Babamdan aktarılan bir anı, evden aceleyle çıkarılıp tamire yollanması gereken Westing House marka bir buzdolabımız var, İncirlik´ten ayrılan bir aile elden çıkarmak isteyince almışız ama Adana´nın ortalığı kasıp kavuran bilindik yaz sıcağında bir gün bozulmuş, hemen yaptırılması gerekiyor, etler, meyveler, soğuk su filan, ihtiyaç var. Tamir ustası bulunuyor ama nakil ettirmek lazım. Babam bir taşıyıcı buluyor, eve getiriyor, işi söylüyor, buzdolabı çok ağır, şöyle güçlü kuvvetli iki adam bile zor taşır. ´Yaparız abi´ diyor, ´biz bunu iki kişi taşır, sonra da getiririz.´ ´İyi,´ diyor babam, ´götürün o zaman, iş sizin!´ ´Bey,´ diyor adam, ´saatine bak, kaç? Altıya on var. Bana dünyayı versen bu saatten sonra iş yapmam. Şimdi yengen çilingir soframı hazırlamıştır. Evime gidip keyif yapma vakti, yarın sabaha gelir taşırım. Haydi eyvallah!´
Baştan söylersek büyü bozulur diye hinlik ettik, tabii ki de adamlar Roman.
Seçim sonuçlarının beni çok mutlu eden bir kaç nedeninden biri de Özcan Purçu´nun CHP´den milletvekili seçilmesi oldu. Tanımazsın etmezsin, niye sevindin derseniz, çünkü Roman. Eşi ve iki çocuğu ile birlikte kayıt işlemlerini yaptırmaya gittiği anı görüntülemiş kameralar, eşinin kucağında mini minnacık kızı, kırmızı elbisesini yine kırmızı bir bandana süslüyor, şarkının sözlerine gönderme yapmışlar sanki ´kırmızıyı severler´. Sadece kırmızıyı mı? An´ı yaşamayı, müziği, düğünü, eğlenceyi, hayatı, saça iliştirilen bir çiçeği, saymakla bitmez. Özcan Purçu´nun Türkiye Romanları´nın sesi ve yılmaz bir savunucusu olacağına yürekten inanıyorum. Okuyucu yorumlarını tarayınca, bu düşüncemde yalnız olmadığı görüp daha da çok seviniyorum.
´Ayrımsız sorunsuz bir Türkiye için hayırlı olsun. Her düşünceden her inançtan her milliyetten insanların sesini duyurmaları gerekir. Yeter ki insanca yaşam için mücadele olsun.´
´Abe, yes - çok seslilik iyidir!´
´Benim için renk, dil, din, mezhep, felsefi düşünce, tabiiyet önemli değildir. İnsan olmak yeterli! Bir realiteyi de görmezden gelemiyorum; Romanlar sadece ülkemde değil dünyada hak etmedikleri şekilde karşılanır. Özcan Purçu kardeşime, yeni yaşamının hayırlı olmasını diliyorum.´
´Ayırlı olsun beyaa!´
´Tebrik ediyorum- gerçekten mutluyum - sanki medeni bi ülkede yaşıyormuşum gibi hissettirdi bu haber.´
´Umarım renkler yavaş yavaş çoğalır.´
Kutlama ve iyi niyet yorumları böylece sürerken, ben, rastgele, yorum yapanların profiline sızıyorum. İlk seçtiğim yorumcunun sayfasında Gezi Direnişi´nin sembolleşmiş bir fotoğrafı bana hoşgeldinizzz diyor, elinde dalgalanan Türk Bayrağı ile siyahlar giymiş bir delikanlı. İkinci profilde elinde ´en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü´ taşıyan Sayın Bahçeli var, e güzel! Üçüncü profilde karşıma Yıldız Kenter´in eskimeyen güzel yüzü ve sözleri çıkıyor: ´Babam Müslüman annem Hristiyandı. Bizim evde ´yalan söylemeyeceksin, çalmayacaksın, vicdanını temiz tutacaksın, insanlara yardım edeceksin,´ bunlar konuşulurdu. İşte bunlar bizim dinimiz oldu.´ Şansımı son kez deneyip dördüncü yorumcuya tıklıyorum, Mert Fırat elinde bir pankartla çıkıyor karşıma: ´yasalar kadınları korusun. İyi hal indirimi son bulsun´
Bütün bunlar tesadüf olamaz.
Ayrımcılığa karşı çıkan tüm insanlara selam olsun. Özcan Purçu Romanların sesi, yılmaz savunucusu olsun.