Salih KOÇ


12 EYLÜL

Bundan kırk bir yıl önce ülkemin üstüne bir oyun oynandı. Her oyunda bir de rakip olur ya! Bu oyunun da rakipleri belliydi


Bundan kırk bir yıl önce ülkemin üstüne bir oyun oynandı. Her oyunda bir de rakip olur ya! Bu oyunun da rakipleri belliydi. Genç kuşaklar için söyleyecek olursak rakiplerin biri ‘’sağ’’ diğeri ise ‘’sol’’ şeklindeydi. Daha başka gruplarda vardı ama onlar için alt ligdeydi diyelim. Örneğin ‘’İslami kanat’’ gibi. Ne de olsa ülkemiz üzerinde oynanana ‘’oyun’’ dedik ya. Konuyu biraz basit ve anlaşılır olarak anlatmak istiyorum. Malum halen bu oyunun ne olduğunu anlayamayan o kadar çok insan var ki…

Bu grupları şöyle kabaca değerlendirecek olursak. ‘’Sağ’’ kendi içinde nüans farkıyla bölünmüş gibi görünse de genelde tek yumruk sayılırdı. Rakibi ‘’Sol’’ için aynı şeyleri söylemek mümkün değil elbette. Takımları kuranlar, birbirine rakip edenler işlerinde çok usta ve deneyimliydiler. Her iki grupta da memleket sevgisi tavan yapmış bir durumdaydı. Bir grup ‘’Milliyetçi Türkiye’’ derken, diğer rakip grup da ‘’Bağımsız Türkiye’’ diyordu. Cılız da olsa diğer alt kümedeki üçüncü grup da ‘’Kurtuluş İslam'da’’ diye slogan atıyorlardı. Buraya kadar durum kısa özetle böyle veya buna yakındı.

O yıllara gelmeden önce (1980) dünya emperyalist güçleri ‘’Globalleşme’’ diye bir söylem ortaya atmışlardı. Ve dünyada artık kamunun üretimden çekilmesi ve elindeki kamu mallarını özelleştirerek elden çıkarması gerektiği üzerineydi bu söylem.

Maşallah Cumhuriyeti kuranlar hiç de boş durmamış elli altmış yılda o kadar çok kamu malı çoğaltmışlar ki, emperyalist güçlerin iştahını kabartıyordu. Bunun için Mevcut hükümete tarihte 24 Ocak Kararları diye bilinen bir kara bile aldırmışlardı.

Her şey güzelde bu kadar kamu malını nasıl özelleştireceksin. Ülkede iki milyondan fazlaca örgütlü bir sendikalı işçi var. Arada çatlak ses çıksa da genellikle yurtsever liderler sendikaların başında. Bu şartlarda kamunun malını, Cumhuriyetin birikimlerini özelleştirmek mümkün mü? İstersen bir dene! Bu güce seçim ile işbaşına gelmiş hükümetlerin dayanması olası değil.

Emperyalist güçler örgütlü işçileri aşamayacaklarını, onları ikna edemeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Dünyanın diğer yerlerindeki örneklerden deneyimliler. Durum böyleyse ne yapmak lazım? Bir oyun kurmak ve kardeşi kardeşe kırdırmak lazım. Nitekim başarılı da oluyorlar. O yıllarda her gün faili meçhul cinayetler işleniyordu. Yitip gidenler ülkenin yetişmiş değerleriydi. Ülke çapında kamuoyu da bu yönde bir beklenti içine sokularak nihayet 12 Eylül 1980 yılında oyunun ilk perdesi oynanmaya başladı. Sonrası malum. Bir yığın anti-demokratik uygulamalar. Cezaevleri işkenceler, sakat kalanlar, yargılamalar. İdamlar. ‘’Asmayacaktık da besleyecek miydik?’’ söylemleri. Tabi kaybeden ülke oldu. Elde avuçta ne kadar kamu malı varsa özelleştirme adı altında elden çıkarıldı. Genellikle de en önemlilerini yabancılar aldılar.

O gün bu gündür kâğıdı bile dışarıdan almaktayız. Daha gerisini saymaya gerek var mı bilemiyorum. Bizim kuşak bilgiye ulaşmada ansiklopediyi kullanırdı. Yeni kuşak bu bakımdan şanslı. Merak ederlerse ‘’Türk Malı’’ zannettikleri markalara, fabrikalara, stratejik kuruluşlara baksınlar bakalım… Kimin malı haline gelmiş?

İşte kısa bir 12 Eylül özeti hikayesi okudunuz…



YAZARLAR

  • Pazartesi 34.4 ° / 22.7 ° Açık hava
  • Salı 36.2 ° / 23.3 ° Bulutlar
  • Çarşamba 35.9 ° / 22.3 ° Bulutlar
  • BIST 100

    1.419%0,00
  • DOLAR

    8,6566% 0,11
  • EURO

    10,1509% 0,11
  • GRAM ALTIN

    487,74% 1,50
  • Ç. ALTIN

    804,771% 1,50