Doğuştan vefat edinceye kadar geçen süreye hayat diyoruz. Bu süreç herkes için değişiktir. Herkes içinde safha safhadır. Bazen doğuştan itibaren mutlu bir hayat başlar ve devam eder. Aile içinde herkes sağlıklıdır ve birbirini sevmektedir. Ortalama bir hayat seviyesi vardır. Herkesin işi gücü vardır. Bu hayat sürecinin olumlu ve mutlu yanıdır. Aile içinde can kaybı, sağlık kaybı,ileri derecede hastalık gibi kaygılarla hayat süreci burada zedelenir ve acılar başlar.
Yahutta acı veren hadiseler doğuştan itibaren mevcuttur. Hayat genel anlamda mutsuz bir safhadır. Bazen bu haller sonraki yıllarda tecelli eder. Fakat ihtiyarlık ayrı bir farklılıktır. Belki ömürün uzamış olması sebebiyle bir iftihar vesilesidir. Büyümüş bir aile sonsuz derecede mutludur. Fakat ihtiyarlığın her halini mutlu saymak mümkün değil ve zordur. Nitekim insanda güç azalmış, başkasına muhtaç olma dururmuna düşmüştür. Bu da hayatın doğal zorluklarıdır.
Bu son taraf hayatın arızalı yönü olup aile yakınlarının samimiyeti, yakınlığı ile bertaraf edilebilir. Fakat hayatın hangi safhası olursa olsun hale razı olmak her yokluk ve zorluk içinde bir başarı aramak, bir çözüm bulmak mümkündür. Bu lüzuma dikkat ve itina göstermek gerekir. Aksi halde hayat süreci çekilmez hale gelir ve ızdırap dolu olur.
Böylece hayatımızın devam eden sürecini mutluluk anı olsun, arızalı anı olsun dikkatle ele almak, yılmamak ve çare üretmek insan olmanın borcudur ve yüce Allah´ın kullarına bahşettiği bir imkan ve güç yoludur. Buna inanıp güvenerek ve insanlığın onuruna, gücüne dayanarak zorluklarla mücadele etmek, bir köşeye çekilmemek, şahsı, ailesi ve ülkesi için çalışmak insanlığın onuru, varlığın sebebi olarak ele alınmalıdır.
Hayata küskünlük, hadiselere kırgınlık insan olma vasfına ve insan onuruna uygun düşmez. Her yaratılan konumu ne olursa olsun azmetmek ve çabalamakla yükümlüdür.
Bütün bu sebeplerle hayat hadiselerle dolu olup acı ve tatlı haller için herkesin hazırlıklı bulunması, akraba ve komşuların birbirine destek olması bunlar olmadığı takdirde başta belediyelerin ve devletin sosyal haklar konusunda samimi, ciddi ve anında hazır bulunması sosyal hukuk devleti olmanın ve daha özetle ve kesin olarak insan olmanın sebebidir.