Turist konusu ülkemiz için önemli bir hadisedir. İç turizm yanında dış turizm ileri derecede bir kazanç yoludur ve bir kültür ve medeniyet gereğidir. Ülkeler arası kültür alışverişi olup her ülke için aranan beklenen bir döviz yoludur.
Ülkemiz turistik açıdan güzelliklerle dolu, şirin, cazibeli bir ülke olup her tarafı ayrı ayrı turistik değer taşımaktadır. Dağ turizmi, deniz ve eğlence turizmi yurdumuzun yaygın olan özelliğidir.
Bu kadar önemine rağmen turist turlarında, turistik turlarda, turistik tesislerin araçlarının arıza yaptığı, can kaybına sebebiyet verdiği medyadan öğrenilmektedir. Bu kadar önemli iş dünyasında tesislerin arabaları acaba bakımsız mıdır, kullananlar mı yetenekli değildir? Zira yakın geçmişte üst üste vakalar olmuştur. Tesislerin araç ve sürücü bakımından daha dikkatli olmaları, itina göstermeleri gerekli bulunmaktadır.
AÇLIK GREVİ
Demokraside grev sosyal haktır ve çok önemlidir ancak açlık grevi cana kasdedilen, canı pahasına girişilen bir eylem olup tehlikelidir ve çok manidardır. Bu grev uzatılmış ise tehlikesi daha büyümüş ve yakınlaşmıştır ancak ne var ki insanlar iş kaygısı ile, geçim kaygısı ile bu duruma düşmemelidir. Fakat zaruret bunu gerektirmiş veya mağduriyet kişiyi ağır şekilde maddi ve manevi olarak ezmiş ise bu kişilere acımak ve hak vermek gerekir.
Lakin yazıya konu olan akademisyen ve öğretmenin konumunu irdelemek gerekirse;
Görevden alınmalarında haksızlık olup olmadığı bizim bilgimiz dışındadır ancak bir mahkeme hükmü olmadan KHK ile görevlerinden alınmış olmaları kendilerini mağdur etmiş olabilir. Kişiyi mağdur edici hareketler belli bir araştırma sonucu alınana kadar endişe verici olabilir. En doğru hareket bu mağduriyetlere sebebiyet vermemektir. Zira demokrasi bazı yönü ile ülkemizde yanlış anlaşılmakta veya yanlış uygulamalarla, siyasi alınganlıklarla zedelenmektedir. Bu sebeple bu grevdeki iki insanı normal siyasi ve hukuki mücadele mümkün iken canına kıyma yoluna gitmelerini doğru bulmuyoruz. Gece evlerine gidip gündüz meydana çıkışları şık bir olay değildir. Evlerinde de bu grevi yapıp gazetecileri evlerine davet edip kamuoyuna görülmeleri mümkün idi. Böyle olmayıp işi meydana taşımalarında kamunun ilgisini daha çok çekmek düşüncesi olabilir. Fakat hiç kimse kamunun ilgisi için canına kıymak hakkına sahip değildir.
Ancak onların bu yanlış harketleri karşısında devletçe hastaneye kaldırılmaları gerekirken mahkeme kararı ile cezaevine alınmalarında da şık ve haklı bir durum bulunmamalıdır. Temenni ederiz ki cezaevinde inatlarından vaz geçerler ve gerçek hukuki, siyasi mücadeleye girişirler.