Bir televizyon kanalında şoförler konuşuyordu. Çoğunluğu uzak yol tır şoförü gibi kişilerdi. Anlattıkları benzeri şeylerdi. Uzak yol sebebi ile ailelerinden ayrı kalmaları, aile işleri ile uğraşamadıkları, uykusuz kaldıkları, ev yemeklerinden mahrum kalışları bütün bunlara rağmen işlerini sevdiklerini, hayatta boş durmak olamayacağını esprilerle anlatıyorlardı.
Şehir içi taksi şoförlerinin de şikayetleri, haklı sözleri vardı. Büyük şehirlerde trafik sıkıntısı, korsan çalışanlar ve şoförlerin hayati tehlikeleri anlattıkları konulardı.
Hepsine hak vermek gerekir. İşleri zahmetli, mahrumiyet gerektiren, yorgunluk veren iş türleriydi. Fakat uzun yol şoförlerinin bilhassa tır kullanan şoförlerin yurt dışı işleri dünyayı tanıma açısından kendilerine zevk verdiği gibi yıllardır alışmış oldukları veçhile normal hale gelen bu hayattan mutlu oldukları seziliyordu.
Ancak uykusuzluk, aşırı yorgunluk kazalara sebebiyet veren işlerinin kötü yönü bulunduğu gibi ailelerinden günlerce uzak kalmaları da sosyal açıdan mahzurlar teşkil ettiğinden bunlar için erken emekli olma veya başka haklardan yararlanma yönünde devletçe çalışmalar yapılması gerektiği de akla gelmektedir. Elbette bunlar için mahrumiyetlerini azaltıcı, giderici sosyal ve hukuki haklar vardır ve bulunmalıdır.
Şehir içi taksilerinde ise can güvenliği her şartta devletçe sağlanmalı ve en mukaddes olan yaşama hakları teminat altına alınmalıdır.
EMEKLİLİK İŞLERİ nüfus çoğaldıkça emekli sayısı artmakta fakat emeklilik hakkı kazananlara emeklilik maaşları seneler sonra belli yaş rakamlarında verilmektedir. Bu, hukuka ve insan haklarına aykırıdır. Zira işçi veya memur, kamu görevlisi emekli hakkını kazanmış her kişi müktesap hak sahibidir. Yani kazanılmış hak sahibi olup o anda hakkına kavuşmak durumundadır. Mali imkan gibi sebeplerle bu hakkı geriye almak, süreyi uzatmak sosyal hukuk devletine uygun düşmeyen devlet yetkisi uygulamalarıdır. Hiç bir sosyal hukuk devletinde buna yer olmamalıdır.
Bunun için nüfus artışı ne kadar önemli ise de vasıflı artış esas olduğu gibi kamusal ve özel iş alanlarının genişletilmesi, çoğaltılması, vergi sisteminin adil uygulanabilir hale getirilmesi, devletin bazı kurumlarda girişimci olarak gelir sağlayan görevler yapması, devletçe israfın önlenmesi eskiden olduğu gibi emekli sandığının gayrimenkullerinden gelir sağlanması fakat buraların bazılarınca çiftlik gibi kullanılmaması özetle devletin gelirini artırıcı adil ve mümkün imkanlar sağlaması zarurettir ve bu haksızlığın önlenmesinin de tek çaresidir.