968 Ankara doğumluyum. 1990 yılında Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Uygulamalı Sanatlar Eğitimi Bölümü Uygulamalı Resim Ana Sanat Dalında Lisansımı, 1994 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümünde Yüksek Lisans eğitimimi ve 1998 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümünde Sanatta Yeterlik‘imi tamamladım. 1995 yılında Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Uygulamalı Sanatlar Bölümüne Araştırma Görevlisi olarak girdim. Ve şimdi Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi  Sanat ve Tasarım Fakültesi  Görsel Sanatlar Bölümünde Doçent olarak çalışmaya devam ediyorum. Yurtiçi ve dışında kişisel ve karma sergilerde eserlerimle yer almanın yanı sıra kongre ve sempozyumlara bildirilerle katılmaya devam ediyorum.

Yemek Fragmanları düşüncesi nasıl oluştu?

İçinde yaşadığımız pandemi günlerinde yemekle, mutfakla ilişkimiz istemediğimiz kadar yakınlaşmıştır. Yakınlaşan bu ilişki özel yemek denemeleri ile devam etmiş;  ekmek yapımları ile devam etmesi sonucu dışarıda pişen yemeğe karşı mesafemizi düşünmemize neden olmuştur. Ben de tam bu noktaya dayanarak kendi mutfağımız ve kendi pişirdiğimiz yemek ile yemek fabrikaları ve ortaya çıkan yemek arasındaki ilişkiyi sorgulamaya başladım. Geçişkenliği ve zıtlıkları beni bu serginin kavramına ulaştırdı. İşte tam bu süreçte hazır yemek olarak bilinen ancak; benim nesne yemek olarak adlandırdığım yemekle ilişkimiz üzerine bir sergi yapmaya götürdü. Yemeğin bir takım parçaların yan yana gelmesi mantığı ile yemek fabrikalarında üretim bandı düşüncesi fragman olarak ele alınmıştır. Birleştiğinde bu fragmanlar yemeğin kendisini oluşturarak ortaya yenebilen hazır bir nesne çıkar.

“Yemek Fragmanları” serginizin çıkış noktasını hangi olgudan almaktadır?

Bu sergi nesne yemek üretim üssü olarak nitelediğim yemek fabrikalarına, üretim bandına, kimyasal kodlarla üretilen yemeklere, kameralar gözetiminde el değmeden ancak elle tüketilen aşırı sistematik laboratuvar fabrikaların çıktısı olan nesne yemeklere odaklanmıştır. Ayrıca bu nesne yemeklerin tüketildiği yerler olan AVM’ler fast food dükkânlarında tüketim alışkanlıkları ve tüketim biçimleri de serginin odağında yer almıştır. Nesne yemeğe dair her bir fragman bir imaj olarak düşünülmüştür. Fragmanlarda kullandığım imajlar buluntu olması ile her yerde karşılaştığımız fast food tarzına gönderme yapmak için düşünülmüştür. Sergimde kullandığım buluntu imajlar da şöyledir: Burgerler, peruklar, kameralar, tırtıl böcek ve sineklerdir.

Bunların anlamları için şöyle denilebilir: Peruklar insanın temsili için kullanılmıştır. Doğal yerine yapay olana yönelimin trend olduğu bu kaygan zemin yemekte olduğu kadar; saçta da kendini göstermesi için peruk görselleri kullanılmıştır. Saç doğal olanı simgelerken, peruk ise distopik üretim alanlarının yeni nesnesi olarak serginin imajları arasında yer almıştır. Hep birinin yerine ötekini koyan bu tavır aslında, gerçek ya da sahici olanın ne olduğunu ya da ne olmadığını sorgulamaya açar. Post truth çağın görüntüsüdür bu. Nesne yemekler gibi peruklar da organik olanla ilişkilendirilerek doğal olanın özlemini iğrenç duygusuna yapışık olarak yaratır. Bu düşünceye eşlik eden bir imaj da kurtçuk, sinek ve tırtıllardır. Görüldüğünde yok etme duygusunu tetikleyen bu imajlar doğal olana gönderme amacı ile kullanılmıştır.

“Yemek Distopyası” kavramından ne anlaşılmalı ve besin kimyası belleğini oluşturan sistemin amacı nedir?

Yemek fabrikalarında kameraların gözetiminde üretim bandında insan eli değmeden hazırlanan nesne yemekler endüstriyel ya da teknolojik bir görünüme kavuşurlar. İçlerine sızan gözetleme mekanizmaları ile oldukça sistematik bir şekilde tüketiciye nesne yemek olarak ulaşır. Doğala özdeş olarak tasarlanan yemekler artık gözetleme mekanizmaları ile yeni bir besin kimyası yaratırlar.  Tüketiciye yani yemek yiyene ulaşan nesne yemekler elle yenildiğinde artık bedene entegre olmaya başlar. Böylece gözetlenen bedene sızmaya başlayan gözetleme mekanizması ile beden MOBESE kamerasına döner. Elleri, derisi, ağzı, gözleri kameranın mercekleri ve hafızasını oluşturur. Hazır nesne yemeği yiyen bedenler artık her yerde herkesi gözetler. Artık birbirini gözetlemek serbesttir.  Böylelikle yemek mercek ve kayıt cihazı haline dönüşen beden, iktidarın gözü olur. Zaten laboratuvar gibi olan yemek fabrikalarından çıkan nesne yemeğin kameralarla dolaşıma girmesi yemeğin yersiz yurtsuzlaşmasını düşündürür. Yersiz yurtsuzlaşan yemek ancak bedenlerle buluştuğunda ikame mekânına kavuşur.

Araba lastiği, böcek ve peruk imgeleri fragmanınızda hangi anlamlara karşılık gelmektedir?

Nesne yemekler içerikleri kod, formül ve doğala özdeş ikame yapılarla oluşurken ortaya çıkan şey aslında; araba lastiği kadar sentetik bir üründür. Sistematik üretim bandından çıkan yemek gibi düşünülen şey çevremizde gördüğümüz herhangi bir temizlik sıvısına bile dönüşebilir. Mutasyon geçiren bedenlerin kaynakları yenilen içilenin içinde gizlenmiştir. Bu kodlar çözüldüğünde yeni bir yaşam biçimi düşüncesinin de doğma ihtimalinden söz edilebilir belki.

Nesne yemek temsili olarak hamburger, peruk, saklama kutuları, sinek, böcek, kurtçuk ve kameralar devasa ölçeklerde çalışılmıştır. Sentetik yarı saydam yüzeylere tıpkıbasımları olan devasa imajlar yapıları itibari ile fabrikasyon üretime gönderme yapar. Bıraktıkları izlenim oldukça ürkütücüdür. Büyük boyutlu imajların üzerine daha küçük ölçekte fragman adı verilen görüntülerin eklenmesi ile mekanın sesi yüzeylerin üzerinde hissettirilmeye çalışılmıştır.  Canlıymış hissini hatırlatması için bu fragmanlar çok katmanlı halleri ile uçuşarak şiirsel bir etki yaratırlar. Mekânın sesi yarı saydam sentetik yüzeydeki devasa imajlarla katman katman yan yana geldiğinde doğal olanın temsili olurlar.

Yemek Fragmanları serginiz ile izleyici üzerinde nasıl bir farkındalık yaratmak istediniz, serginiz süresince- yarattığı etki üzerinden- izleyicinin tepkisi nasıldı?

Öncelikle; izleyici üzerinde yapay ile doğal olan arasındaki gerilimi hissettirmek, ardından hazır olanın aslında hiç de masum olmadığını düşündürmek, sizin ayağınıza kadar gelen şeyin arkasının oldukça karanlık olduğunu düşünmesini istedim. Yalnızca siyah beyazın kullanıldığı bu sergide distopik olanın aslında sevimli olmadığını göstermeye yönelik olarak düşünülmüştür.

Yemek Fragmanları’nı sergilemeye devam edecek misiniz?

Yemek Fragmanları kavramına farklı bağlamlardan bakmaya devam edeceğimi düşünüyorum. Farklı malzeme ve anlatım dillerini deneyerek üretim sürecini devam ettirmek istiyorum.

AYŞEGÜL TÜRK  “YEMEK FRAGMANLARI” SERGİSİ:14 Ocak-24 Şubat 2021-

Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi, Osman Hamdi Bey Sergi Salonu, Ankara