- 1940’lı yılların anısına-
Akdeniz’den kalkar sümbül baharı
Kervan kervan gider göçümüz bizim
Gülnar taş ülkesi kayrak diyarı
Toprak mı gördü ki kıçımız bizim?
Kara löküm kükrer boz daylak bozlar
Aşılırdı yol yol tepeler düzler
Renklerle yazardı gelinlik kızlar
Elvan elvan nakış tacımız bizim.
Deli poyraz eser dondurur kanı
Canından bezdirir yoksul insanı
Yokluk üstünedir Yörük destanı
Erkence ağarır saçımız bizim.
.Keçimiz melerdi oğlaklar meler
Koyak koyak yankır sesle sevgiler
Göç yolunda doğdu kimi bebeler
Yiğitti anamız bacımız bizim.
Teknecik sarp geçit gün görmez boğaz
Ayaklar yalındı havalar ayaz
Çekilen acılar kitaba sığmaz
Dünyaya gelmek mi suçumuz bizim?
Akkorum Söğütçük unutmaz bizi
Kalmıştır yollarda geçmişin izi
Kıtlık boş koysa da ellerimizi
Umutla doluydu içimiz bizim.
Akova baş yayla erilecek yer
Düşe kalka gidip varılacak yer
Kara çadırlara girilecek yer
Güzün gene başlar maçımız bizim.
Babacan’ım söyler toprağa- taşa
Her yaşta tuz olduk ekmeğe- aşa
Yılmadan direndik yağmura- yaşa
İnat hocamızdı keçimiz bizim
( Not: Gülnar/ Eskiyörük Köyünde bir göç güncesidir.)
Kervan: Deve dizisi Lök: Erkek deve Daylak: Genç dişi deve
Kıç: Oturak Koyak: İki dağ veya tepe arası
Teknecik, Akkorum, Söğütçük, Akova: Yer isimleri.

