Çünkü orada, Taksim´de, görmeye tahammül edemedikleri bir insan seli var. O selin içinde, aklından özgürlük türküleri geçen herkes var.
Eşcinsel olanı var, gökkuşağının altından geçeni var, cinsel kimliğinden haberi olan var, olmayan var, sesini duyurmak isteyen var, baskıya karşı gelen var, mobbing yaşamış olan var, bir türlü tutunamayan var, çok iyi tutunan var, ´herkesin aşkı kendine´ diyen çokkk var, ´karışma benim yaşam biçimime´ diyen var, o özgürlük havasını solumak isteyen var, bu konuda kafası rahat olan var, biber gazı yemek hepimizin davası oldu diyen var, herhangi bir azınlığa dahil olmadan da biber gazını tadacağını öğrenen var, hangi protestoya katılırsa katılsın faşizmden nasibini alan var, atanamayan öğretmen, hakkını arayan esnaf, ortak bir acıyı yaşayan binlerce insan var, var da var.
2003 yılında 30- 40 kişiyle başlayan Onur Yürüyüşü, yumak sarmalı gibi artıp büyüyerek 2013´deki o muazzam yürüyüş haline gelebildi, Güneydoğu Avrupa ve Orta Doğu´nun en kalabalık onur yürüyüşü haline gelebildi. Ben de oradaydım. Arkadaşlarımla buluşup yürüdük, başka arkadaşlara rastladık, heyyyy ´nerdesin aşkımm´ diye selamlaştık, alkışladık, pankartlara yazılmış çeşit çeşit yazıyı okuduk, çılgın kıyafetler ve makyajlar vardı, hayranlıkla izledik, karnaval gibi, oksijenin içine özgürlük karışmıştı, insan rahat nefes alıyordu.
LGBTİ haklarına dikkat çekmek için birlikte yürüdüğüm tanımadığım insanları tanımıyor olmanın hiç bir önem taşımadığı bir güzellik yaşıyorduk ve benim aklımdan şunlar geçiyordu, ´yanımdaki bu tanımadığım insan tıpkı benim gibi özgür bir ülke istiyor, o da insan haklarına ve yaşam biçimlerine tıpkı benim gibi saygılı.´ Bunu ya da benzer şeyleri düşünmenin mutluluğunu yaşıyorduk.
Aradan iki yıl geçti, dün iyiydi de bugün ne oldu, köprülerin altından hangi sular geçti? Deyin bakalım! Bu akp hükümetinin işi gücü nefreti bilemek, insanları kutuplaştırmak. İşin içine Ramazan vakti lâfını atarak havaya ilk biber gazını fışkırtıyorlar, mahalleliyi kızıştırıyorlar, konu mankenleri gerekli yerlere yerleştirilmiş, zaten çok da antremanlılar. Fakat halk da öğrendi, sırt çantasında limonu, suyu, ayağında rahat koşabileceği ayakkabıları, kafasında şapkası, bi yandan koşup bi yandan şak şak foto video çekiyor, sakin bir köşeden hoppppp you-tube!
28 Haziran 2015 günü İstanbul Valiliği tarafından engellenen Onur Yürüyüşü´nde pek çok kişi polis şiddetine maruz kaldı. Tepkiler büyüyor. Konuyla ilgili çok aydınlatıcı yazılar var. Başlıklar şöyle;
´LGBT´ler de mi darbe yapacaktı?´ / KAOS- GL
´Onur Yürüyüşü Komitesi´nden şiddete uğrayanlara çağrı´/ KAOS- GL
´TPD ve CETAD´tan ortak basın açıklaması: ´Cinsellik çok boyutludur´/ Türkiye Psikiyatri Derneği(TPD) ve Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği(CETAD)
´Belediyeler gökkuşağına boyandı´
İlk kez 2003 yılında 30 kişi bir araya gelmiş, biz de varız diyen cesur bir duruş sergilemiş.
2010 yılında 5 bin kişi
2011 yılında 10 bin
2012´de 20 bin kişi
2013´te 50 bin kişinin katılımıyla gerçekleşti.
Bu kalabalık artacak, giderek daha çok olacağız.
‘Görecek günler var.´