Tuba Dere: “Roman kahramanlarının varlığı gerçek kişiler gibi benim hayatımda.”

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: İRFAN YALÇIN

Şiir: Alişer AVCI - SABAH SERİNLİĞİ

Öykü: Hatice DÖKMEN - R’leri Söyleyemeyen Çocuk

Deneme: Bayram SARI - Asılacak Kadın

FİLM ANALİZ: Şükran Çamaşırcı - TEPENİN ARDI

Öykü: Sırrı AYHAN

DİSTOPYANIN DÖNÜŞÜ

Recep NAS’ın çevirisiyle: Louise GLUCK- Bir Sadakat Efsanesi

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: MURAT YALÇIN

ÖYKÜ: Kader MENTEŞ BOLAT - SIRADAN BİR GÜN

ÖYKÜ: İlknur Güneylioğlu - CILIZ BULUŞMALAR

ŞİİR: Kara Topraklarda Patlayan Uçurumlar/ Onur Sakarya

KADINLARDAN: “UYKULARINIZ KAÇSIN!” ORTAK BİLDİRİSİ…

Söyleşi: Yaşar SEYMAN - “O KADINLAR KENDİNİ YENİDEN YARATAN KADINLAR”

Saba ÖYMEN : Bir yaz akşamında ev düşüncesİ

ÖYKÜ :Meliha Yıldırım - DUMAN

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Erendiz ATASÜ...

Hatice Sönmez Kaya: KADIN SESİNİ YAZIYLA YÜKSELTMELİ

İlknur Güneylioğlu İLKAY TUNA İLE SÖYLEŞİ

YAZI: Hülya SOYŞEKERCİ

ÖYKÜ: Kader MENTEŞ BOLAT - SIRADAN BİR GÜN

Kader MENTEŞ BOLAT - SIRADAN BİR GÜN

Kader MENTEŞ BOLAT

SIRADAN BİR GÜN

Bu saatlerde uyanması hayra alamet değil! Ev sahibinin dünkü çıkışından etkilenmiş olmalı. Ona, biriken kira borçlarını ödemesi için bir ay müddet verdi yoksa kapının önünde bulurdu kendini. Emin Bey, sinirli sinirli konuşurken bizimki, ha bire gömlek cebini sıvazlıyordu. Sabahleyin erkenden evden çıktı. Kapıdan çıkarken ritüelini yerine getirmeyi de ihmal etmedi. Bir bardak su gördü işini. Arkasından döken olmayınca kendi başına halletti. Bir yandan da  1 -7- 9… rakamlarını tekrarladı. Yakınlardan gelen ıhlamur kokusunun peşine takıldı hiç düşünmeden.  Kasaba kütüphanesinin önünde onunla karşılaştı. Gözlerinde bulutları taşıyan kumral, zarif başa belli belirsiz gülümsedi. Kadının bakışlarının etkisiyle gayri ihtiyari takibe koyuldu.

Aceleci at arabası çamurlu su birikintilerini sağa sola sıçratarak geçince irkildi. Kadın, eteğinde oluşan koyu lekeyi incelerken, dönüp göz ucuyla ona baktı. Adam, sabah vakti yol alan bu karşılaşmanın verdiği hazla, alaycı gülümsedi. Kadın, yol üzerindeki terzi dükkânına uğrayıp bir süre oyalandı. Adam da karşı kaldırımda, elindeki gazeteyle yüzünü gizleyerek onu izledi. Kadının üzerindeki çiçekli elbiseyi ve terzinin eteğini teyelleyişini…

 Bahar, tüm renklerini toplayıp gelmiş gibi… Sesli de söyledi, bu cümleyi.

Onu dükkânda bırakıp yola devam etmeye razı olmasa da meydandaki saat kulesinin sesi hatırlattı, evden niçin erken çıktığını. O buğulu gözlere son kez bakıp içinden veda etti adam.

Panayır yeri gibi sokaklar. Rengârenk giysili çocuklar akıyor sokak aralarından. Balonların ipleri bırakılıyor bilinmezliğe. Alice’in Harikalar Diyar’ına açılıyor kapılar sanki birer birer.

Eğlenceli kalabalığın peşine takıldı.  Oyunlarına katılmak, ellerindeki bayrakları sallamak isteğiyle doluydu içi. Yüreği ağzında, sırada ne var? diye düşünüyordu. Saklambaç, körebe, dokuz kiremit…

“ Bir eli alnında siper, sayılara gülümser. Ne yan gelip yatar ne bire bin katar.”

Aklına gelen tekerlemeyle çocukluğunun koridorlarında gülümseyerek gezindi. Bir çocuğun cırlayan sesiyle kendine geldiğinde 1- 7 - 9… saymaya başladı yine.

Kaldırımdaki karoları birer ikişer atlayarak yol aldı. Rakamları tekrar etmeye de… Unutmaya niyetli değildi. Karşı kaldırımdaki vitrinde yansımasını görünce, elini saçına götürüp düzeltti. Dağınıklığa tahammülü yok!

Yanından geçen tek gözlü kediden tedirgin olup pantolonunun paçasını üst üste birkaç kez silkeledi, o da yetmeyince cebinden kâğıt mendilini çıkarıp sildi. Bakışları gerideydi. Kedi gözden yitene kadar savunma kalkanını indirmek istemiyordu.

Ana caddeye çıkınca rahat bir soluk aldı. Karşısına çıkan seyyar satıcının tezgâhındaki mısırlar iştahını kabartsa da satıcıya selam verip yoluna devam etti.

Saatine bakınca adımlarını sıklaştırdı, tıslama şeklinde bir ıslık döküldü dudağından. Kendisine bakanların yüzünde herhangi bir iz bırakmadı. İfadesiz, tüy gibi hafifçe kat etti sokak aralarını. Bir anlığına dönüp baksa da göz hizası hep ilerideydi.

Ne kadar yorulduğunu hissettirdi bacakları bir müddet sonra. Gün boyu geçtiği sokakların yorgunluğu bedenini sarsa da aklındakini gerçekleştirme isteği, ağır bastı. Akşamüstü esmeye başlayan melteme bıraktı kendini.  Esintinin etkisiyle yüzünü buruştursa da aksiliklerin keyfini bozmasına izin veremezdi. Koltuk altından yükselen ekşimsi kokunun etkisiyle sarsıldı. Kat etmesi gereken yolun farkında, eve dönünce yapacağı ilk işin de.

Hedefine yaklaşan tazı çevikliğiyle adımları hızlandı, köşeyi dönünce karşısına deniz çıkmış gibi sevinerek. İşte bayi tam karşıda!

Son bir gayretle adımını attı. Dükkânın loşluğunda önce adamı seçmekte zorlandı. Başıyla selamlayıp kazanan numaraları sordu çabucak. Dükkân sahibi iyi görünmediğini, biraz soluklanmasının iyi geleceğini söylese de aldırış etmedi. Ceketinin iç cebindeki kuponu çıkarmaya çalıştı. Nafile…

Gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibiydi. Sakinleşmeye çalışarak gözlerini kapattı, sabahtan beri tekrar ettiği rakamları tek tek hatırlamaya çalıştı.

 Duvardaki ekrandan kazanan numaralar akarken yüzü beyaza kesildi adamın. Gözlerinin önünden, Emin Bey’in kızgın sureti geçti.

1- 7- 9… neydi diğer rakamlar, neydi derken dükkânın ortasına yığılıp kaldı.


Haber Kaynak : ÖZEL HABER