
"gözlerin aklımdan çıkmıyor, Kiraz'ım
ruhumdan hayatımdan gitmiyor
hem gitmesin de ipek kızım,
incecikti ama dolduruyormuş meğer
boşluğumuzu sesin, bazen de kendisi
oluyormuş boşluğun şimdi olduğu gibi
hep mavi bir ses yakıştırmışım sana
mavi bir sessizlik, mavi bir mırıldan
ve bilmem ki mavi midir rengi o çiçeğin
adı 'unutmabeni' olan, sen benim için
artık o çiçeksin, o ipeksin, o kedisin"
HAYDAR ERGÜLEN
"aşk şiirleri antolojisi"ne Haydar Ergülen, "İdil'ime, Nar'ıma ve birbirlerine kavuşan Mısır'ıma, Kiraz'ıma" diyerek başlamış; yani kitabını bu dört ada sunmuş, armağan etmiş.
İdil eşi, Nar kızı... Ya birbirlerine kavuşan Mısır ve Kiraz kim?..
Mısır ilk kedisinin adı, Kiraz da onun yavrusu...
Ben, "gözlerin aklımdan çıkmıyor, Minik'im" diyorum.
"beni unutma" dedi 16 yıl sonra...
"Seni burada bırakabilir miyim
nasıl bırakırım seni burada
seni hiç bırakır mıyım
seni burada bıraksam gözlerini nasıl bırakırım" dizelerini Ergülen'den alıyorum ve ekliyorum, "sen benim kızımdın, gözlerimi bir görsen nasıl unutulmadığını anlardın ve Tekirdağ'da bir tepede bırakmak zorunda olduğumu da...
"Köpeğim akıllıydı" der NAZIM HİKMET
"Hayvanların çoğu insan gibidir,
Hem de iyi insan gibi.
Kalın boynu kıldan inceydi dostluğun buyruğunda.
Hürriyeti, dişleriyle bacaklarındaydı,
Nezaketi, tüylü uzun kuyruğunda.
Göresim gelirdi birbirimizi.
En büyük işlerden konuşurduk:
Açlıktan, tokluktan, sevdalardan" der.
İnsanları sevin; kanatlı, yüzgeçli, patili canları da sevin; hem de çok sevin.
Küçük köpek kaç gündür arkadaşı çocuğu arıyor kumsalda…
Arada bir koşuyor kendi kendine…
Koşunca arkadaşı gelecek sanıyor…
Nereden bilsin…
Bu mevsim ayrılık zamanıdır..
Dün gece ilk yağmur yağdı…
Çatılarda tıkır tıkır…
Küçük gölcükler oluştu sokakta…
Kediler saçak altlarına sığındılar…
Bu sonbahar yağmurları, sanki doğanın ayrılıklara ağlayışıdır…
BEKİR COŞKUN
Ben de ağlıyorum yağmurla birlikte, patili canların çaresizliğini düşündükçe...
BİRHAN KESKİN de susuyor; umutsuzca...
"soğuktu, ısınamıyorduk. Bu kadar yakınken.
Aramızda yalnızca o hava boşluklarının dolaştığı odalardaydık.
Biriken bütün rüzgârlar işte orada, o deniz kasabasında
o çok köpekli, çok rüzgârlı yerde patladı. İkimizi aynı
gökyüzüne baktıran, neydi o, ışık söndü. Sustum.
Sustum. Sustum. Sustum.
Bütün aşkların sonunda yaptığım gibi,
konuşmak hiçbir şeyi, hiçbir şeye ulaştırmıyordu.
Biliyordum."
Size o deniz kasabalarından birinden bir yontu sunuyorum sevgili okurlarım böyle güzel yontu gördünüz mü?
HOŞÇA KALIN

