Her ülkede; sistemi veya rejimi ne olursa olsun siyaset vardır. Bu ülkeyi yönetme, milleti belli bir istikamete çekme sanatıdır.Kültür işidir.Cesaret,sabır,ikna etme gücüdür. Siyaset çok yönlü bir sanattır. Zeka, akıl kültür, bilim yolunda birikim gerektirmektedir.
Yapısında çatışma, zıtlaşma, atışma ve söz düellosu da vardır. Fakat sakin geçmesi mantıklı ve düzeyli bir dil kullanılması iyi siyaset için geçerli unsurlardır. Bunların yanında hatibin veya liderin fiziki yapısı, hitabet gücü, ses tonu dahi doyurucu etkenlerdir.
Maalesef ülkemizde siyaset dili ve tartışması uygun düzeyde olmayıp üzücü, milleti tedirgin edici seviyede bulunmaktadır. Dış ülkelerde ABD´de dahi böyle seviye dışı mücadeleler olduğu görülmekle beraber yurdumuzdaki Türkiye Büyük Millet Meclisindeki tartışmalar ve siyasetin bürokrasiye, yargıya yansıyan tarafları daha üzücü bulunmaktadır.
Bunda iktidarın daha sorumlu olduğunu düşünmek gerekir. Nitekim iktidar sayı çoğunluğuna sahip ve devlet yönetimini elinde tutan bir güç, otorite konumunda bulunmaktadır. Bu itibarla muhalefete nazaran daha çok sorumluluk taşıması bakımından muhalefetten daha sabırlı, tahammüllü bulunması ve şiddetli karşılıklara sebebiyet vermemesi ve daha fazla toleranslı olması işin mahiyeti icabı gerekli ve doğru olmalıdır.
Muhalefetinde olgun ve espirili bir muhalefet yapması, öfkeyi önleyici sebeptir. Dikkat çeken bir husus da şudur Türkiye Büyük Millet Meclisinde muhalefetin her önergesi red edilmekte, muhalefet ise iktidarın her teklifine muhalif oy kullanmaktadır. Acaba iki tarafın da red yerine olumlu oy kullanacağı hiçbir teklifi ve önerisi yok mudur? Varsa bile belki yüzde bir civarındadır. Bunun aksi ile makul taleplerin iki tarafın oyları ile desteklenmesi önce ülke yararına sonra siyasetin olgunlaşmasına sebep ve kaynak olacaktır.
İktidarın öne sürdüğü teklifler çok dikkatle hazırlanmalı, gelecek on yılların, yüzyılların beklentilerini müspet karşılayıcı olmalıdır. Kişisel ihtiraslar siyasette yer almamalı, siyasetin konusu birikmiş, yoğunlaşmış milli yararlar üzerine inşa edilmelidir. Yenilikler milli ihtiyaca, dünya siyasetinin geleceğine uygunluğu olacak şekilde bulunmalıdır. Yenilik adı ile yıkım ve bozum yapılmamalıdır. Gerekli ise yenilik için müsait şartları ve zamanı kollamalıdır.
Tufan ALPAT Emekli Hakim